Başörtülü öğrenciler Batı’daki önyargıyı kırdı
Buradaki Türkler de artık eğitime önem veriyor ve sosyal hayata daha fazla dahil oluyor. Ayrıca, Batılıların Müslümanlara bakışı konusunda da başörtülü öğrencilerin büyük oranda olumlu katkısı oldu”
Ekinci, başörtüsü yasağına Avrupa’nın birçok yerinde şaşkınlıkla bakıldığını belirtti ve Avrupa’daki bazı laikçi Türklerin, başörtülü öğrencileri politikacılara şikâyet ettiğini ifade etti. Avusturya Başbakanı ve Milli Eğitim Bakanı’nın kendisini defalarca çağırarak WONDER hakkında bilgi aldığını söyleyen Ekinci, Türkiye’yi de bu zihniyetin gerdiğini vurguladı ve “Türkiye’de artık bir şeyler değişmeli” çağrısında bulundu.
Anadolu’nun bağrından çıkıp Avrupa’ya giden Türklerin ikinci kuşağından olan Şirvan Ekinci, 1979’da gittiği Avusturya’da bugün eyalet milletvekilliği görevine kadar yükseldi. Siyasal bilimler ve gazetecilik okuyan, 1999’dan bu yana Avusturya Halk Partisi’nde bakanlık ve meclis danışmanlığı yapan Ekinci, 2005 yılından bu yana da eyalet milletvekilliği ve meclis üyeliği yapıyor.
WONDER’in, Avrupa’daki üniversitelerden mezun olan başörtüsü yasağı ve katsayı adaletsizliği mağduru öğrencilerin diploma töreni için Türkiye’ye gelen Ekinci ile, İstanbul gezisi sırasında, Hidiv Kasrı’nda görüştük. Avusturya Halk Partisi’nden Viyana Eyalet Milletvekili Şirvan Ekinci, başörtüsü yasağının Avusturya’da “acayip” ifadesi ile karşılandığını belirtiyor.
“Yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede nasıl yasak olabilir” diyenlerden art niyetlilerin bunu örnek alıp ‘burada da yasak uygulayalım’ dediğini ifade eden Ekinci, iyi niyetli olanların ise yasağa karşı çıktığını vurguluyor.
ELMA İLE ARMUDU KARIŞTIRIYORLAR
Türkiye’de yasağı uygulayanların elma ile armudu karıştırdığını söyleyen Ekinci, “Laiklik tezini çok kullanan insanlar kendi özgürlük alanının daralacağından korkuyorlar. İki taraf da birbirinin özgürlük alanını daraltmamalı. Biz Avusturya’da bunu yaşayabiliyoruz. Demek ki oluyormuş. Hangimizin babaannesi, ninesi başörtüsü takmıyordu ki? Benim annem, kız kardeşim de başını örtüyor. Takmak isteyen özgürce başörtüsü takmalı. İstemeyen de takmasın” sözleriyle yasak karşısındaki tepkisini dile getiriyor.
YASAĞI İZAH ETMEKTE ZORLANIYORUM
Avusturya medyasına da bütün bu gariplikleri açıklamak zorunda kaldığını anlatan Ekinci, “Başı açık bir insanı yargılamak ne kadar yanlışsa, başı kaplı insanı yargılamak da öyle. İlkel bir şeymiş gibi değerlendirmek çok yanlış. Bazen Türkiye’de profesör sıfatı taşıyan insanların demeçlerini duyuyorum ve ağzım açık kalıyor. Tüylerim diken diken oluyor. Nasıl bu şekilde yasakçı olabiliyorlar ve başörtülülere bu şekilde muamelede bulunabiliyorlar” dedi.
“Geniş olmalı, farklı yaşam stillerini kabullenme ilkesini benimsemeliyiz” diyen Şirvan Ekinci, laiklik açısından Türkiye’nin Fransa’ya özendiğinin, ancak onu bile abarttığının altını çiziyor. Avusturya’da laikliğin sekülerizm temelinde değerlendirildiğini, devletin dine, dinin de devlete karışmadığını belirtiyor ve “Avusturya’daki laiklik anlayışı Türkiye’ye model olmalı” diyor.
11 Eylül saldırıları sonrası bütün dünyada olduğu gibi Avrupa’da da Müslmanlara bakışın olumsuz yönde değiştiğini hatırlatan Ekinci, bunu Avrupa’da çok yakından hissettiklerini ve Müslüman topluluklar içinde de sıkıntılar olduğunu söylüyor, aşırı sağcıların da bunları hep malzeme olarak kullandıklarını bildiriyor.
BAŞÖRTÜLÜ ÖĞRENCİLER MODEL OLDU
Türkiye’deki hukuksuz yasak sebebiyle bir nevi hicrete zorlanan başörtlü öğrencilerin Avrupalılara nasıl etki ettiğini sorduğumuzda ise gözleri parlıyor Şirvan Ekinci’nin. Kesinlikle etkinin olumlu olduğu aşikar. Ekinci, bu etkinin hem Avrupa’daki Türk halkında hem de Avrupalılarda açıkça görüldüğünü anlatıyor.
