PKK'nın Yumuşak Karnı Firarlar

PKK'nın Yumuşak Karnı Firarlar
PKK’nın eski yöneticisi Şemdin Sakık, firarların örgütte yol açtığı tahribatı anlattı. Sakık, ölümler üzerinden rant devşiren PKK’nın en büyük korkusunun ve yumuşak karnının kaçan teröristler olduğunu kaydetti.

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, 2012’de PKK’da büyük bir çözülme yaşandığını belirterek, 200 örgüt mensubunun kaçarak güvenlik güçlerine teslim olduğunu açıklarken, kaldığı Diyarbakır Cezaevi’nden TBMM Başkanı Cemil Çiçek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye birer mektup gönderen PKK’nın eski yöneticisi Şemdin Sakık, firarların örgütte yol açtığı tahribatı anlattı. Ölümler üzerinden rant devşiren PKK’nın en büyük korkusunun ve yumuşak karnının kaçan teröristler olduğunu kaydeden Sakık, Etkin Pişmanlık Yasası’nın yeniden düzenlenip dağdan inmeyi düşünen teröristler için cazip hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.

“YÜZÜ MORARIR, BİR SÜRE ŞOKA GİRER”

Sakık, Çiçek, Kılıçdaroğlu ile Bahçeli’ye PKK’nın “teslim olan terörist” kabusunu şöyle anlattı:
“Bir militanın kaçışı, grup sorumlusunun kulağına “O alçak kaçmış” cümlesiyle fısıldanır. Bu cümle birlik sorumlusunun yüreğine hançer gibi saplanır. Bir anda yutkunması zorlaşır, yüzü morarır. Örgütten kaçan bir militanın firar etmesinin ne büyük bir felaket olduğunu bildiği için oldukça sinirlenir, bir süre şoka girer. Kendi kendine “Ah keşke onu zamanında tespit etseydim, alınan bir kurşun yapıştırsaydım” diyerek dizlerine vurur. Ama olan olmuştur bir kere! “Şehit” olması, bu yolla siyasal, ekonomik ve duygusal ranta dönüşmesi gereken adam çekip gitmiş… Her kaçış sonrasında yaşanan firar olayının yol açabileceği olumsuz gelişmelerin farkında olan militanlar, sessizliğe gömülür ve köşelerine çekilip karar kara düşünürler. Daha bir saat önce silah arkadaşları olan bu adamın neden çekip gittiğini anlamaya ve kaçan kişinin bundan sonra kendilerine ne tür zararlar vereceğini tahmin etmeye çalışırlar. Üzerlerine asker getirecek mi? Bildiği sığınak ve depoları ihbar edecek mi? Köylere gidip kendileri hakkında menfi propaganda yapacak mı?

“PANİKLE O SIĞINAĞI TERK EDERLER”

Tabii ki firar eden kişi evine gitmiş olamaz. Yakın karakola sığınmış olması büyük ihtimaldir. Ve bu nedenle acil olarak grubun üslenme yerinin değiştirilmesine karar verilir, grup başka bir alana intikal ettirilir. Böylece bin bir emekle yaptıkları sığınak ve mevzileri terk etmek, o bölgede uygulamaya geçirmek istedikleri planları askıya almak ve yapmak istedikleri eylemden vazgeçmek zorunda kalırlar. Üstelik bir süre hareket halinde olacakları için iz bırakma veya görüntü verme tehlikesini de yaşarlar. Sadece bir yer değişimi bir sürü kayba yol açar. Ama her zaman işler planlandığı gibi yürümez: Özellikle kış mevsiminde yaşanan zorunlu hareketlenmeler büyük riskler taşır. Bazen grup istenmeyen yerde ve şartlarda çatışmaya girmek zorunda kalır. Kaçan kişinin karakola sığındığı, askere bilgi verdiği, askerin önüne düşüp yer göstereceği var sayıldığı için, zamanla yarışılırcasına depolar boşaltılır ve eşyalar başka bir yere taşınır. Köylerdeki ilişkileri gözden geçirilir; milislerden bir süreliğine gözden uzak durmaları istenir, bir süre köylere uğranamaz olunur, eski yollar ve üs alanları bir süre kullanılmaz olur. Ama işler her zaman planlandığı biçimde sonuç vermez. Ellerini çabuk tutan güvenlik güçleri kendilerinden erken davranıp depo, sığınak ve örgüt ilişkilerini ele geçirirler.

“FİRAR YÖNETİCİNİN BAŞINI GÖTÜRÜR”

Nasıl ki her ölüm başka bir ölüme davetiye oluyorsa, her firar da başka bir firara davetiye çıkarır. Firar firarı tetikler. Firar olayı örgüte rapor edilir, grup sorumlusu doğru yaklaşım göstermediği ve uyanık davranmadığı için firardan sorumlu tutulur. Firar tekrarlandığında birlik sorumlusu görevden alınır. Böylece birkaç militanın firarı bir yöneticinin başını götürür. Firarın tahribatı örgütle sınırlı kalmaz. Firar eden kişinin askerin önüne düştüğü, grubun konakladığı noktaları dolaştığı, yollara pusu kurduğu haberi yayılır… Birkaç gün önce onlarla beraber olan bir insanın, şimdi saf değiştirip silahını onlara doğrultmuş olması, grubun her üyesini ihanete uğramışlığın acısına boğar. Herkes kaçan kişinin bir alçak, bir hain olduğunda hemfikir olur. Ne var ki ironik bir durum ortaya çıkar, takip eden günlerde bu kişilerden biri daha firar eder. Firar olayı aynı zamanda gruba destek veren sivil insanları da derin güvensizliğe, korkuya ve moralsizliğe sevk eder ve örgüte varsa bir destekleri onu da keserler. Bir daha kapılarını örgüt militanlarına açmama, yol göstermeme, ekmek vermeme, hiçbir yardımda bulunmama gibi tedbirlere yönelirler.

“NE ZAMAN 115 KİŞİ VURDUK YERİNE…”

Şunu kesin olarak ifade etmek istiyorum ki, örgütü zayıflatan tek şey militanların firarıdır. Hiçbir şey firarlardan daha fazla örgüte zarar veremez. Dolayısıyla ne zaman ki firar eden militanların sayısı ölülerden fazla olmaya başladı, işte o zaman örgüt gerileme sürecine girmiştir, örgüt “son çırpınışlarını yaşıyor” diyebiliriz. Ne zaman ki, “115 militan vurduk” yerine, “bugün örgütten 15 kişi ayrılıp devlete sığındı” haberi geçmeye başlarsa, işte o zaman örgütün sonu gelmiş demektir.” n

Yeni Akit

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum