Türkiye'yi sarsan çelişki
Konuya ilişkin araştırmalarını “Apo ve Pilot- PKK’nın MİT’olojik tarihi” isimli kitapta toplayan Gazeteci-Yazar Necdet Pekmezci, Ergenekon’un uzantıları ve PKK bağlantılarına işaret eden çarpıcı tespitlerde bulunuyor.
Teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın, son açıklamalarında Ergenekon terör örgütü üyeleriyle defalarca görüştüğünü, bazı üyelerin kendisini ziyaret ettiğini belirtmesi bu konudaki iddiaları güçlendirirken Necdet Pekmezci’nin kitabında yer alan bilgiler de dikkate değer.
“At izinin, it izine karıştığı bu günlerde, her yol Ergenekon adı verilen ve bir birine benzemeyen kişilerin oluşturdukları iddia edilen bir yapıya çıkartılıyor. (…) Her tartışmada olduğu gibi, badireli yolda önemli kilometre taşlarından biri PKK ve Abdullah Öcalan!” diyen Pekmezci, şu soruları yönelterek cevap arıyor:
“Abdullah Öcalan derinliklerin neresinde?
Öcalan’ı yanında çaycı olarak çalıştıran ve Milli İstihbarat Teşkilatı’nın yan kuruluşu olduğu öne sürülen Türkiye Fikir Ajansı’nın sahibi Refik Korkud (Yiğitbaş) kim, şimdi ne yapıyor?
Peki Öcalan’ın PKK’nın kuruluşunu finanse ettiğini öne sürdüğü ve yüzbaşı rütbesi ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görev yaptığını açıkladığı Ağrılı Pilot Necati Kaya, kimin adına derin ilişkilere girdi?
12 Mart’n ünlü savcısı ve Devlet eski Bakanı Baki Tuğ’un, Abdullah Öcalan’ın serbest kalmasında bir ihmali var mı?
Kaçıncı cumhurbaşkanının oğlu da Abdullah Öcalan’ın elebaşısı olduğu eyleme katıldı, ancak gözaltına bile alınmadı. 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Abdullah Öcalan için ne dedi?
Merhum gazeteci yazar Uğur Mumcu’nun iddia ettiği gibi Abdullah Öcalan’ın yargılandığı Şafak Bildirisi davasında Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan savcı Baki Tuğ’a ‘Öcalan, elemanımızdır’ mealinde bir not gelmiş miydi?
Ve Pilot Necati Kaya, Öcalan’ın iddia etitği gibi TSK’da görev yapmış mıydı?
1994 yılında Meclis’ten yaka paça atılan DEP’li vekillerden 4’ünü kim serbest bıraktırdı?
Soruların cevapları ile ilgili kısa ayrıntılarsa şöyle:
Eylemci Korutürk
12 Mart’ın Abdullah Öcalan’ın derinleşmesinde katkısı büyük. (…) Yasadışı gösteriye katıldıkları gerekçesiyle uzun yıllar cezaevinde kalan, yaşamları başka çizgiye savrulan çok sayıda öğrenci vardı. Abdullah Öcalan gibi derin şanslılarda.
Demirel, “Keşke Tuzluçayır’da öldürülseydi”
Süleyman Demirel, 40 yıla yakın Türk siyasetinde var, hala da etkisini sürdürüyor. (…) Abdullah Öcalan’ın 12 Mart muhtırasından sonra yükselen grafiğini de yakından bilen bir isim Demirel. (…) 1989 yılında küçük odanın sadece bir tek konuğu vardı. Demirel, bu şahsı karşısına aldı ve uzun uzun PKK’nın eylemlerinden ve ülkeye verdiği zararlardan söz etti. Konuşmasının sonunda ise ağzındaki baklayı açığa çıkardı:
“Abdullah Öcalan’ın İstanbul’dan Ankara’ya gelmesine keşke izin verilmeseydi. O zamanlar Dev-Genç’i bölmek için böyle bir yol izlendi… Kürt gençlerini Marksistlerin elinden kurtarmak ve Dev-Genç bölünmek istendi. Bunda başarılı olundu olunmasına ama Abdullah Öcalan yağdan kıl çeker gibi kaydı gitti. Keşke Tuzluçayır’da öldürülseydi!”
