'Toplum Şikayet Ediyor Ama Tedbir Almıyor'

'Toplum Şikayet Ediyor Ama Tedbir Almıyor'
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin Akit’e konuştu. Ailelerde bilgisizlikten kaynaklanan birçok problem yaşandığına dikkat çeken Bakan Şahin, ailede dini eğitimi önemsediklerini ve bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı ile beraber çok hassas ve ço

Modernleşme ve şehirleşme ile beraber aile değerlerimizde de değişimler yaşanıyor. Modern kültür ile beraber medyada aile değerlerinin hiçe sayıldığı dizi, film ve belgesel gibi yayınların çoğalması toplumu olumsuz anlamda etkiliyor. Türkiye’de ailenin değerlerinin korunması üzerine çalışmalar yapan ve son aylarda; aile içi şiddet konusuyla sıkça gündeme gelen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin; aile içi şiddeti, medyanın yaptığı tahribatın aile üzerindeki rolünü ve çözüm önerilerini Akit’e anlattı.- Günümüzde aile ile ilgili en çok konuşulan konu ‘aile içi şiddet’ oluyor. Geçmişe baktığımızda bu konuyu konuşmuyorduk. Şimdi aile içi şiddetin konuşulmasının sebebi nedir. Bu şiddetin temelinde ne yatıyor?

- Türkiye’nin demokratikleşmesiyle beraber bireyin hakkı ve hukuku öne çıktıkça, “aile içi şiddet” denilen olay, daha görünür oldu. Devlet artık; şiddeti bir sorun olarak görmeye başladı. AK Parti iktidarıyla aile bireylerinin ve en önemlisi kadının birey olarak hakkı, hukuku daha görünür oldu. Daha önce üç maymunu oynayan toplum, artık şiddeti sorun olarak görmeye başladı.
- Osmanlı’da “aile içi şiddet”in olmadığı söyleniyor. Bizim medeniyet değerlerimizde aile içi şiddet var mı?

- Tarihte şiddet yoktu, son dönemde ortaya çıktı diyerek; keskin bir hatla olayı netleştirmenin doğru olmadığını düşünüyorum. Burada bizim medeniyetimizin şefkat, merhamet temelli olduğunu, bizi biz yapan değerlerin bu olayların yönetilmesinde önemli bir tedavi ve çözüm merkezi olduğunu göz ardı edemeyiz. Bu değerlerdeki yozlaşma, bu değerlerdeki azalma olayları körükledi. Ama dediğim gibi tek bir neden üzerinden sorunu anlatamayız. Özellikle kentleşme, göç, büyükşehirlerdeki yaşam, manevi dünyamızdaki değer kayıpları sorunları körüklüyor.
- “Aile içi şiddet” konusunda devlet olarak yapılanlar nedir?
- 1998 yılında ailenin korunması kanunu çıktı. Ama 2003 yılında aile mahkemeleri kurulana kadar kanun kağıt üzerinde kaldı, uygulamada bir karşılığı olmadı. 2008 yılında töre, namus cinayetleri, kadına karşı şiddet, aile bireylerine karşı şiddet araştırma komisyonu kuruldu. Bu komisyonlara başkanlık yaptım.

MEDYA, AİLEYE TİCARİ KURUM OLARAK YAKLAŞIYOR

- Nasıl bir çalışma oldu?
- 4 ay çalıştık. Hem bütün akademik dünya ile işin teorik boyutunu hem pratikte bu işin muhatapları ile birebir görüştük. Güneydoğu’da aşiret reisleri ve kanaat önderleri ile yaptığımız toplantılarda; gençlerin medyanın, kitle iletişim araçlarının etkisinde çok daha fazla kaldığı söylendi. Çözüm yolu olarak, kitle iletişim araçlarının yayınları üzerinde çalışma yapmamız söylendi. Bu konuda çeşitli medya kurumlarının genel yayın yönetmenleri ile görüştük. Raporlardan, çalışmalarından bahsettik ve yayınların değerleri farklı şekilde yozlaştırması ile kadının cinsel bir meta haline dönüşmesine neden olduğunu söyledik. Genel yayın yönetmenleri ise ticari kurum olarak olaya yaklaştıklarını ve bir izleme kapasitesi olduğu için bu tür yayınlar yaptıklarını belirtti.

Toplum hem şikayet ediyor hem de şikayet ettiği bu alan üzerinde tedbir almıyor. Çünkü şiddeti öğreniyoruz, öğretiyoruz ve uyguluyoruz. Hep beraber o tür yayınları izliyoruz. Yayınları izledikten belli bir süre sonra aykırı gelen davranışları, kurbağanın suda sıcaklığı derece derece arttırdığınız zaman hiç fark etmemesi gibi bu şekilde benimsiyoruz. En başta “bu nasıl olur?” dediğimiz vaka, belli bir süre sonra normalleşmeye başlıyor ve bu durum değerlerimizde ciddi bir yozlaşma başlatıyor. Toplumun yüzde 80’i bu yayınlardan şikayetçi... Ancak iş RTÜK’e şikayet etmeye geldiğinde başvuru yok denecek kadar az. İnsanımız şikayetçi olduğu yayınları da izlemeye devam ediyor.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı şu anda ne yapıyor?

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olarak, Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nü aktif hale getirdik. Şu anda bu genel müdürlüğümüz yalnızca aile değerlerinin korunması ile ilgili neler yapılması gerektiği üzerine çalışıyor. Evlilik öncesi eğitim veriliyor. Türkiye’nin her tarafında eğitim veriyoruz. Boşanmalara baktığımızda ise boşanmaların eşlerin birbirini tanıma süreci olan ilk yıllarda daha çok gerçekleştiği görülüyor. Biz gençlere ailenin kutsal bir kurum ve manevi bir yolculuk olduğunu söylüyoruz. Süreç içerisinde toplum merkezleri ve aile danışma merkezleri aracılığıyla da “Ben sorunumu çözemiyorum. Ekstra desteğe ihtiyacım var” diyen ailelerin sorununu çözecek alt yapıyı oluşturuyoruz. Orada bizim danışma merkezleri dediğimiz yerde psikologlarımız, hukukçularımız var...

DİN GÖREVLİLERİNİ ÇOK ÖNEMSİYORUZ

- Din görevlisi var mı?
- Evet var. Diyanet ile de bir protokol yaptık. Aile İrşad Büroları üzerinden de bağlantımız var. Din görevlilerini de çok önemsiyoruz. Çünkü oradaki bilgisizlikten kaynaklı birçok sorun yaşandığını biliyoruz. Özellikle Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez bu konuda çok hassas ve beraber çok güzel işbirlikleri yapıyoruz.
- Aile irşad bürosu nasıl çalışıyor?

- Eşler gelip, başvuru yaptığında başlıyor. 5 ilde; Ankara, Burdur, Kırıkkale, Karabük ve İzmir’de pilot çalışmamız devam etmektedir. Birebir ailelerle yapılan görüşmeler sonunda, onların neye ihtiyacı olduğunu tespit ettik. Eğitim almış kişiler, eşlerle görüşerek, olaylar büyümeden arayı düzeltmeye yönelik çalışmalar yapıyorlar. Eşlerin neye ihtiyacı varsa mesela; psikolojik, hukuki, aile irşat bürolarından gelen manevi destek bunlar çok önemli.
- Sistem nasıl çalışıyor?

- Pilot uygulama yapılan illerde bu hizmetten faydalanmak isteyen aileler, şahsen ya da aile mahkemesi hâkimleri, barolardaki avukatlar aracılığı ile Aile Danışma ve Toplum Merkezlerine başvurarak yararlanabilmektedirler. Bugüne kadar pilot uygulama yapılan illerdeki merkezlerimize Boşanma Süreci Danışmanlığı hizmeti için başvuran ya da yönlendirilen 298 çift bulunmaktadır. Bu çiftlerden 59’unun sorunlarında düzelme olduğu ve yaşamlarını birlikte devam ettirme yönünde karar aldıkları görüldü.
Aile içi şiddette kelepçe veya panik butonu sistemlerinin işe yarayacağını düşünüyor musunuz?

Teknik takip dediğimiz sisteme mahkeme karar veriyor. Bizim kendi başımıza “sana kelepçe takalım”, “sana buton verelim” dediğimiz yok. Mahkeme aileyi inceliyor. İnceleme sonunda “bu ailede büyük bir şiddet var”, “Kadın açısından tehlikeli durum söz konusu” dendiği zaman mahkeme kararı ile uzaklaşma veriliyor. Panik butonu dediğimiz sistemde, uzaklaşma alan kişinin eve yaklaşması önleniyor.

Bizim o teknik takip dediğimiz sistem de mahkeme kararıyla uzaklaştırılan kişinin 155 hattı üzerinden takip edildiği bir sistem. Ekmeklerin kepeği bol, tuzu az olacak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı üzerine Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nca yapılacak değişiklikle, beyaz ekmek içindeki kepek oranı yüzde 35’ten en az yüzde 65’e çıkartılacak, tuz miktarı da azaltılacak.
Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, “Vatandaşlarımızın günlük tükettiği ekmek raflarda yerini koruyacak ancak kepek oranı artırılıp tuz oranı düşürülecek. Diğer çeşit unlardaki ekmek üretimi de devam edecek. Normal ekmekte kepek oranı yükseltilecek ancak diğer çeşit ekmeklerde normal üretim devam edecek. Kesinlikle beyaz ekmeğin üretiminin sona ermesi yok. Normal vatandaşımızın bakkal ve fırından aldığı ekmeğin içindeki kepek oranı artırılacak” dedi.

Hüseyin Kulaoğlu \ Yeni Akit

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum