İnfaz MOSSAD Usulü

İnfaz MOSSAD Usulü
Paris’te 3 PKK’lı kadının öldürülmesi “örgüt içi infaz” olarak görülürken, İsrail gizli servisi MOSSAD’ın örgütü kullanmış olabileceği de ifade ediliyor... İnfaz esnasında kapıların rahatlıkla açılması, MOSSAD ihtimalini güçlendiriyor...

Kürt sorununun çözümü konusunda devletin attığı adımlar geçmişten bugüne her zaman sabote edildi.  Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın genel af ve PKK’nın silah bırakmasına yönelik görüşmelerde bulunduğu dönemde; PKK, 23 Mayıs 1993 tarihinde Bingöl-Elazığ karayolunu keserek tezkere almış 33 silahsız askeri öldürerek barış sürecini tıkamıştı.

Aynı şekilde, 16 Eylül 2010 tarihinde Hakkâri’de yapılan saldırı sonucunda 9 vatandaş ölmüş, 4 kişi de yaralanmıştı. 9 kişinin ölümünün ardından BDP’nin, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile TBMM’de saat 14.00’te yapılması planlanan görüşme de iptal olmuş, sürece balta vurulmuştu. BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ise olay üzerine “Bu olay aydınlatılırsa Ergenekon’un hâlâ canlı olduğu, faaliyette olduğu görülecektir” demiş ve “Hakkâri’deki patlamanın meydana geldiği günün ve saatin oldukça önemli olduğunu” söylemişti. 
Son olarak MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Abdullah Öcalan’la İmralı’da görüştü… Sürecin hemen akabinde Paris’te aralarında PKK’nın kurucularının da bulunduğu 3 kadın öldürüldü… 

“SÜREÇ DEVAM ETMELİ”

Akit’e konuşan siyasetçi ve yazarlar, Türkiye’de her barış sürecinde sabotajların yaşandığını söyleyerek, sürecin ısrarla sürdürülmesini istediler. Önümüzdeki günlerde süreci sabote etmek için provokatif cinayetler işlenebileceğinin altını çizen araştırmacı yazar İsmail Nacar, “Geçmişteki bazı faili meçhul cinayetler örneğinde de görüldüğü gibi başta MOSSAD olmak üzere bazı yabancı istihbarat örgütlerinin, yerli taşeronları ve PKK içindeki kuklaları devreye sokabilirler” dedi. AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu ise, “Kürt Sorununun çözümünü içerde ve dışarıda istemeyen güçler var” diye konuştu.

ENSARİOĞLU: BARIŞ SÜRECİNİ PKK VE ULUSLARARASI GÜÇLER İSTEMİYOR

AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, “Sabotajlar yeni bir şey değil. Öteden bu yana Türkiye’de şiddetin çözümü, demokratikleşme, Avrupa Birliği ile ilgili önemli yasalar, olağanüstü hallerin kaldırılması gibi adımların atılacağı her dönemde ya arifesinde ya daha sonrasında toplumun dengesini bozacak, karar vericilerin kararını etkileyecek önemli provokasyonlar olmuştur. Geçmişte genelde bunu yapan bizim derin devletimizdi. Yani bu iç çatışma alanlarından vesayet devşiren siyaset kurumu üzerine vesayet kuran, çatışmaların bitmesini istemeyen maalesef bizim içerdeki hainlerdir. Ama bugün gerek Kürt sorununun çözümünü içerde ve dışarıda istemeyenler ve Türkiye’nin Ortadoğu ve dünyadaki yeni rolünü hazmedemeyen uluslararası güçler olabileceği gibi PKK’nın içinde de bu işin düzelmesini ve bitmesini istemeyen güçler var. Tabii, provokasyonlar öyle bir şey ki; siz kararlı durduğunuz, her türlü provokasyona rağmen çözümde ısrar ettiğiniz zaman provokatörler yaptığı provokasyonun anlamının kalmayacağını anladığında bu işlerde ısrar etmezler” diye konuştu.

“PARİS’TEKİ 3 İNFAZ GİZLİ SERVİSLERİN İŞİ”

Bu konuda ne kadar samimi, ciddi ve kararlı olunduğunun gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Galip Ensarioğlu, “Olacak, evet provokasyonlar da olacak, yol kazaları da olacak. Habur bir provokasyon değildi, ama süreci etkileyen bir yol kazasıydı. Buna rağmen toplumun sahiplenmesi, şehit ailelerinin sahiplenmesi, CHP’nin sahiplenmek zorunda kalması, BDP’nin işin içine dahil edilerek olası bir dışlanmama hissiyle yapacaklarının önlenmesi. Bu defa çok daha aklı başında yürüyen bir süreç var ve bu süreci heba etmemeliyiz. Çukurca’daki saldırı tamamen bu ortamı bozmaya yönelik ve Öcalan’ın ortaya koyduğu çözüm planına karşı bir saldırıdır. Paris’teki infazlar örgüt içi hesaplaşma değilse uluslararası istihbaratların yaptığı bir işe benziyor. Burada İran’ı işaret edenler çoğunlukta olduğu gibi, özellikle örgüte ‘Avrupa’da yarın silahları bırakıp giderseniz güvende olamazsınız. O yüzden vazgeçmeyin’ mesajı şeklinde yorumlanıyor. Eğer örgüt içi infazsa bu elbet ortaya çıkar gizli kalmaz, değilse gizli servislerin işidir. Türkiye’nin önüne gelmiş çözüm adına en önemli fırsattır. Bu fırsata bütün toplumun sahip çıkması lazım” dedi. 

NACAR: PKK’NIN KANDİL VE AVRUPA AYAKLARI ÖCALAN’A İTİRAZ ETMEYECEKLER

Araştırmacı-yazar İsmail Nacar ise, yeni sürecin Kürt sorununun çözümü için şimdiye kadar denenmiş yöntemlere göre daha gerçekçi faktörleri barındırdığını söyledi. Nacar, “Örneğin, Öcalan’ın da bilgisi dahilinde Oslo’da yapılan görüşmeler gizli tutulmuştu. Bu da, eğer açığa çıkması durumunda, sürecin provoke edilmesine açık kapı bırakma riskini taşıyordu ki, nitekim böyle de oldu. Geçmiş hatalardan ders aldığı anlaşılan İmralı sürecinde ise, olayın hemen başından itibaren kamuoyu görüşmelerden haberdar edildi. Bu da, genel anlamda bir memnuniyet oluşturdu” dedi.

Sorunun başaktörü Abdullah Öcalan’ın doğrudan muhatap kabul edilmesini ikinci önemli husus olarak belirten Nacar, “Nitekim yıllar önce, yetkili çevrelere benim önerim de hep bu doğrultuda olmuştur. Yine, öğrenebildiğim kadarıyla iki tarafın önünde riskleri de akıllıca hesap edilerek hazırlanmış ortak bir yol haritası da var” şeklinde konuştu. PKK’nın Kandil ve Avrupa ayaklarını temsil eden Murat Karayılan ve Zübeyr Aydar’ın da Öcalan’a itiraz etmeyeceklerini dile getiren Nacar, BDP ve tabanının ise, zaten sürekli Öcalan’ı adres gösterdiğini ifade etti.

“SÜRECİ SABOTE ETMEYE ÇALIŞACAKLAR”

Türkiye Devleti bünyesinde metastaz aşamasında olan ‘derin devlet’ hücrelerinin, bu süreci de sabote etmeye çalışacağını söyleyen Nacar; bazı siyasi partiler, medya ve sivil toplum örgütlerindeki yandaşlarını devreye sokarak gerginlik meydana getireceklerdir” diye konuştu.

Nacar, geçmişteki bazı faili meçhul cinayetler örneğinde de görüldüğü gibi başta MOSSAD olmak üzere bazı yabancı istihbarat örgütlerinin, yerli taşeronları ve PKK içindeki kuklaları devreye sokarak, Ankara Kumrular’dakine benzer provokatif cinayetler işlemeleri ihtimaline de dikkat çekti. Nacar, “Onun için, yaşadığım tecrübelere dayanarak belirtmeliyim ki her iki taraf, bu İmralı sürecinin tüm aşamalarında dikkat ve basiretli olmak zorundadırlar. Aksi, artık kontrol edilemez daha büyük bir felakete dönüşür” dedi.

“YABANCI İSTİHBARAT SERVİSLERİ YAPMIŞ OLABİLİR”

USTAD Başkan Yardımcısı ve Kürt Stratejist Mehmet Timurağaoğlu ise, “Bölge artık kanın durmasını, huzurun sağlanmasını istiyor. Müzakereleri sabote etmek isteyenlere prim verilmemeli ve görüşmeler devam etmelidir” dedi.

“SUİKASTLAR İÇ ÇATIŞMANIN SONUCU”

21. Yüzyıl Enstitüsü Terörizm ve Terörizmle Mücadele Araştırmaları Merkezi Başkanı Kenan Ertürk de, PKK’nın içinde önceden beri bir çatışma yaşandığa dikkat çekerken, Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Beril Dedeoğlu ise, “Suikastların İmralı görüşmelerini sekteye uğratmak için yapıldığı bir gerçek. Ancak örgütün Türkiye’de de binlerce elemanı var. Fransa’daki örgüt mensuplarının seçilmesi neden? Sanırım burada dünyaya verilmek istenen bir mesaj var. Bu mesajı olay aydınlanmaya başlayınca anlayacağız” diye konuştu.

Gazi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nurullah Aydın da “Saldırıların müzakereleri sabote için yapıldığı ortada” dedi.

Paris’teki saldırı nasıl değerlendirildi?

Paris’te, PKK’nın kurucularından Sakine Cansız’ın da aralarında bulunduğu 3 kişinin öldürülmesine, siyaset dünyasından ve STK’lardan tepki yağıyor. Cinayetlerin barış sürecini saboteye yönelik olduğu görüşü ağırlık kazanıyor.
BDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici, “Paris’teki saldırılar, yeşeren barış sürecini sabote etmek isteyen dış istihbarat servislerinin işi olabilir”  dedi. Binici, “Ülke içerisinde Oslo benzeri bir süreç başlatıldı. Bu sürecin daha fazla ileri gitmeyip barış ile neticelendirilmesini istemeyen savaş yanlısı bazı dış istihbarat servislerinin sürece sabotajıdır. Aklıma gelen ise İsrail MOSSAD ve İran ajanlarıdır” ifadelerini kullandı.
Van Bağımsız Milletvekili Aysel Tuğluk, “Türkiye’deki derin güçlerin hâlâ var olduğunu düşünüyorum. Barış sürecini sabote etmek üzere yapılmış bir eylem gibi gözüküyor... PKK içi infaz olabileceğine dair şeyler kesinlikle doğru değil... Bazı güç odakları, Türkiye’nin, hani Kürt meselesini çözmüş, güçlü bir Türkiye’nin olmasını istemiyor da olabilirler. Bunlarla da bağlantılı bir cinayet olabilir” dedi.

BDP İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel, “Bu katliamı yapanları açığa çıkarmazsanız, sorumlusu siz olacaksınız. Eğer bu katliamı açığa çıkarmazsanız, önümüzdeki dönem Kürt sorununun önünde olası demokratik gelişmenin engeli olarak görüleceksiniz” dedi.

Öte yandan; aralarında Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna, Muş Milletvekili Demir Çelik, İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel, Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın da bulunduğu grup, Galatasaray Lisesi önünden sloganlar atarak yürümeye başladı. “Katiller bulunsun” ve “Özgürlüğümüzden vazgeçmeyeceğiz” pankartları taşıyan grup sık sık Abdullah Öcalan lehine slogan attı. Fransa’nın İstanbul Başkonsolosluğu önüne gelen grup olayı protesto etmek için konsolosluk önüne siyah çelenk bıraktı.
Burada yapılan açıklamada saldırının barış sürecini baltalamaya yönelik olduğu vurgulandı.

l BDP Kadın Meclisi ise yaptığı açıklamada, “Fransa’nın bir an önce bu olayı aydınlatmasını istiyoruz” dedi ve olayı kınadı.
l Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) de Paris’te aralarında terör örgütü PKK’nın kurucularından Sakine Cansız’ın da bulunduğu 3 kadının öldürülmesini kınadı.

DİYARBAKIR’DA ORTAK TEPKİ

l Diyarbakır’da aralarında KADEP ve BDP’nin de bulunduğu siyasi parti ve STK’lar, görüşmelerin tekrar başlamasını önemli bulduklarını, diyalog ve müzakerelere tüm ulusal toplumsal kesimlerinde dahil edilerek sürdürülmesi gerektiğine inandıklarını bildirdi. Paris’teki saldırı kınandı.

l Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, “Süreç içerisinde ne amaçla yapıldığı ortaya çıkacaktır, ama yapıldığı süreç itibarıyla zaman itibarıyla çok anlamlı olduğunu söyleyebilirim... Ben inanıyorum ki buna benzer provokatif eylemler, bu süreci etkileyemeyecek. Çünkü milletimiz huzura, kanın durmasından yana tavrını koymuş bulunmaktadır” dedi.

l Paris’te öldürülen PKK’lı Sakine Cansız’ın Tunceli’de yaşayan dayısı Hüseyin Yıldırım, Sakine Cansız ve arkadaşlarına sıkılan kurşununun barış ve kardeşliğe sıkıldığını söyledi ve “Bu saldırı bir provokasyondur” dedi.

BERLİN’DE TEPKİ

l Fransa’nın başkenti Paris’te öldürülen Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Söylemez için Fransa’nın Berlin Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bırakıldı.
Berlin’deki Pariser meydanında toplanan yaklaşık 50 kişi ellerinde “Kadınlar ölüyor, Avrupa susuyor, Unutulmayacak affedilmeyecek” pankartları açtı ve Fransa’dan bu cinayetlerin aydınlatılmasını istedi. Dağıtılan bildirilerde bu cinayetlerin Türkiye’de İmralı ile yürütülen barış görüşmelerine sabotaj olduğunu ifade edildi.

Paris’te ilk otopsi sonucu açıklandı

Paris’te yapılan saldırıda hayatlarını kaybeden aralarında PKK’nın kurucularından Sakine Cansız’ın da yer aldığı 3 kadının ilk otopsi sonuçları açıklandı. AFP’nin polis kaynaklarına dayandırdığı haberinde kadınlardan birinin kafasına 4 kurşun isabet ederken diğer iki kadın kafalarından 3 kurşunla öldürüldü. Haberde PKK’nın Fransız makamları tarafından da çok yakından tanındığı belirtilirken, Fransız mahkemelerinde devam eden 21 PKK dosyasının olduğu vurgulandı. Yetkililer otopsi işlemlerinin 1 hafta sürebileceğini belirttiler.

Bu arada, ailelerin cenazeleri teslim aldıktan sonra defnetmek için Türkiye’ye getirecekleri bilgisi alındı. Sabah saatlerinde de Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Söylemez adlı kadınlar için Ahmet Kaya Kültür Merkezi’nde fotoğraflarının bulunduğu bir anma köşesi oluşturuldu, ziyaretçilerin taziyeleri burada kabul edildi.
Cinayetlerin işlendiği binanın kapısının önüne de sabah saatlerinden itibaren gelen ziyaretçiler tarafından mum ve çiçek bırakıldı.

Gueant: Türk gizli servisinin işi değil
Fransa Cumhurbaşkanlığı eski Genel Sekreteri ve Nicolas Sarkozy döneminin eski İçişleri Bakanı Claude Gueant, Paris’te aralarında PKK’nın kurucularından Sakine Cansız’ın da bulunduğu 3 PKK’lı kadının öldürülmesine ilişkin, “Türk gizli servisinin bu olayla ilişkisi olmadığına neredeyse eminim” dedi. 

PKK’da tarihî sorumluluğu bulunan bir kişinin de aralarında bulunduğu olayla alakalı ortaya çıkan bulguların, saldırının gerçek bir infaz olduğu düşüncesini güçlendirdiğini kaydeden Gueant, olayda politik bağlantılar olabileceğini, yapılan soruşturmanın bu bağlantıları ortaya çıkaracağını söyledi.

Öte yandan; Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Helene Flautre, Paris’te, terör örgütü PKK’ya yakınlığıyla bilinen “Kürdistan Enformasyon Bürosu”nda 3 kadının öldürülmesinin barış için acilen ve birlikte eyleme geçme zorunluluğunu gösterdiğini söyledi. Flautre, olayın en kısa sürede olayın aydınlatılmasını ve sorumluların yargıya teslim edilmesini istedi.

Yeni Akit

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum