Şevardnadze’nin lanetini üzerine çekti

Şevardnadze’nin lanetini üzerine çekti
Kafkasya’da Rusya ve Gürcistan arasında patlak veren savaş, bir dönemin kudretli ülkesi Sovyetler Birliği’nin Dışişleri Bakanı ve Gürcistan’ın eski Devlet Başkanı Eduard Şevardnadze’yi akla getirdi.

Acaba 2003’te Batı destekli ‘Gül Devrimi’yle iktidardan uzaklaştırılan Şevardnadze Gürcistan’ın başında olsaydı, Kafkasya’daki bu savaş patlak verebilir miydi? 2003 yılında yanında yetiştiği Şevarnadze’yi Amerika’nın desteğiyle yıkan Gürcistan’ın şu anki Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili, devlet yönetmenin, hem de belalı bir bölgede Gürcistan’ı yönetmenin çok kolay olacağını düşünüyordu. Zira Saakaşvili’nin en çok güvendiği Amerika ve Avrupa Birliği ülkeleri sürekli kendisine destek çıktı. Saakaşvili bu yüzden daha Güney Osetya’daki savaş başlamadan önce, sık sık Moskova ile diplomatik ağız dalaşına girdi ve Moskova’yı tahrik etti.

Oysa, Soğuk Savaş’ın bitiminde önemli rol oynamış, Doğu ve Batı Almanya’yı bir araya getirmiş, Sovyet askerlerini Afganistan’dan sessizce çıkarmış ve uluslar arası ilişkilerdeki realist ve ince diplomatik tavrı nedeniyle kendisine ‘Beyaz Tilki’ lakabı takılan Eduard Şevardnadze, 1992’de Gürcistan’ın başına geçtiğinde ülkesinin hem Rusya hem Batı hem de Türkiye ile iyi ilişkiler kurmasını sağlayarak, ince bir diplomasi yürütmüştü.

Rusya gibi güçlü bir devletin komşusu olarak bu devletle iyi geçinmek zorunda olduğunu bilen Şevardnadze, Batı ile olan ilişkilerini de Soğuk Savaş’ta ‘Demokrasi Kampı’nın yanında yer alan Türkiye üzerinden geliştirmeye çalışmıştı. Gürcistanlı Eduard Şevardnazde ve Azerbaycanlı Haydar Aliyev gibi liderler, her ne kadar demokratik olmamakla suçlanmışsa da, Soğuk Savaş sonrası bağımsızlık ilan etmiş ülkelerini çok fazla hasara uğramadan düzlüğe çıkardılar.

Şevardnadze ve Aliyev’i ‘diktatör’ olarak görenlerin ortaya koyduğu muhalefet, içten gelen bir demokratik talepten ziyade, ABD’nin desteğiyle tamamıyla ABD yanlısı bir ‘diktatörlük’ hedefi taşıdı. Nitekim, 2003’te sözde ‘Gül Devrimi’ ile başa gelen Saakaşvili, eğer ABD’den ekonomik ve medya desteği alamasaydı, Gürcistan halkı Şevarnadze’yi daha uzun süre başta tutabilirdi.

Amerika’da yetişmiş olduğundan, belalı bir coğrafyada bulunan Gürcistan’ı yönetmenin İsviçre’yi yönetmekle aynı olduğunu düşünebilecek, düşman da olsa komşu ülkelerin birbirleriyle iyi geçinmesi gerektiğini düşünemeyecek kadar ‘liderlik vasfından yoksun’ Saakaşvili, sonunda ülkesini savaşa soktu, hem de her anlamda (siyasi, ekonomik, coğrafi olarak) kaybederek.

2003 yılında Gürcistan’da gerçekleşen ve Şevardnadze’nin devrildiği ‘Gül Devrimi’ ne kadar demokratik olmaktan uzak ise, Saakaşvili de bir o kadar demokratik olmayan kişiliğe sahip. Amerika’nın, bölgesel menfaatlerine uygun olabileceğini düşünerek başa getirttiği Saakaşvili, içeride büyüyen muhalefetin başa gelmesiyle Gürcistan tarihinde hiç bir şey yapamayan bir ‘lider’ olarak tarihin arka sayfalarına gömülecek. Ortadoğu ve Kafkasya’da, demokratikleşmeyi, Amerikancılık sanan hiçbir lider şu ana kadar başarılı olamamıştır. Zira bu bölgelerin halkı Amerika’ya her zaman şüpheli yaklaşmıştır.


Gürcistan, en büyük komşusu Rusya ile iyi geçinemediği sürece, ABD ve AB kendisine ne kadar destek verirse versin bu coğrafyada huzur bulamayacak. Realite, komşuyu komşunun külüne muhtaç bırakıyor.



Mehmet Nedim Aslan – habervaktim.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.