AİHM'den Türk İslâm Düşmanlığı
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye’den giden davalara ilişkin ayrımcı tavrıyla tam bir çifte standart örneği sergiliyor. Daha önce Refah Partisi’nin kapatılması ve başörtülü olduğu için üniversiteden atılan Leyla Şahin davalarında insan haklarına aykırılık bulamayan ve adeta İslami değerleri yargılamaya kalkışan AİHM’in Türkiye’deki muhafazakar kesime yönelik şaşı bakışı sürüyor. Refah Partisi ve Leyla Şahin davasındaki AİHM’in önyargılı tavrı nedeniyle, Fazilet Partisi de, kapatılma kararına karşı açtığı davayı, protesto amaçlı olarak geri çekmişti.
DİLİPAK’IN BAŞVURUSUNU 7 YILDIR BEKLETİYOR
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye’de muhafazakar kesime yönelik çifte standardı yazarımız Abdurrahman Dilipak’ın yaptığı başvuruda da kendini gösterdi. AİHM, İslami kimliğiyle de bilinen Abdurrahman Dilipak’ın yaptığı başvuruyu 7 yıldır bekletiyor. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya ile ilgili yazısından dolayı evi haczedilen Abdurrahman Dilipak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne 2005’de başvurmuştu.
AİHM, ELEŞTİRİYE VERİLEN REKOR CEZAYA NE DİYECEK?
Dilipak, 28 Şubat sürecinde yaptığı fişlemelerle gündeme gelen Batı Çalışma Grubu’nun kurucusu eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya’nın vefatı sonrası 25 Haziran 2000’de ‘Hakkımı helal etmiyorum’ başlıklı bir yazı kaleme almıştı. Bunun üzerine Erkaya’nın varisleri tazminat davası açmıştı. Dilipak’a, 30 bin TL manevi tazminat cezası verilmişti. Yasal faiziyle 200 bin TL’ye yaklaşan tazminat ödenemeyince, Dilipak’ın evi haczedilerek satıldı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin eleştiriye verilen rekor tazminat cezası karşısında nasıl bir karar vereceği merak ediliyor.
Hukuki olmaktan çok siyasi tavırlarıyla dikkat çeken AİHM’in çifte standardını, verdiği kararlarda görmek mümkün. Hıristiyan Kulübü’nün resmi kurumu gibi davranan AİHM’in Türkiye davalarına bakan 2. Dairesi; PKK terör örgütünün propagandası yapmakla suçlanan Özgür Gündem, Gündem ve Gerçek Gündem gibi gazetelerin açtığı 8 ayrı davayı 2 yıl gibi kısa sürelerde karara bağladı. Türkiye vatandaşı oldukları halde askerlik yapmak istemeyen ve kendisini ‘Yahova Şahidi’ olarak tanımlayan Fethi Demirtaş’ın davası kısa sürede karara bağlandı. Mahmut Tarhan’ın 2006’da açtığı vicdani ret davasını 3 yılda karara bağlayan AİHM, çocuğunun kimliğinin din hanesine ‘İslam’ değil de ‘Alevi’ yazdırmak isteyen Sinan Işık’ın 2005’te yaptığı başvuruyu da 2010’da karara bağladı.
Mahkemenin aynı dairesi, Bozcaada Kilisesi Teodakis Rum Ortodoks Vakfı Kilisesi’nin tapu davasını da kısa sürede kararlaştırdı. Bozcaada Kilisesi Rum Ortodoks Vakfı Kilisesi’nin 2004’te açtığı davayı AİHM, Mart 2009’da 5 yılda karara bağladı. Dilipak’ın davası ise, 7 yıldır bekliyor!
Halil Cömert \ Yeni Akit
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.