Başbağlar dosyası böyle kapatılmış

Başbağlar dosyası böyle kapatılmış
Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu Raporu’nda, Sivas davasına açık bir şekilde müdahale edilerek haklarında hiçbir delil bulunmayan sanıklar hakkında ölüm cezası verildiği, Başbağlar davasının ise İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne nakledilerek engellen

TBMM Darbeleri ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu tarafından hazırlanan ön raporda, Sivas ve Başbağlar davaları, 28 Şubat darbesi öncesinde “yargıyı etkileme sürecinin örnekleri” olarak gösterildi. Raporda önemli tespitler yapıldı.

“37 KİŞİ DUMANDAN BOĞULARAK ÖLDÜ”

Raporda Sivas davasına açık bir şekilde müdahale edildiği belirtildi. Raporda, Sivas olayları, 2 Temmuz 1993 tarihinde Selman Rüşdi tarafından yazılan ve Peygambere hakaret edilen Şeytan Ayetleri kitabını Türkiye’de yayımlamak isteyen Aydınlık grubu ve Aziz Nesin’in de bulunduğu organizasyonun Madımak Otel’de bir program icra edeceği söylentisi üzerine gerçekleştirilen protesto sırasında “bazı provokatörlerin” oteli yakması sonucu 37 kişinin dumandan boğularak hayatını kaybettiği bir olay olarak tanımlandı.

AĞIR CEZA’DAN, DGM’YE GÖNDERİLDİ

Konuyla ilgili Sivas Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın, yargılama safhasında Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildiği ve daha sonra davaların “müdahale ve yönlendirme” ile birleştirilerek Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne (DGM) intikal ettirildiği vurgulandı. Bütün müdahalelere rağmen yargılama sonunda DGM’nin, devlet aleyhine suçlar, terör ve örgüt suçlarının unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle sanıklardan bir kısmını “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçundan, bir kısmını “faili gayri muayyen şekilde bina yakmak suretiyle adam öldürmek” suçundan mahkûm ettiği, bir kısmının ise beraatına karar verdiği hatırlatıldı.

“DÂVÂYA AÇIKÇA MÜDAHALE EDİLDİ”

Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından, olayın TCK. 146. maddede ifade edilen “anayasal düzene karşı suç” kapsamında “cumhuriyete yönelik bir kalkışma” gerekçesiyle bozulduğu belirtilen raporda, temyiz aşaması devam ederken yargılamanın ilk aşamasında yer alan hakimlerin değiştirildiği vurgulandı. Yargıtay’ın bozma kararı doğrultusunda hareket edildiği belirtilen raporda, “Sanıkların 37’si hakkında ölüm cezası verilmiştir. Yirmiden fazla sanık ise yedi buçuk yıl civarında ağır hapis cezası ile tecziye edilmiştir. Bu davaya müdahale edildiği, yıllar sonra açık bir şekilde anlaşılmıştır” ifadeleri yer aldı.

AF YASASI SANIKLARA UYGULANMADI

Sivas davası sanıklarının lehine olan hiçbir yasal düzenlemeden faydalandırılmadığı belirtilen raporda, şu ifadeler yer aldı: “Yargılama, örgütlü suçlardan kabul edilen Türk Ceza Kanunu madde 146 uyarınca yapılmış ve cezanın da buna göre verilmiş olmasına, sanıkların terör suçlusu kabul edilmesine karşın 2003 yılında çıkarılan, terör suçlularının topluma kazandırmayı amaçlayan yasadan aynı mahiyette ceza alan birçok kişi yararlandırılırken, Sivas Davası hükümlüleri yararlandırılmamışlardır. Hükümlülerce yapılan başvuru sonrası, basının ve yargıya baskıyı rutin hale getirmiş kişi ve kurumların açıklamaları üzerine yargı, mahkûm ederken ve infazını yaparken terör suçlusu kabul ettiği kişilere af niteliğinde bir yasayı uygulamayı reddetmiştir.”

BAŞBAĞLAR DÂVÂSI, ERZİNCAN’DAN İZMİR’E NAKLEDİLDİ

Başbağlar davasının ise Erzincan Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde başlamasına rağmen İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne nakledilerek engellendiği belirtildi. Raporda, “İlk duruşmanın akabinde Yargıtay, davanın naklini gerektirecek haklı ve hukuki hiçbir sebebe gerek göstermeksizin, davanın İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne nakline karar vermiştir. Sivas olayları ile ilgili davayı Sivas’a en yakın olan Ankara’ya nakleden Yargıtay, Başbağlar Davası söz konusu olduğunda, en yakın Erzurum, Kayseri, Ankara, Konya ve biraz uzağında İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemelerine nakletmek yerine, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne nakletmekte bir beis görmemiştir” denildi.

“MAĞDURLARIN DÂVÂYI TAKİP ETMESİ ENGELLENDİ”

Davanın İzmir’e nakledilmesiyle davanın takip edilmesinin engellendiği belirtilen raporda, yargılamaya katılan mağdurlarında hakimler tarafından aşağılandığı vurgulandı: “Mağdurların mahkemeye ulaşması ve davayı takip etmesi böylece engellenirken, binbir güçlükle mahkemeye ulaşabilenler de, mahkemenin aşağılamalarına maruz kalmışlardır. Mağdurların fakirliği kıyafetlerine de yansıyor ve bu durum mahkeme için bir tahkir gerekçesi oluşturuyordu. Mahkeme başkanı, duruşma salonuna terlikle gelen bir mağduru azarlayarak salondan çıkarırken, başka hiçbir davada rastlanmayacak sebeplerle mağdurları salondan çıkarmakla tehdit ediyordu. İşin ilginç yanı hâkimin, bu tavrını gizleme ihtiyacı dahi duymamasıydı.”

“DELİLLERE RAĞMEN 20 SANIKTAN 1’İ CEZALANDIRILDI”

Adil bir yargılamanın temel unsurlarından olan “davanın taraflarına ve taraf vekillerine eşit mesafede bulunma yükümlülüğünün hiçbir şekilde dikkate alınmadığı belirtilen raporda, şu ifadeler dikkat çekti: “Böyle bir yargılama sonunda suçun failleri olduğu konusunda ikna edici delillerin bulunduğu 20’ye yakın sanıktan, sadece 17 yaşındaki bir çocuğa ceza veriliyor ve dosya bu haliyle kapatılıyordu. Bütün bu süreç, davayı takip eden kamuoyunda, davanın sessiz sedasız kapatılmak amacıyla İzmir’e nakledildiği kanaatini güçlendiriyor.”

Hasan Tosun / Yeni Akit

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum