Fetvaya, yargı reformu reddiyesi
Yargı hizmetlerinde verimliliğin arttırılması için hazırlanan 4. yargı reformu stratejisi taslağında vicdani reddin de olduğu ortaya çıktı. Oysa devletin din işleriyle ilgilenen kurumu Diyanet İşleri Başkanlığı 'vicdani reddin dinen caiz olmadığı' yönünde bir fetva vermişti. Kurumlar arası bu fikir çatışmasının yeni bir tartışmanın kapısını aralaması bekleniyor. Dini, siyasi veya sosyal sebeplerle askerlik yapmak istemeyen vatandaşların kullanmak istediği ve özellikle uluslar arası mahkemelerde Türkiye'nin başını ağrıtan "vicdani red hakkı" meselesinde radikal sayılabilecek bir adım atılmaya hazırlanılıyor.
Yargı hizmetlerinde verimliliğin arttırılması için hazırlanan 4. Yargı Reformu Stratejisi taslağında vicdani red hakkının yasal statüye kavuşturulması için çalışmalar yapıldığı öğrenildi. Eğer taslak şu anki haliyle kabul edilirse vicdani red talebinde bulunan vatandaşın yaşantısı ve dünya görüşü belirlenen komisyonca araştırılacak. Komisyonun kararı doğrultusunda vicdani red talebi karara bağlanacak.
Diyanet'le görüş çatışması
Alt komisyondan geçtikten sonra mecliste görüşülecek. 4. pakette Türkiye'de "sorun" olarak gösterilen pek çok konuya çözüm içerikli çalışmanın da yapıldığı öğrenildi. Öte yandan taslaktaki "vicdani red" konusunun devletin diğer bir kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın verdiği fetvayla çeliştiği de ortaya çıktı. Milli Gazete'de 16 Nisan 2012'deki nüshasında yayımlanan özel haberde, Diyanet'in vicdani red için "caiz değil" dediği belirtilmişti. Milli Gazete'nin sorduğu soruya cevap veren Diyanet, vicdani redle ilgili şu fetvayı vermişti: "Dinimize göre akıl ve baliğ olan her kimse, ibadetlerinin yanı sıra ailesine karşı (nafaka, himaye, terbiye vs. görevlerle), devletine karşı (vergi, askerlik vs. ile) yükümlüdür" diyen Diyanet, "İnsan sosyal ve medeni bir varlık olduğundan bir arada yaşamak zorundadır.
Bir arada yaşamanın kuralları da ahlak ve kanunla belirlenir. Bunun uygulanması için de bir devlet olma gereği ortaya çıkar. Devletin yani kanunun, adalet ve hukukun olmadığı bir yerde terör ve anarşi hâkim olur. Bu ise insanların can, mal, namus ve inançlarının tehdit ve tehlike altında olması demektir. Devletin silahlı güçlerinin olması demek bireylerin can, mal, namus, din ve ibadet özgürlüğünün teminat altında olması anlamına gelir. Her bireyin kendi teminatı için de askerlik hizmeti kaçınılmazdır. Bunun gönüllü ya da paralı olması yasalarla belirlenir. Bu itibarla kanunen yapmak zorunda olduğumuz askerliği "vicdanî red" gibi bir gerekçeyle terk etmek dinen caiz değildir."
Milligazete
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.