İslâm'ın cahili, Yahudiliğin âlimi
İslamiyet’i “ortalama bir Müslüman” kadar bile tanımadığını, “Bakara ayeti” yazarak gösteren Yaman Törüner, meğer tam bir Yahudilik ve onun mistik şeriatı olan Kabala uzmanıymış! Törüner’in, 1 Ocak 2008 tarihli “Museviler” başlığını taşıyan Milliyet’teki yazısı, yazarın “Yahudi şeriatı”na ne kadar hakim olduğunu ortaya koyuyor. Yazısına, “Musevilik, en eski tek tanrılı din olarak biliniyor. Hem Müslümanlıkla hem de Hıristiyanlıkla birçok ortak noktası var” satırlarıyla başlayan Törüner, Museviliğin dini inanç ve vecibelerin yerine getirilmesini yeterli görmeyip bu dini bir “yaşam biçimi” olarak kabul etmeyi öngördüğün anlatıyor. Törüner, “Bu nedenle, bazı istisnalar olmasına rağmen, genellikle Musevi doğuluyor ve bu dine sonradan girilmesi neredeyse olanaksız veya çok güç oluyor. Sonuçta, dünyada sayıları 13-15 milyon kişiyi geçmeyen Museviler, bir bakıma ‘uzak akraba’ sayılabiliyor ve bu nedenle de bütün ülkelerdeki Museviler birbirlerine hem saygı duyuyor hem de destekliyorlar. Yani, Musevileri tam bir ‘dünya vatandaşı’ sayabiliriz” ifadelerini kullanıyor.
“YAHUDİLER HER KONUDA BAŞARILI”YMIŞ!
Museviler’in, kendilerini “Allah'ın seçilmiş insanları” olarak gördüklerini, “İsa'nın da Yahudi doğmuş ve sünnetli olması” nedeniyle Hıristiyanlar’ın bazılarının da Museviler’i yücelttiği görüşünü aktaran Yaman Törüner, daha sonra şu değerlendirmelerde bulunuyor: “Museviler, şu anda dünyadaki ‘en elit’ kişileri barındıran din olarak kendini gösteriyor. Gerçekten de, Museviler’in her konuda gösterdikleri başarı, sadece birbirlerini tutmuş olmakla açıklanamaz. Musevilerin hemen hepsi, iyi eğitimli, çalışkan ve varlıklı kişiler. Her Musevi, İsrail kadar kendi yaşadığı toprakları da vatan olarak benimsiyor ve o ülkenin çıkarı için çalışıyor. İnanca göre, Musevilik Fırat ve Dicle nehirleri arasında doğdu. Ur şehrinde yaşayan İbrahim Peygamber bu dini oluşturdu. İbrahim Peygamber'in çocukları Mısır'da köle oldular. Musa, Mısır'daki kölelere önderlik edip Kızıldeniz'i geçmelerini sağladı ve onları ‘Musevilere vaat edilmiş topraklara’ götürdü. Bu ‘exodus’ sırasında, Musa'ya Musevi dininin temel kuralları olan ‘10 Emir’ gönderildi. Musa'dan sonraki liderlerden en güçlüsü, Kudüs'teki ‘Tapınak’ı yaptıran Süleyman'dı. Tarihte birkaç kez yıkılmış olan bu tapınak, halen ayakta olmamasına rağmen, Musevilerin en önem verdikleri değer sayılıyor. Süleyman, liderliği sırasında, içine Türkiye'nin güneyindeki bölgeleri de alan ‘vaat edilmiş topraklar’ı dolaşmış.”
