Karanlık Sırlar Ortaya Çıksın
Uğur Mumcu, Adnan Kahveci, Eşref Bitlis ve Turgut Özal’ın yakınları, faili meçhul ve şüpheli ölümlerde zamanaşımı süresinin kaldırılmasını istedi.
Türkiye’nin faili meçhuller ve şüpheli ölümlerle en karanlık yılının 1993’ün üzerinden yirmi yıl geçti. Çok sayıdaki faili meçhul olay ve şüpheli ölüm dosyası bu yıl kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya. 1993’te meydana gelen olaylarla ilgili yargılama açısından 20 yıllık zamanaşımı süresi doluyor. Uğur Mumcu, Eşref Bitlis, Adnan Kahveci, Turgut Özal, Bahtiyar Aydın ve Cem Ersever infaz edilen veya şüpheli şekilde hayatını kaybedenlerden bazıları. 19 yıl sonra başlatılan soruşturma kapsamında Turgut Özal’ın mezarının açılması zamanaşımı tartışmasını gündeme getirmişti. Zira 24 Ocak’ta Mumcu’nun, gelecek ay Eşref Bitlis ve Adnan Kahveci’nin, 17 Nisan’da ise Turgut Özal’ın şüpheli ölümleriyle ilgili zamanaşımı süresi doluyor. 1993’te faili meçhule ve şüpheli ölüme kurban gidenlerin yakınları Meclis’ten konuyla ilgili zamanaşımı süresi dolmadan yasal düzenleme bekliyor.
Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal, yıllardır 1993 yılına dikkat çektiğini dile getirerek faili meçhuller ve şüpheli ölümler için zamanaşımının kaldırılması gerektiğini anlatıyor. Özal, “1993 çözülmezse bugünkü PKK müzakereleri de ciddi sonuç vermez.” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile konuyla ilgili geçtiğimiz haftalarda görüşen Ahmet Özal, başta Başbakan Tayyip Erdoğan olmak üzere Meclis’te grubu olan parti liderlerinden de zamanaşımı ile ilgili randevu istedi. Özal, konuyla ilgili kendisine olumlu dönüş geldiğini belirtti.
Yasada yapılacak bir düzenlemenin Türkiye’deki faili meçhullerin ortaya çıkarılması için önemli bir adım olacağını söyleyen Uğur Mumcu’nun ağabeyi Ceyhan Mumcu da, “Anayasa’nın 38. maddesinde düzenleme yapılmalı ve zamanaşımı süresi failin bulunmasından itibaren başlamalı. Bu düzenleme ile katillere de fırsat verilmeyecektir.” diye konuştu.
Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis’in oğlu Tarık Bitlis ise Meclis’ten beklentisinin konuyla ilgili samimi ve somut bir adım atması olduğunu kaydetti. Zamanaşımının karanlığın üstünü örtmek anlamına geldiğine dikkat çeken Bitlis, “Zamanaşımı kaçan kurtulur zihniyetidir. Suç işleyen kişi kaçınca kurtuluyor.” diye konuştu. Eski bakanlardan Adnan Kahveci’nin oğlu Cihan Kahveci ise gerekli adımların atılması için kendilerine düşen bir şey olması durumunda ellerinden geleni yapacaklarını söyledi.
Hukukçular ise zamanaşımı süresi dolduktan sonra faili meçhuller ve şüpheli ölümlerle ilgili gelişme olsa dahi geri dönüşü olmadığını söyledi. İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersan Şen, faili bulunmadığı takdirde zamanaşımının kesilmediğini söyledi. Şen, “Suçun işlendiği tarihten itibaren 20 yıl dolmuşsa yapacak bir şey kalmıyor. Çünkü bu ölümler 2005’ten önce gerçekleştiği için eski kanuna tabidir. Bu yüzden 20 yıldan sonra rafa kalkar. Daha sonra o şahsı yakalasanız dahi bir şey yapılamıyor. Örgüt ayrı bir suçtur. Zamanaşımından sonra örgüt bulunsa dahi örgütle ilgili ayrı yargılama yapılır ama o ölümle ilgili yargılama yapamazsınız. Örgütten yargılarsınız. Mesela zamanaşımı süresi dolduktan sonra Turgut Özal ile ilgili bir örgüt tespit edildi. Özal’dan dolayı ceza veremezsiniz ancak örgütten yargılanır. 20 yıl dolana kadar şüpheli listesi oluşturulup o kişilerin yakalanması lazım ki zamanaşımı kesilsin.” ifadelerini kullanıyor.
Emekli Başsavcı Reşat Petek ise faili arama kararı olan bir dosya zamanaşımı süresi dolduğunda dosya için düşme kararı verileceğini belirtti. Petek, “Mesela Özal’ın ölümü, 17 Nisan’da süre doluyor. Bu süre uzatma süresini de kapsadığı için artık savcılık bu dosya için takipsizlik kararı verir.” diye konuşuyor. Eski Cumhuriyet Savcısı Gültekin Avcı da “Zamanaşımı dolduktan sonra geri dönüşü yok. Toplam uzama süresiyle birlikte hesaplandığı için sonradan delil ortaya çıksa dahi bir şey yapılamıyor.” diyor.
ZAMAN
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.