Şerafettin Elçi hayatını kaybetti
42. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nde Bayındırlık Bakanı olarak görev yapan ve Anayasa Mahkemesi'nin “Yüce Divan” sıfatıyla yaptığı yargılama sonucunda 1983'te 2 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılan KADEP Diyarbakır Milletvekili Şerafettin Elçi Ankara'da vefat etti
ŞERAFETTİN ELÇİ KİMDİR?
1938 yılında Şırnak'ta doğan Şerafettin Elçi, hukuk fakültesinden mezun oldu. Öğrenciliği döneminde, 49'lar Davası diye bilinen "Kürtçülük Davası"ndan yargılandı. Cizre'de bir süre avukatlık yaptı. 12 Mart 1971 sonrası Diyarbakır Cezaevinde 8 ay yattı. 1977'de Mardin milletvekili seçilerek parlamentoya giren Elçi, 1978-79 yılları arasında Ecevit hükümetinde Bayındırlık Bakanı olarak görev yaptı.
"KÜRT VARDIR" DEDİĞİ İÇİN HAPİS YATTI
12 Eylül'den sonra bakanlığı döneminde "Kürt vardır. Ben de Kürdüm" dediği için 30 ay hapis yatan ve siyaset yasaklısı olan Elçi, 1992'de 1992'de, 98 kürt aydını ile birlikte Kürt Hak ve Özgürlükler Vakfı'nı kurdu. Uzun bir hukuki mücadelenin sonucunda, sözkonusu vakıf, 1995'te Kürt Kültür ve Araştırma Vakfı olarak tescil edildi. Kurduğu DKP'nin (Demokratik Kitle Partisi) kapatılmasından sonra bir süre KADEP'in (Katılımcı Demokrasi Partisi) Genel Başkanlığı yürüttü.
Bu sayede, Cumhuriyet tarihinde ilk olarak, "Kürt" adı ile bir kurum resmiyet kazanmış oldu. 12 Haziran seçimlerinde BDP'nin desteklediği bağımsız adaylardan biri olan Elçi milletvekili seçildi. Elçi bir süredir Ankara'da kanser tedavisi görüyordu.
PKK'YA KARŞIYDI, FEDERASYONU SAVUNUYORDU
Şeraettin Elçi, Kürt sorununun PKK ve şiddetle çözülemeyeceğini savunan, federasyon kavramını çözüm olarak benimseyen, Kürt siyasetinin saygın ve kadim isimlerinden biriydi.
"KÜRTLERİN SORUNU TÜRKLERLE DEĞİL DEVLETLE" DEMİŞTİ
Elçi, Kürt mücadelesinin Türklerle değil, devletin mekanizmasıyla sorunu olduğunu sürekli hatırlatarak, iki halk arasında problem olmayacağına inanıyordu.
"KÜRTLER TATMİN, TÜRKLER İKNA EDİLMELİ"
Şerafettin Elçi, Kürt sorununun çözümünde Kürtlerin tatmin, Türklerin de ikna edilmesi gerektiğini vurgulamıştı. Elçi, çözüm için Kürtlerin kimliklerinin anayasal güvence altına alınması, Kürt dilinin eğitim dahil kamusal ve özel alanda kullanılması, Kürtlerin kendi kimlikleri ve ülkelerinin adlarıyla örgütlenme hakkı ve kendi bölgelerinde bir öz yönetime kavuşmaları gerektiğini savunuyordu. Elçi'ye göre son öneri, Kürtler kadar Türkler için de gerekliydi.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.