Asker miyiz, Memur mu?

Asker miyiz, Memur mu?
SİMED Başkanı Mehmet Tuncer, askeriyede çalışan sivil memurlar hakkında Akit’e çarpıcı açıklamalarda bulundu. Tuncer, psikolojik baskıya maruz kaldıklarını, asker mi memur mu olduklarını bilemediklerini söyledi. Tuncer, bu yüzden kimi arkadaşlarının intih

Türkiye’de bütün kamu ya da özel kuruluş çalışanlarının, çözülmesi gereken birçok sıkıntıları var. Bugüne kadar seslerini duyuramamış, askeriyenin içinde adeta yok olmuş, sıkıntılarına çözüm bekleyen bir kesim de onlar; sivil memurlar. Ve onların haklarını savunun bir dernek. Sivil Memurlar ve Emeklileri Derneği (SİMED). Derneğin iki yıldır başkanlığını yapan Mehmet Tuncer’le sivil memurların sıkıntılarını konuştuk. Kendisi de sivil memur emeklisi olan Mehmet Bey, derneği niçin kurduklarını, bugüne kadar neler yaptıklarını, sivil memurların sıkıntılarını, yapılması gerekenleri gazetemize anlattı.

Askeriyenin içinde çalışan sivil memurlarız

¥ İlk önce bize Sivil Memurları anlatır mısınız? Halk sizi çok iyi tanımıyor zannedersem.
- Evet, toplum bizi maalesef tanımıyor. Bizler askeriyenin içindeki çalışan sivil memurlarız. Biz Cumhuriyet döneminin başından beri varız ve şuan sivil memur sayısı 50 bin civarında. Aslında asker değiliz, ancak askeri kanunlara tabiyiz. Bizim de rahatsız eden durum bu. Asker değiliz ama askeri kanunlara göre çalışıyoruz. Ne oldukları belli değil. Ne askerler, ne de memurlar. Ortada gri bir alandalar. Statüleri belirsiz.

¥ Peki siz kimsiniz?

- Biz, Sivil Memurlar ve Emeklileri Derneği (SİMED)’nin çalışanlarıyız. Emekli olduktan sonra 1 Aralık 2010 tarihinde bu derneği kurduk. Kuruluş amacımız sivil memurların haklarını geliştirmek ve korumak. Daha önce bizim haklarımızı savunacak herhangi bir kurum yoktu. Şimdi 1000 kadar üyemiz var. Derneğe, emekliler rahatlıkla üye olabiliyorlar; ancak çalışan arkadaşlarımız askeriyeden izin almak zorunda. Bir dönem bir sendikamız vardı. O da 2001 yılında kapatıldı ve ondan sonra sendika kurmak kanunen yasaklandı.

¥ Sivil memurların sıkıntıları neler?

- İlk başta ne olduğumuz belli değil. Yani asker miyiz, memur muyuz, biz neyiz? Sivil memur olarak işe giriyoruz, çalışmaya başladıktan sonra asker oluyoruz. Üzerimizde Psikolojik baskılar çok fazla. Siz üniversite mezunusunuz doktora yapmışsınız, ancak sizin başınızda bulunan subay lise mezunu, ondan emir alıyorsunuz. Fiziğe aykırı durumlar var. Sizin orda işinizin uzmanı olmanız bir şey ifade etmiyor. Subaylar, askerler ne derse siz onu yapmakta mecbursunuz. Söz hakkımız yok.

STATÜMÜZ YOK, ÇALIŞMA ŞARTLARI ÇOK KÖTÜ

- Sivil memurların yükselme şansı yok. İçeriye nasıl girdiysen çıkarken de aynı şekilde çıkıyorsun. Yükselme durumu olmadığı için sivil memurların çalışma motivasyonu çok düşük. Askeri kanunlara tabisiniz deniliyor, ancak bizim ordu evlerini kullanma hakkımız yok. Ankara Sıhhiye’deki ordu evlerinde 250 tane sivil çalışan var. Ordu evinin üst katlarında güzel salonlar var. Çok güzel dizayn edilmiş, göze hoş gelen salonlar bunlar. Ancak bu güzel salonların bir-iki kat altında hamam böceği gibi havasız yerlerde çalışmak zorunda kalanlar, sivil memurlar. Bunlar insan değil mi? Bu memurlar dinlenmeden çalışıyorlar. Bütün işleri vaktinde yapmak için koşturarak çalışıyorlar, yemek yeme yerleri yok, soyunma odaları yok. Yani orada insanlık dışı işler yapılıyor. Daha bir hafta önce Çankaya Askerlik şubesindeki arkadaşımız intihar etti.

ASKERİ KÖLE GİBİ ÇALIŞIYORUZ

- Deniz kenarlarında askeriyenin kamp yerleri var. Binlerce sivil memur çalışıyor bu kamp yerlerinde. Askerler için orası çok güzel bir kamp yeri, bizim içinse… evet bizim içinde kamp yeri. Gece yarılarına kadar çalışıyoruz. Sabah mesai saati başladığında çalışmaya tekrar başlıyoruz. Hiç izin yok. Çalışmaktan çekinmiyoruz; ama insanlık dışı muamele görmek bizleri çok rahatsız ediyor.

GENELKURMAY BİZİ GÖRMÜYOR

¥ Peki Genelkurmay Başkanlığı bu duruma ne diyor? Anlatmadınız mı sıkıntılarınızı?

- Genelkurmay bizi görmüyor. Varız ancak görmezlikten geliniyoruz. Biz onların gözünde yokuz. İşleri biz yapıyoruz kaymağını başkası yiyor. Bir memurumuz, hakkını kullanarak başka kuruma geçmek istediğini söylüyor. Asker, hayır diyor, gidemezsin. Benim bu hakkım var diyor; ancak muhatap olduğunuz kişi sizi dinlemiyor. Muhatap kabul edilmiyorsunuz. Kanun içerisindeki mevcut haklarımızı kullanmamıza bile izin vermiyorlar. Sorumlu subayların dudaklarının arasında çıkacak iki kelimeye bakıyoruz.

¥ Askeriye içerisinde çektiğiniz sıkıntılardan örnek verebilir misiniz?

- Tabi. Askeriyenin işe gidip gelirken kullandığımız servisleri var. Servisler içerisinde sivil memur en arkaya oturmak zorunda. Böyle sıralama var servis içinde, yönetmeliğe koymuşlar. Büyük rütbeliler en öne oturur, en arkaya da sivil memurlar oturur. Mesela otobüs doldu, en son bir subay servise bindi ve ayakta kaldı. Sivil memurlar, kalkıp yer verecek. Memur arkadaş yer vermezse, servis şoförü arabayı kenara çekip herkesi aşağıya indirecek, ilk önce yüksek rütbeliler servise binecek, en son olarak da sivil memurlar binecek. Yani bir sivil memur ayakta kalacak. Şimdi bu davranışı insanlığın neresine koyacaksınız ben buradan soruyorum. Bizim şimdi hakkımızı aramamızın neresi yanlış.

Ramazan Alkan / Yeni Akit

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum