Masum tırpancılara bak!
Başbağlar katliamına yardım ve yataklık eden ve köyü ateşe verenleri cezalandırmak yerine Erzincan DGM’de başlayan davayı “güvenlik” bahanesiyle İzmir DGM’ye taşıyan Seyfi Dede yargısının “Masum birkaç tırpancı” diyerek serbest bıraktığı katliam sanıklarının suçlarını itiraf ettikleri ifadelerini sunmaya devam ediyoruz. Ali İhsan Akgül, Kenan Boztaş, Alaettin Boztaş, Kenan Uludağ, Hayri Uludağ, Erdal Karakoç ve Şahin Karakoç isimli sanıkların Erzincan İl Merkez Jandarma Komutanlığı’nda alınan ifadeleri katliamı bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
ALİ İHSAN AKGÜL: SİZİNLE BİRLİKTE EYLEM YAPMAYA GİDİYORUZ
Başbağlar katliamından sonra yakalanan ve 17 Temmuz 1993’te ifadesi alınan Ali İhsan Akgül; köyde yapılan toplantı sonrası kendilerine ev yakma görevi verildiğini belirtti. Akgül yaşanan olayları şöyle anlatıyor: “5 Temmuz 1993 günü saat 14.00 sıralarında Hasan Boztaş benle birlikte Alaattin Boztaş, Kerem Elmas, Aziz Bozoğlu, Hüseyin Boztaş, Yusuf Kul, Cahit Aktaş, Teslim Kırmızıtaş’ı toplayarak Zülüfyurdu ormanına götürdü. Hasan Boztaş biraz yukarı doğru çıktı ve silahlı grupla birlikte yanımıza geldi. ‘Sizinle eylem yapmaya gidiyoruz’ dedi. Saat 17.00 sıralarında yola çıktık. Başbağlar köyüne yaklaştığımızda ‘Delil’ bizi topladı, ‘Başbağlar köyünde eylem yapacağız. Biz köylülerle toplantı yaparken sizlere dağıtacağımız fitillerle evleri yakacaksınız’ dedi. Saat 20.00 sıralarında Başbağlar köyünün kuzeyinde bulunan ormanlık yere, köyü görebilecek bir şekilde yerleştik.”
Gözaltına alınan diğer sanıklar ise sorgularında şu ifadeleri kullanıyor:
CAHİT AKTAŞ: VİCDAN AZABI DUYUYORUM
Özürlü olduğu için kendisine fitil verilmediğini söyleyen Cahit Aktaş, iki ya da üç kadar teröristle birlikte olayı izlediklerini söyledi. Cahit Aktaş sorgusunda “Ben sakat olduğum için beni köye girdirmediler. Diğer arkadaşlara fitil ve kibrit dağıtarak ‘Silah sesini duyduğunuzda evleri yakacaksınız’ dediler. Bizim bulunduğumuz grupta 15-20 kadar silahlı militan vardı. Silahlı militanların 2-3 tanesi yanımızda kaldı. Diğerleri köye girdi. Saat 20.30 sıralarında yoğun bir silah sesi duydum ve arkadaşlar köye girdiler. Az sonra tüm köy alevler içinde yanıyordu. Eylem yaklaşık 1.5 saat kadar sürdü. Sonra geldiğimiz yoldan tepeye çıkarak uzaklaştık. İki saat kadar yürüdükten sonra bir ormanlık alana geldik. Burada bize ‘Artık köyünüze dönün’ dediler. Biz de topluca köyümüze döndük. Köyde tüm erkeklerin öldürüldüğünü sonra öğrendik. Kullanıldığımdan dolayı vicdan azabı duyuyorum, pişmanım” ifadelerini kullandı.
