Bu gece en uzun gece
Bugün 21 Aralık. Gecesi de en uzun gece. Eskiler, bu geceye "şeb-i yelda" derlerdi. Bilindiği gibi Mevlana'nın vefatı için kullanılan "şeb-i arus"da "düğün gecesi" anlamına geliyor.
"En uzun gece" konusunda divan şairimiz Baki şu unutulmaz beyiti yazmış;
"Şeb-i Yelda'yı muvakkit ve müneccim ne bilir
Müptela-yı gama sor kim, geceler kaç saat?"
Yani, bu geceyi takvim hazırlayanlar ve müneccimler değil, dert sahipleri, hastalar daha iyi bilir. Zira hasta yatağında inleyenlerin ve büyük bir dert taşıyanların geceleri bitmek bilmez. Onlar için sabah bir türlü olmaz. Yine eskiler "hastalıklar ve ağrılar geceleri azar" derler.
İşte bu psikolojiyi üstad Necip Fazıl da şu unutulmaz şiirinde çok güzel anlatır:
"Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar"
Bu vesileyle Kurban Bayramınızı tebrik eder, 2008 yılının hastalıklardan, dertlerden uzak olmasını, gecelerinin de ağrısız, sızısız, derin uykulu ve renkli rüyalı geçmesini dilerim.
şu uzun gecenin gecesi olsam…
soğuk ve gece
yalnızlık ve gece
hüzün ve gece
gecelerin gecesi
gecelerin ecesi
şeb-i yelda bilmecesi
sevdalılar için bitmesi istenmeyen vuslat gecesi
gamsızların, tuzukuruların en kısa gecesi
dert sahiplerine
şifa tanımının en çetrefilli hecesi:
"şeb-i yelda'yı muvakkit ve müneccim ne bilir
müptela-yı gama sor kim, geceler kaç saat?"
hastaların
en uzun, en zorlu gecesi,
"ne hasta bekler sabahı,
ne taze ölüyü mezar
ne de şeytan bir günahı
seni beklediğim kadar"
hep bu türküyü söyler
gurbette garip kalıp
yalnızlık çekenlerin nicesi…
"Geceler yarim oldu anam anam garibem
Ağlamak karım oldu …
Evvel böyle değildim …
Sebebim zalım oldu …""
ve sevdiğim türküyle bitmeli bu şiirin son dizesi:
"şu uzun gecenin gecesi olsam
sılada bir evin bacası olsam
dediler ki, nazlı yarin pek hasta
başında okuyan hocası olsam"
rıfat yörük
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.