Dilipak ve Dede’nin İsyanı

Dilipak ve Dede’nin İsyanı
Habervaktim’in Hilal Kaplan’ın kilisede çekilmiş garip fotoğrafının facebook’ta paylaşım rekoruna gidiyor oluşuyla ilgili haberi üzerinden sitemizle birlikte Akit’i hedef gösteren çevrelere, yazarlarından tepki ve sitem geldi.

DÜŞEN BİLE AKİT’E KIZIYOR

Akit yazarlarından Abdurrahman Dilipak “Ağız dalaşına girince zaman zaman kantarın topuzu kaçıyor. Adam sana sövüyor. Bir şey olmuyor.  ‘Ben de sana’ diyince kıyamet kopuyor” derken, Ersoy Dede “Düşen bile Akit’e kızıyor” diye yazdı.

Dilipak’ın yazısının ilgili bölümü şöyle:

“Gün gelecek bir gün, gizler aydınlandığında kimin eli kimin cebinde daha iyi anlaşılacak.. Sonuçta herkes kendine yakışanı yapıyor..

Demirel 28 Şubat'ta, benim hakkımda berat kararı veren bir hakimin nasıl terfi ettirildiğini soruyor başbakana bir muhtıra şeklinde..

O hakim tekrar görevden alınıyor. Benim hakkımda verilen berat kararı kanun yararına bozuluyor. 28 Şubat da hukuk böyle.

Hiç kimse buna karşı tek bir şey söylemedi mesela.. Beni berat ettiren hakimi terfi ettirmeyecekseniz, hangi hakim benim hakkımda berat kararı verebilir o zaman.

Zaten onun için berat ettirme yerine, suçsuz olduğum için davaları uzattıkça uzattılar. Davalar devam etti, hakimler ya emekli oldu ya da başka yere gittiler..

Peki bana destek veren oldu mu? Hadi bu gazeteye karşısınız, Şanar ve benzeri arkadaşlar dışında kaç kişi bana destek verdi..

Herkes sustu. Çünki ben kara deriliyim değil mi?”

DEDE: AKİT NE KADAR YALNIZMIŞ MEĞER

Ersoy Dede’nin yazısı ise şöyle:

“Can Dündar'ın 1994'te yazdığı “Ben Dep'liyim” başlıklı yazısını hatırladım son yaşananlara bakınca.. Diyordu ki Can Dündar; “..kapatılmış partilerin üyesiyim. Yasaklanmış yayınların müşterisiyim.

Bombalanmış gazetelerin okuruyum. Yakılmış köylerin ahalisindenim…” (18 Aralık 1994 – Yeni Yüzyıl) ne kadar şanslıymış şu bombalanan gazeteler, toplatılan kitaplar, kapatılan partiler falan..

Bak yanında illa birileri var. Bir de Akit'e bakın hele..

DÜŞEN BİLE AKİT'E KIZIYOR

Diyarbakır'da bir radyocu kız saldırıya uğradığını söylüyor. Rohat Emekçi.. Örgüt propagandası yapmaktan tutuklanmış ceza almış bir radyocu.. Gece vakti işinden çıkmış evine giderken düşmüş kolunu incitmiş.. ver yansın babam bağırıyor; “hedef gösterdi Akit beni, saldırıya uğradım”..

Saldırgan nerede? Saldırı sırasında verilmiş bir mesaj var mı? Saldırgan, Akit'in hedef göstermesi üzerine saldırdıysa bunu tebliğ etmek istemez mi? Suç duyurusunda bulunuldu mu? Eşgal bilgisi gitti mi polise?...

Arkadaş, böyle yüksek sesle; “ne yapmak istediğinizin farkındayız efendiler” diye haykırmak geliyor içimden.. Hemen toplaşın imzalar falan.. Verin ayarı Akit'e.. Yırtın televizyonlarda, küfredin gitsin..

Sizi rahatlatacaksa elinizi korkak alıştırmayın.. Zira Akit, ertesi gün yeniden, bir daha çıkmaya devam edecek..

HEDEF NASIL GÖSTERİLİR?

Ergun Babahan, kendi blog sitesinde bir hatırlatma yapmış geçenlerde.. “……Fotoğraf, rahmetli İsmail Cem'i ders verirken gösteriyordu. Ancak ders dinleyen kız öğrencilerin ağırlıklı bir bölümü başörtülüydü……

Fotoğraf aslında askere yazılmış ‘Bu üniversiteye başörtülü kızları alıyorlar' ihbarnamesiydi. Amacına ulaştı, askerin talimatıyla YÖK, Bilgi Üniversitesi hakkında soruşturma açtı…” Hürriyet Gazetesi'nin yaptığı yüzlerce işten sadece biri bu..

Prof. Dr. Atilla Yayla'nın fotoğrafını basıp “Hain” diye yazması, Ahmet Kaya, Hrant Dink ya da Orhan Pamuk için yaptığı operasyonel haberlerle ilgili ağızlarını açmayan liberal arkadaşları bugün kol kola görmek beni heyecanlandırdı..

Ne o? Akit daha mı kolay hedef acaba?

HİLAL İÇİN İMZA KAMPANYASI

Hilal Kaplan için imza kampanyası başlatmışlar.. Özellikle İslamcı yazarları toplamışlar etraflarına.. Liberaller de var.. Bana da mail atmışlar..

“Tuzağa mı düşürmeye çalışıyorlar acaba” dedim.. Akit'i protesto etmek için imza atıp atmayacağımı soruyorlar..

Aslında metinde www.habervaktim.com'u diyor ama, sonra medya sitelerine düşünce o metin; “Akit'i protesto”ya dönüşüveriyor birden bire.. İçerik tartışmasına girmeyeceğim. Kilisede namaz, DPI, seçmeye tabi din dersi falan..

Hilal Kaplan'ın neden her söylediği söz, her katıldığı organizasyon ya da her yazısı bizde haber oluyor, onu da açıkçası bilemiyorum. Fakat başka bir durumla karşı karşıyayız burada.. Her hal ve şartta yapayalnız olan Akit Gazetesi, yaptığı her haber ya da sansasyonel bir iş sonunda dağ gibi bir güruhu buluyor karşısında.. Ali Bayramoğlu diyorsunuz hooop bir kamyon dolusu adam..

Cengiz Çandar diyorsunuz hop hop hop imzalar fışkırıyor.. Hilal Kaplan'da da öyle.. Bir tür medya dayanışmasına yol açıyor bu haberler. Zaman zaman kategorik olarak birbirini reddeden isimlerin, Akit söz konusu olduğunda nasıl yan yana geldiklerini görseniz inanmazsınız.. Akit'e saldırmak söz konusu olduğunda herkes ne kadar da gönüllü, ne kadar da hevesli.. DPI meselesi örneğin, eğer yanlışlıkla Sözcü ya da Aydınlık Gazetesi'nde falan çıksaydı..

Bu arkadaşları hep birlikte Sözcü'yü protesto ederken görecek miydik? Ya da Yurt Gazetesi, “başörtülü yazar kilisede namaz kıldığını açıkladı” diye bir haber yapıp altına da o tartışılan fotoğrafı bassaydı, yine liberaller böyle ayaklanacak mıydı?”

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
16 Yorum