DEP davasına dışarıdan müdahale edildi
Doğu ve güneydoğundan sıra sıra bayrağa sarılı şehit tabutları geliyordu. Hanelerden feryat yükseliyor, gidişattan sorumlu olanlar ellerinin altındaki Demokrasi Partisi’ne(DEP) uzanıyordu. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller, ortağı SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın’ın mutedil davranmasını fırsat belleyerek Meclis’teki DEP’lileri eşkıyanın işbirlikçisi ilan ediyordu.
Çiller’in çıkışı, Meclis’te 2 Mart 1994 tarihinde olağanüstü hal yaşanmasının yolunu açıyordu. (…) TBMM’de yapılan oylamada DEP milletvekilleri Orhan Doğan, Hatip Dicle, Leyla Zana, Ahmet Türk, Sırrı Sakık ve bağımsız milletvekili Mahmut Alınak’ın dokunulmazlıklarını kaldırılmış ve Ankara 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi, Kürt milletvekilleri hakkında ‘derhal sorguya alma’ emri veriyordu.
(…) 16 Haziran 1994′te Anayasa Mahkemesi, 7 Mayıs 1993′te kurulan Demokrasi Partisi’nin kapatılmasına ve 5′i cezaevinde bulunan 13 milletvekilinin tümünün dokunulmazlığının kaldırılmasına karar veriyordu. 1 Temmuz 1994′te Selim Sadak da gözaltına alınıyor ve 12 Temmuz’da da tutuklanıyordu. 3 Ağustos 1994’te tutuklu bulunan 6 eski milletvekiliyle başlayan DEP, 8 Aralık 1994′te sonuçlanmıştı.
(…) Yargıtay 9’uncu Ceza Dairesi, Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan ve Selim Sadak'ın 15'er yıl, Mahmut Alınak ve Sırrı Sakık’ın 3'er yıl 6'şar ay hapis cezasını onayladı. Alınak ve Sakık cezaevinde yattıkları sürerek göz önünde bulundurularak tahliye ediliyorlardı. Yine aynı kararda cezaları bozulan Ahmet Türk ve Sedat Yurttaş da tahliye ediliyorlardı.
Buraya kadar yazılanlar DEP’in de Türkiye’nin de resmi tarihiydi. İşin bir de gayrı resmi yanı vardı. Öveçler semtindeki mütevazı büroda sohbet yine derinliklerdi; DEP davasının üzerinden 14 yıl geçmişti, AB süreci vs derken hükümlü DEP’liler de çoktan tahliye edilmişlerdi.
Tesadüfen büroda bulunan R. derin ilişkileri anlatırken DEP davası ve tahliye sürecine dikkat çekiyordu. Anlattıkları derin tarihe ters düşmeyen cinstendi. Sürecin içinde yer aldığını üzerine basa basa tekrarlıyordu. DEP davasına “derin” müdahalenin olduğunu usul usul anlatıyordu. Özellikle tahliye olan kişilerle ile “derin” müdahalenin yapıldığını söylüyordu.
Mahkeme ve Yargıtay aşamasında tahliye edilen şahısların bu derin müdahaleden bilgisi var mıydı yok muydu, R. bu konuda fikir yürütmüyordu. Müdahalenin içsel de dışşal da olabileceğini özellikle vurguluyordu: “DEP davasına dışarıdan müdahale edildi. Özellikle belli kişilerin tahliye edilmesi için birileri devreye girdi. Tahliye edilen kişilerin bu müdahaleden bilgileri var mıydı yok muydu bilemem! Bildiğim şey, yargılama sürecine müdahil olunduğu.”
R’nin iddiaları mühim, kendisi de yabana atılacak biri değildi. Yargı çevrelerini iyi tanıyordu. İsim vermese de yaşadıklarını, tanıklıklarını anlatıyordu: “DEP davasının sonlarına yaklaşılırken akşam saatlerinde evimin telefonu çaldı. Karşımda davanın bir sürecinde görev alan arkadaşım vardı. Sesi telaşlıydı. Kendisine telefon edildiğini ve DEP davasında yargılanan bazı isimlerin tahliye edilmeleri konusunda ricacı olunduğunu söylüyordu.”
Engin Kaşdaş-habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.