Dini bayramların en büyüğü
İlahiyat Profesörü Yunus Vehbi Yavuz’un Kurban Bayramı dolayısıyla, habervaktim için kaleme aldığı yazısının birinci bölümünü yayınlıyoruz.
Kurban’ın dini ve sosyal işlevi 1
Kurban Bayramı dini bayramların en büyüğüdür. Ramazan Bayramının, Ramazan ayında oruç tutmada ve güzel işler yapmada başarıya ulaşmanın sevincini yaşamaya yönelik bir bayram olmasına karşın, Kurban Bayramı ömürlük bir ibadet olan Haccı ve buna bağlı olarak kurban ibadetini yerine getirme sevincinin yaşandığı bayramıdır.
KURBAN VE HAC İBADETİ
Kurban bayramı iki önemli ibadeti kapsar. Biri tüm semavi dinlerde var olan kurban ibadeti, diğeri Hac ibadetidir. Hac, Âdem Aleyhisselam’dan bu yana devam ede gelen bir ibadettir. Kabe’nin ikinci bânisi şanı büyük Peygamber İbrahim Aleyhisselam’dır. Kâbe’yi inşa ettikten sonra, Allah’tan aldığı emir gereği Cebrail Aleyhisselam gözetiminde onu tavaf etmiş, diğer hac görevlerini de yerine getirmiş, bu arada Kurban da kesmiştir. Kurban Bayramında kestiğimiz kurban işte budur. Sevgili Peygamberimiz de dedesi İbrahim Aleyhisselam’ın yolundan yürüyerek bozulan Hac ibadetini aslına döndürmüş, Kâbe’yi putlardan temizleyerek bu ibadeti İbrahim Peygamber zamanındaki durumuna getirmiştir.
EN ÜSTÜN İBADET
Kurban bayramına kutsallık veren unsur Hac ve kurban gibi temel ibadetleri bünyesinde barındırmasıdır. Kurban bayramı aynı zamanda kutsal mekânlarla da yakından ilgilidir. Bu günlerde Hac görevini ifa edenler hacı olma şerefine nail olurlar, dolayısıyla analarından doğduğu gibi günahsız hale gelirler. Kurban bayramının büyüklüğü ve önemi buradan kaynaklanmaktadır. Kurban ibadetini samimi bir niyetle yerine getiren Müslümanlar da Hacıların elde ettiği bu bağış ve rahmetten yararlanırlar. Bir hadis-i şerifte Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Kurban Bayramında kul, Kurban keserek (Allah için) kan akıtmaktan daha üstün bir ibadetle Allah’a yaklaşamaz. Kurbanın kanı yere düşmeden Allah katına çıkar, kabul görür.”; “Kurban babanız İbrahimin sünnetidir. Kurbanın her bir kılına karşılık bir hasene sevabı vardır. (Bir hasene de on misli ile hesap edilir.)” (İbn Mace, Edahi, 2, H.No:3126–3127)
KADINLARIN DURUMU
Kurban bayramı vesilesiyle bir noktaya işaret etmek istiyoruz. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (AS) döneminde yaşayan Müslüman kadınlar bugün yaşayan kadınlardan daha özgür idiler ve bugün var olandan daha çok haklara sahip idiler. Bu haklardan biri Cemaat namazları ile Cuma ve bayram namazlarına erkekler gibi katılmaları idi. Bu dönemde hanımlar sabah ve yatsı namazları dâhil beş vakit namaza aynen erkekler gibi devam ediyorlardı. Hz. Peygamber (S.A) özellikle hanımların, genç kızların ve çocukların bayram yerine çıkarılmasını, yapılan konuşmaları dinleyerek bilgilenmelerini ve topluma katılmalarını emrederdi. Peygamberimiz böylece toplumda sosyokültürel bir alış-veriş ortamını hazırlıyor; toplumda sosyal bütünleşme, değişme ve gelişmenin oluşmasını sağlıyordu. Kadın o zaman caminin ve cemaatin vazgeçilmez bir unsuru haline gelmişti. Ancak, Bayram namazı kılınmaya başlanacağı zaman hayız halinde ki kadınların namaza katılmayıp bir kenara çekilmelerini tembih de ediyordu. (Bak. Müslim, K. Salati’l-Îdeyn, bab:1)
KADINLAR DA BAYRAM NAMAZI KILABİLİR
Bugün Hz. Peygamberin bu emir ve tavsiyesinin tekrar yerine getirilmesi ve kadınlara bayramları eskisi gibi tam bir bayram olarak yaşama haklarının iade edilmesi en büyük temennimizdir. Kanaatimizce Diyanet İşleri Başkanlığı kadınlara bu hakkı sağlamalı, Cuma ve bayram namazlarında kadınların bayram namazlarını çekinmeden rahat bir şekilde kılmalarını sağlayarak onlara dini hak ve özgürlüklerini iade etmelidir.
YARIN: Kurban’ın dini ve sosyal işlevi 2
(habervaktim)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.