Birincisi; kendilerini ezilmiş gören, “bir şey başaramazsınız” psikolojisiyle kabuklarına çekilmeleri sağlanan Türkler, başörtülü öğrencilerin başarıları ile cesaretleniyor. “Demek ki olabiliyormuş” deniyor ve Avrupa’daki Türkler de artık çocuklarına yüksek eğitim aldırıyor. İkincisi ise; Batılıların “oryantalist gözlüklerinin” buğusunu silen, hatta bakışlarını tamamen değiştiren bir etki. Şirvan Ekinci bu etkiyi bir örnekle açıklıyor:
“Bir gün bir programdayım. Nejla Kelek diye bir bayan var Almanya’da. Nasıl bir sosyolog anlayamadığım bir insan. Bir kitap yazmış ve Müslümanlara mal etmiş birşeyleri. Antipropaganda yapıyor. O kadın sahnede, ben protokolde oturuyorum. Salonun yüzde 80’i Müslümanlara olumsuz bakan Avusturyalılar. Bir an bir ses duydum arkamda. Bir kadın mikrofonu aldı ve gayet güzel bir Almancayla, Türkiye’den altı sene önce geldiğini, tıp, atom fiziği ve aklımda olmayan bazı bölümleri bitirdiğini anlattı. Şöyle bir arkama döndüm; çok güzel, hoş, başörtülü bir bayan. Orada herkesin gözü büyüdü. Ve sahnedeki o densiz konuşmayı çürüttü.”
BAZI TÜRKLER, AVRUPALILARA ŞİKAYET EDİYOR
WONDER aracılığıyla Avrupa’da okuyan başörtülü öğrencilerin bir model olduğunu kaydeden Şirvan Ekinci, “Dil bilmeden geldiler. Hemen dil öğrendiler, en kısa sürelerde üniversiteyi bitirdiler. Avusturyalılar bile hayret içindeler” ifadesiyle başörtülü öğrencilerden duyduğu gururu vurguluyor.
Ekinci’yi en çok üzen şey ise Avrupa’daki bazı Türklerin tavırları. “Avrupalılar değil, bazı oradaki Türkler başörtülüleri ve WONDER’i yetkili makamlara şikâyet ediyor” diyen Ekinci, Avusturya Başbakanı ve Milli Eğitim Bakanı’nın kendisini çağırıp bilgi aldığını ve defalarca gerçekleri açıklamak zorunda kaldığını hayret ve üzüntü ile anlatıyor.
İNANCA SAYGI VE BİR ÖRNEK
300 bin Türkün olduğu Avusturya’da yaklaşık üç bin başörtülü öğrenci okuyor. Bunun güzel bir tablo olduğunu kaydeden Ekinci, müslümanların özeleştiri yapması gerektiğini de özellikle vurguluyor. Avusturya’nın genel olarak dine saygılı olduğunu ve dindar olmanın yadırganmadığını ifade eden Ekinci, kendisi ile ilgili şu çarpıc örneği veriyor: “Domuz eti yemiyorum, oruç tutarım. Meclis gündem toplantıları Cumaya denk gelir. Ve bugüne kadar ben hiç talep etmediğim halde, her domuz eti çıktığında bana ayrı yemek çıkar. Hiç talep etmediğim halde her defasında bana özel yemek çıkarırlar. Her gittiğim resmi yemeklerde soruluyor. Bunlar insanları ihya eden şeyler.”
Avusturya parlamentosunda ilk iftar organize eden kişi olan Şirvan Ekinci, bundan sonra artık her partinin bunu yaptığını söylüyor ve bu örneklerin Türkiye’ye model olması gerektiğine, buruk bir tebessümle dikkat çekiyor.
AK PARTİ’Nİ VARLIĞI BİR DEMOKRASİ SINAVI
“Saygı” kavramının altını çizen Şirvan Ekinci, “Türkiye’de artık bir şeyler değişmeli” diyor. Avrupa’da, AK Parti hakkındaki kapatma davası ve AK Parti’nin varlığının bir demokrasi sınavı olarak görüldüğünü belirten Ekinci, “Kapatmama kararı olumlu karşılandı. Yüzde 47 oy almış bir partinin seçmenini yok saymayı ve partiyi kapatmayı anlayamıyorlar. Türkiye bu tartışmalarla çok zaman kaybetti” şeklinde konuşuyor ve DTP konusunda da şunları söylüyor:
“DTP örneği ise biraz farklı. Terör örgütünü müdafa ediyorlar Avrupa’da. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Kürt halkının her hakkı verilmelidir. Ancak terör müdafa edilemez.”
ABDULHAMİT GÜLER/İSTANBUL
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.