HER BİR ŞEYİ DE BİLİYOR
Yaman Törüner, yazısında İsrail’in tarihî gelişimi ile Yahudi şeriatının önemli kavramlarına ilişkin çok detaylı bilgiler de veriyor: “1948 yılında İsrail devleti kurulana kadar, Museviler çeşitli ülkelerde azınlık olarak yaşadılar. Halen, İsrail'de 5 milyondan fazla Musevi yaşıyor. Yahudilerin, ilk çağlardan beri Filistin'de yaşamış oldukları biliniyor. İsrail devletinin kurulmasına yol açan Siyonist hareket, 19. yüzyılda Theodor Herzl tarafından başlatıldı. Halen, dine sıkı sıkıya bağlı ortodoks Museviler azalırken, muhafazakâr ve reformist Museviler artıyor. Artık, kadın din liderleri (rabbi) bile var. Bugün, Hebrew Torah'ın (Tevrat) okunması ve sinagoglarda yapılan seremoniler, her Musevi’nin kendi yaşadığı ülkenin diliyle gerçekleştiriliyor. Yani, bizdeki gibi, kendi dilimizin dışındaki bir dille dua edilmiyor; dinin gerekleri yerine getirilmiyor.
“YAHUDİ DÜŞMANLIĞI DÜNYANIN EN BÜYÜK SORUNLARINDAN”
Yüzyıllar boyunca, çoğu Hıristiyan olmak üzere birçok devlet Yahudileri, devlet düzenleri için bir tehlike olarak gördü. İspanya, Fransa, İtalya ve 5-6 milyon Yahudi!yi soykırıma uğratan Almanya bunlara dahil. Türkler, tarihte üç kez Musevilere kucak açtı. Şimdi, Arap dünyası içinde ‘Yahudi düşmanlığı’ gittikçe büyüyor. Bu sorun, 21. yüzyılda da dünyanın en önemli sorunlarından biri olarak kalacak gibi.”
YAMAN’IN “KABALA UZMANLIĞI”
Yaman Törüner, 30 Temmuz 2005 tarihinde yine Milliyet’te yayınlanan “Kabala öğretisinin simgesi 'ışık'tır” başlıklı bir başka yazısında ise “kabala uzmanlığını konuşturuyor.“ Yazısına, son günlerin moda öğretisinin “kabala” olduğunu iddia ederek başlayan Törüner, daha sonra şu bilgi ve değerlendirmeleri dile getiriyor: “Kabala üzerindeki ilk yazılı çalışma, yaklaşık 4000 yıl önce Hz.İbrahim tarafından yapıldı. ‘Oluşumun Kitabı’ denilen bu çalışma esas itibariyle sayılar, isimler ve sembollerden oluşuyordu. Kabalistler bu çalışmanın tüm dinlerin tohumu olduğuna inanıyorlar. Kabalistlere göre, Musa'ya verilen ‘10 Emir’, yazılı anlamıyla alakası olmayan bir şifreydi. Kabalistler, Musa'nın sonunda ‘bilgi’nin tamamına ulaştığına ve 1000 yıl bu bilgilerin bir sandıkta (Ark of the Covenant) saklandığına inanıyorlar. Musa, tüm mucizelerini bu bilgiler sayesinde yapabilmişti. Kabalistler, Hz. İsa'yı, ‘Hz.Yusuf'un oğlu Haham Joshua’ olarak tanıtıp, onun da tüm mucizelerini kabalistik bilgiler sayesinde yapabildiğini söylüyorlar. Kabalistlerin devi kabul edilen Shimon Bar Yohai, 13 yıl kendisini İsrail-Meron'da bir mağaraya kapatarak ‘Zohar’ denilen kabalanın en büyük çalışmasını ortaya çıkarttı. Kabalistlere göre, 17. yüzyılda bilimin aniden çiçek açmasında, kabalistik çalışmaların büyük payı vardı. Yine de, ‘Zohar’ın şifrelerinin tam anlamıyla çözülmesi 20. yüzyılın başlarında yapılabildi. İzafiyet, uzay yolculuğu, paralel dünyalar ve birçok ilacın sırları ‘Zohar’da şifrelenmişti.”
(Murat Unay – habervaktim.com)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.