ALAETTİN BOZTAŞ: İFADELERİN TAMAMI BİRBİRİYLE UYUMLU
Alaettin Boztaş: “Delil kod ‘Birlikte eylem yapmaya gideceğiz, siz de bize yardım edeceksiniz. Yolda kaçmaya çalışan olursa vururuz. Biz erkeklerle toplantı yapacağız, siz de ateş sesi duyduğunuzda köye inip evleri yakacaksınız’ diye görev verdi. İki üç militan yanımızda bıraktı ve köye indiler. Saat 20.00’yi geçmişti. Bana 5 tane fitil verdiler. Ateş sesinden sonra biz de camiden yukarı bölüme indik. Ben 5 fitili yakıp 5 eve attım. Olay bir buçuk saat kadar sürdü. Daha sonra köyün altı ve üstünden 2-3 el ateş sesi geldi. Bundan sonra silahlı militanlar eylemin bittiğini söyleyerek bizi köyün çıkışından patika yoldan götürdüler. Silahlı grupla birlikte Kendirlik ormanlarına gittik. Köyde bulunan bütün erkeklere ateş açıldığını burada öğrendim. Delil kod ‘Eylem istediğimiz gibi gerçekleşti, herkes evine gitsin’ dedi. Ben bu olaya PKK terör örgütünden korktuğum için katıldım.”
KENAN ULUDAĞ: DAVARLARI KOMŞULARA BIRAKIP GİTTİM
Kenan Uludağ: “Ben aslında TİKKO örgütüne sempati duymaktayım. 5 Temmuz günü saat 09.00 sıralarında köylümüz olan Erdal Karakoç davar otlatmakta olduğum yere gelerek ‘PKK grubu bana not göndermiş, seni, Hayri Uludağ’ı, Şahin Karakoç’u toplantıya çağırmışlar. Gitmezsek bizi öldüreceklermiş’ dedi. Ben de davarları komşulara bırakarak gittim. Ormanlık alana geldik. Erdal Karakoç grubun yerini biliyor olacak ki bizi buraya getirdi. Bu ormanlık alanda kaç kişi olduklarını sayamadığım silahlı bir grupla karşılaştık. Bir militan ‘Sizinle Başbağlar köyüne gideceğiz. Orada köylülerle bir toplantı yapacağız’ dedi. Biz de mecburen onun söylediğini dinledik. Burada 17.00’ye kadar bekledik. 30-35 kadar silahlı militan vardı. Bunlardan 12 tanesi bizimle yola çıktı. Yamaçlardan Başbağlar köyünün kuzeyine meşelik alana köyü görebilecek bir yere iki saat yürümenin sonunda vardık. Saat 20.00 sıralarında grup lideri olan esmer bir militan bizi topladı. ‘Biz şimdi köye ineceğiz, köylüyle toplantı yapacağız. Siz de silah sesini duyduğunuzda köye inip evleri yakacaksınız. Mutlaka herkes ev yakacak’ dedi ve bize fitilleri verdi. Ben aldığım fitilleri ateşleyip ikisini evlerin camından içeriye, üçünü ise evlerin samanlık bölümüne attım. Sloganlar atılıyordu. Tüm köy alevler içinde yanıyordu. Militanlar bize ‘Eylem bitmiştir’ dedi ve köye girdiğimiz istikametten çıktık.”
HAYRİ ULUDAĞ: TOPLANTI YAPILACAĞINI DÜŞÜNEREK GİTTİM, PİŞMANIM
Hayri Uludağ: “20.30 sıralarında yoğun bir silah sesi duydum. Biz de köye girdik. Ben elimde bulunan bir fitili yakarak evlerden birine attım. Eylem bir buçuk saat kadar sürdü. Eylem sırasında silahlı militanlar çeşitli sloganlar attılar. Daha sonra ‘Eylem bitti’ diyerek bizi köyden geldiğimiz yere doğru çıkarttılar. Ben silahlı militanlardan birine ‘Bunlar bizim dostumuz niye evlerini yaktırıyorsunuz’ dedim. Bu militan bana ‘Sen ne demek istiyorsun, istersen seni de yakalım’ dedi. Burada İsa kod bizi toplayıp eylemin istendiği gibi geçtiğini söyledi. Ben bu olaya gideceğimizi bilmeden PKK’lı grupla toplantı yapacağımızı düşünerek, Erdal Karakoç ile ormanlık alana gittim ama beni bu eyleme götürdüler. Eğer gitmeseydim beni öldürürlerdi. Eyleme katıldığım için pişmanlık ve vicdan azabı duymaktayım.”
ERDAL KARAKOÇ: BANA GÖSTERDİĞİNİZ ALBÜMDEN ORHAN İLBAY’I TANIDIM
Erdal Karakoç: “5 Temmuz 1993 günü saat 20.00’de Başbağlar Köyünün üst tarafından çeşmenin alt kısmına kadar geldik. Ben köylümüz olan üç kişiyi nereye götürdüklerini görmedim. Benim yanıma iki silahlı militan verdiler. Ben burada onlarla birlikte kaldım. Benim yanımda biri -zannedersem grup lideri- çok sert konuşuyordu. Bana albümde gösterdiğiniz şahıs İsa kod Orhan İlbay’ı tanıdım. Grubun lideri buydu. Sonra bu kişi bana ‘Seninle daha işimiz var, kardeşinin askerden dönmesini bekliyoruz’ dedi. Eylem bittiğinde silahlı grup köylümüz olan kişilerle birlikte geldi. Sırtlarda iki saat kadar yürüdük ve daha sonra köyümüze döndük. Ben korktuğum için olaylara anlattığım şekilde karıştım. Pişmanım, ifademi hür irademle veriyorum.”
DAVA İZMİR’E ALINDI SANIKLAR KURTARILDI
Erzincan DGM’de başlayan dava güvenlik gerekçesiyle İzmir DGM’ye alındı. 5 yıl süren yargılamanın ardından iki sanık hariç hiç kimse ceza almadı. İlk ifadelerini reddeden sanıklar ifadelerin işkence altında alındığını iddia etti. Ceza alan Şükrü Yıldız ve Hasan Boztaş ise sanılanın aksine Başbağlar katliamından değil, farklı zamanlarda örgüte yardım ve yataklık ile “yasadışı örgüt üyeliği” suçlamasıyla cezaya çarptırıldı. Usulsüzlükler ve hatalarla dolu yargı süreci sonrası yıllarca suskunluğunu koruyan mahkemenin hakimi Şakir Kadıoğlu, yargıdaki mezhepçi yapılanmanın teşhir edildiği dönemde skandal bir açıklama yaparak Başbağlar davasında yakalanan kişilerin birkaç masum “tırpancı” olduğunu iddia etti. Gerçeği ortaya çıkarmak kendi göreviyken, adeta idari bir mahkemenin hakimi gibi davranan Kadıoğlu davanın avukatlarını suçlamakla yetindi.
KARAKOÇ: HEPİMİZE EV YAKTIRDILAR, BEN İKİ EV YAKTIM
Şahin Karakoç: “Köyü görebilecek bir yere yerleştik. Militanların ellerinde telsizler vardı ama ben ne konuştuklarını duymadım. Bize fitil dağıtıldı, bana iki tane verdiler. Kibriti olmayana kibrit de verdiler. Yanımızda bulunan silahlı militanlar beni, Hayri Uludağ’ı, Erdal Karakoç’u ve Kenan Uludağ’ı köye indirdiler. Hepimize ev yaktırdılar. Ben iki evi yaktım. Eylem bir buçuk saat kadar sürdü.”
AKGÜL: VERİLEN 7 FİTİLİ EVLERİN CAMINDAN İÇERİ ATTIM
Ali İhsan Akgül: “Köyün girişinde iki üç el silah atıldı ve köye girdiler. Köyün erkeklerini toplayıp çıkışa doğru götürdüklerini gördüm. Yanımızda kalan militanlar bizlere daha önceden dağıttıkları fitilleri benzine batırmamızı söylediler. Bana 7 tane yuvarlak fitil vermişlerdi. Köyün çeşmesinden yukarıda bulunan evleri bizim yakmamızı söylediler ve bu yedi fitili evlerin penceresinden içeri attım. Saat 22.00 sıralarında ‘Eylem bitti’ deyip bizi köyden çıkardılar.”
YENİAKİT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.