ASDER: YAŞ'tan ihraç çıkmaması memnuniyet verici
Tekirdağ'ın Marmara Ereğlisi ilçesinde tatil yapan Adaleti Savunanlar Genel Başkanı Emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi, YAŞ kararlarında ihraç olmamasını değerlendirdi. Anayasa'nın 125. maddesine Yüksek Askeri Şura kararları konulurken disiplinsiz personeli ayıklama görüşünün hakim olduğunu kaydeden Tanrıverdi, bu görüşün doğru olmadığını söyledi. Silahlı kuvvetlerde disiplini sağlayacak kendine has özel yargılama sisteminin mevcut olduğunu belirten Tanrıverdi, "Bu mahkemeler işlenen suçlara göre cezalar belirlemiştir. Disiplini sağlamak için bu mahkemeler yeterli. Yüksek Askeri Şura mahkemeyi devre dışı bırakarak kişilere yasal bir suç isnat etmeden ve yargılama hakkı verilmeden ayrıca da ayırdıktan sonra yargıya müracaat etme hakkını vermeden ayırıyorlar. Bu ideolojik bir kadrolaşmanın tasfiye harekâtı haline dönüşmüştür." dedi.
BU YIL İHRAÇ KARARI ÇIKMAMASI MENUNİYET VERİCİ
Bu yıl ihraç kararı olmamasının memnuniyet verici olduğunu ifade eden Tanrıverdi, "Bu yılki YAŞ kararları daha önce ihraç olan yıllardan daha büyük bir tepki aldı. Özellikle bir kısım çevreler ihraç olduğunda ses çıkarmıyordu. Anladık ki bunlar o zaman bu kararlardan memnunmuşlar. İhraç kararı olmayınca bu neden durdu, silahlı kuvvetlerde laiklik ilkesini ihlal eden insan yok mu gibi ifadelerle hukuk dışı işlemlerin devam etmesi arzularının olduğunu gördük. İhraç kararları yanlıştı. Yargılama sistemleri varken, hukuk çizgisi varken, yasalar buna müsaitken gayri resmi olan postmodern darbe döneminin başlattığı bir eylemin hala devam etmesini istemek çok garip. O dönemin uygulamaların ilelebet devam etmesi zaten mümkün değildi. Mutlaka bir gün duracaktı. Bu işlemler hukuk dışı, olağanüstü dönemin uygulamalarıydı." diye konuştu.
'iHRAÇ, TASFİYE HAREKETİ OLARAK KULLANILDI'
Anayasa'nın 125. maddesinde verilen yetkiyle yapılan ihracın 28 Şubat öncesinde ve sonrasında bir tasfiye harekatı olarak kullanıldığını dile getiren Tanrıverdi, sözlerini şöyle sürdürdü: "Uygulama haksızdı, hukuksuzdu, bir gün hukuk çizgisine gelecekti, bugün geldi. Silahlı kuvvetlerin inançlı insanlar üzerindeki menfi baskısını sürdürmesi de imkânsızdı. Çünkü silahlı kuvvetler personelinin de ibadet etme ihtiyaçları vardı. Onların da inançlarını yaşama hak ve ihtiyaçları vardı. Bu ihtiyaç yadsınamaz. Mütedeyyin olan Türk milletinin bağrından çıkan silahlı kuvvetler içerisinde bu baskıyı yani ibadete meyilli olan insanların tasfiyesini daha uzun süre devam ettirmek mümkün değildi. Bunun duracağı bir zaman vardı. Bu zaman geldi. Bunun geç bile kaldığını düşünüyoruz."
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.