'Devlet-millet çelişkisi biter'
12 Eylül Askeri Savcısı ve eski milletvekili Faik Tarımcıoğlu, Türkiye gündemini meşgul eden önemli olaylarla ilgili sorularımızı cevapladı. Özellikle YÖK başkanlığı seçimi ve devamındaki gelişmeleri dikkatle izlemek gerektiğini belirten Tarımcıogllu, siyaset ve bürokrasi arasındaki hırlaşmanın kimseye fayda sağlamayacağını söyledi. İşte Tarımcıoğlu ile söyleşimizin ayrıntıları:
“HIRLAŞMADAN FAYDA GELMEZ”
YÖK Başkanlığı’na Yusuf Ziya Özcan’ın atanmasını ve Özcan’ın yasaklarla ilgili açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
İnşallah, yeni ve hayırlı bir dönemin başlangıcı olur derim... 1982 Anayasa’sı ‘oligarşik bürokrasi’ için elinden geleni yaptı, ama, her zaman olduğu gibi, gene yüzüne gözüne bulaştırdı! YÖK, işte böyle bir zihniyetin mahsulüdür.. Yani, her şey, yüksek bürokrasinin elinde olacak, T.B.M.M. ve siyaset devre dışı bırakılacak, Devlet, ‘tayin ve tespit’ edilmiş kurallara göre yönetilecek... YÖK için yapmadık eylem söylenmedik söz bırakmayanlar, niye şimdi dut yemiş bülbül kesildiler? O yeri göğü inletenler, nerede? Çifte standart dedikleri bu mu? Eğer, siyaset ve bürokrasi sürekli hırlaşırlarsa, bundan, kime, ne fayda gelir? Sayın Özcan’ın, böyle bir dönemi, yarasız, belasız atlatmasına yol açacak ‘geçiş ve entegrasyon’ sürecine katkıda bulunması, ancak demokrasiye ve Türkiye’ye sayılamayacak kadar, alkışlanası faydalar sağlar! Devlet-millet çelişkisi de biter! En büyük sosyal ve siyasal problemimiz, bu çelişki değil midir? Sayın Özcan’nın, ‘yasaklar’la ilgili sözleri de, ibretle hatırlanmalıdır! Mangalda kül bırakmayanlar, şimdi ne yapacaklar, merak ediyorum! Haydi bakalım, ‘yasak’ları bir an evvel kaldırmak isteyenler! Sözüm size... Var mısınız? Yoksa, yok musunuz?
“YÖK DÜZENİ TORNA FABRİKASI MI?”
Malatya İnönü Üniversitesi Rektörü Fatih Hilmioğlu, Gül’ün bu seçimi ile ilgili olarak “herkes kendine yakışanı seçti” ifadesini kullandı. Bu rahatsızlık ve yapılan açıklamaların vermek istediği mesaj nedir?
‘Yasak’ların kalkması, uzun ve çok zahmetli bir iştir! Gerçek bir demokraside
özlenen ve istenilen bir şeydir.. Niye böyle bilimsel(!) bir tepki verdi sayın hocamız anlamak mümkün değil! Öyle peşin peşin tepki mi olurmuş? Bunun ‘Biraz sonra, söyleyeceğin söze itiraz ediyorum’ demekten ne farkı var? Böylesine körlemeden bir tepkinin ciddiyeti olabilir mi? YÖK düzeninin, öylesine ‘yasak’ları var ki, burada ‘bilimsel özerklik’ten bahsetmek vicdanları sızlatmıyor mu? Yoksa, YÖK düzeni torna fabrikası mı? Bu devirde, tek tip elbise mi giydirilmek isteniyor?
“HALKIN AYAĞINA GİTMEK GÜZEL BİR ŞEY”
Kurban Bayramı yaklaşırken kartel medyası yine mütedeyyin insanlara yönelik karalama kampanyasına hız kazandırdı. Bunun son mağduru bir kaymakam oldu. Bayramlaşmak için halka camide bayram namazı sonrasını randevu veren kaymakam adete linç edilmek istendi. Bunu nasıl yorumlamalıyız?
Bu sorunun kırk tane cevabı var! Birileri yurdumuzdaki binlerce olayı mercek
altına alarak, sadece görmek ve göstermek istediğini cımbızlar! Hulus çakar! Bazıları zaten yeminlidir. Bazıları ‘görevli’dir! Bazı idareciler de, kraldan fazla kralcıdır! Kendilerine göre, bir cinlik yaparlar.. Ben eminim ki, bir yerlerden emir memir de almamıştır! Bazı idarecilerin neyi nasıl yaptıklarını çok iyi biliyoruz. Özetlersek, bayramlaşmak için halkın ayağına gitmek güzel bir şey. Eğer o ilçede başka dinden insanlar varsa, bunlar kendilerini kötü ve dışlanmış hissetmez mi? Bunu halleden idareciye, ben idareci derim! İşte gerçek laiklik budur! O zaman herkes inancını da özgürce yaşar! Her halde maksat da budur.
“SARKOZY MERKEL’İN ETEKLERİNE Mİ SAKLANACAK?”
AB üyelik süreci, Fransa’nın baskısıyla yeni bir tıkanma dönemine girdi. Türkiye’nin bundan sonra izleyeceği rota ne olmalıdır? Beklentileriniz nelerdir?
Fransa’da ciddi bir devlet adamı fıktanı (yokluğu, kahtı ricali) var! Aslında bütün Avrupa’da ve ABD’de de aynı menhus bir hastalık gibi devam ediyor. Her tarafı oynak ‘mösyö’nün, kırdığı cevizler, daha şimdiden bini geçti! Başını Cezayir ve Kaddafi’nin kumlarına gömen cahil ve zırzop ‘mösyö’, hem tarih bilmiyor hem coğrafya! Hem diplomasi bilmiyor hem askeri stateji!
Gittikçe güçlenen ve silahlanan Rusya’ya karşı, Türkiyesiz ne halt edecek? Rusya’dan hırıl-homur sesler gelirken ezberci Merkel’in eteklerine mi saklanacak? 11 Eylül’ün ertesi günü, yani 12 Eylül 2001’de, Fransa’daki, Nükleer İkaz Sistemini, ABD’nin bizzat kendisi yerle bir etmiş iken! Bu en önemli tarihi olayı herkes yalayıp yutmadı mı?
Artık gerçek siyasi anlamda bir Avrupa Birliği’nden söz edilebilir mi? ‘Türkiye’siz bir Avrupa diplomasisi cüce kalmaya mahkum’ (Flip Morillon, E.General) değil midir? Cüce kafalı ‘mösyö’ye kim haddini bildirip, ‘Biraz edep yahu!’ diyecek?
“NE OLDU DA HERKES ÖZÜR PEŞİNDE?”
MHP’li Osman Durmuş, terörle mücadelede önemli bazı hatalar yaptıklarını itiraf etmesinin ardından Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ı istifa etmeye çağırdı. Bundaki haklılık payı nedir? Genelkurmay Başkanı’nın ve üst düzey askeri yetkililerin bu tarz açıklamalarını nasıl görmek gerekiyor?
Devlet yetkilileri öteden beri hep hata yapar! Hem de, hem zarar verenini, hem katmerlisini! Bugünlerde ne oldu da herkes ‘özür’ peşinde! Allah’ın Hikmetine bakın ki, ‘Aa, o yanlış oldu! Bu yanlış oldu!’ diyorlar... Buna da şükür! Ama, ibret ve ders alınırsa! Terörle mücadelede önemli yanlışlara gelince; bu kanayan yara, deve-boyun meselesidir! Yeni bir şey değil ki… Yapılan yanlışlar hayatidir! Vahimdir! Eğer, ‘Vallahi ve billahi bundan böyle yapmayacağız’ diyorlarsa, ben abdi-aciz birer birer anlatayım da, Hanya-Konya anlaşılsın! Kulaklara küpe olursa olsun! İstifa lafı da, laf ola beri gele! Hele, MHP Başkanı Sayın Bahçeli, yel yepelek ‘Sakın ha, ağzına biber sürerim ha!’ dedikten sonra...
“DEVLET VE SİYASİT BİR DAHA YANLIŞ YAPMASIN”
Terör ve Kuzey Irak sınırındaki askeri hareketlilik hakkındaki izlenimleriniz nelerdir? Bölgedeki birliklerin üst düzey alarma geçirilmiş olması ve yapılan operasyonlar nasıl bir sonuç verecek? Beklentileriniz nelerdir?
Bu sorunun kamil manada cevabı hem çok uzun, hem çok çetrefilli! Yukarıdaki sorunun cevabındaki bazı şeyleri burada da rahatlıkla söyleyebiliriz! Devlet ve siyaset -tarihi ve devam edegelen- hata rekorları kırmışlar, el ele şampiyon olmuşlardır! Benim beklentim, emperyallerin kahrolası oyunlarına gelmeden, Kürt ve Türklerin Türkiye’nin, biri sağ göz, biri de sol göz olduğu gerçeğini unutmadan, birlikte hareket etmesidir! O zaman, Dünyanın yörüngesi nasıl değişiyormuş, görelim.
Bu, şer üçgeninin -bu şer üçgeninden neyi kastettiğimi anlamışsınızdır- kurduğu kumpasa gelmemek demektir! Bir takım misyon (!) üstlenmiş kanlı katiller bunu anlamıyorlarsa, Bitlis’e, Van’a, Hakkari’ye sorsunlar! Yeter ki Devlet ve siyaset bir daha yanlış -bunların ne olduklarını teker teker anlatmalıyım- yapmasın!... Operasyon var da, biz mi bilmiyoruz?”
(Engin Kaşdaş-habervaktim)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.