'Kurbansız bayram düşünülemez'
Prof. Dr. Yunus Vehbi Yavuz’un, Kurban Bayramı dolayısıyla habervaktim için kaleme aldığı yazısının ikinci bölümünü yayınlıyoruz.
Kurban’ın dini ve sosyal işlevi 2
Kurban Bayramında kurban kesmek Ebu Hanife’ye göre zorunludur. Hanefi mezhebi dışında ki mezheplerde ise kurban kesmek sünnettir. Yani yapılırsa sevap kazanılır, yapılmazsa bir sorumluluk yoktur. Ülkemiz nüfusu ile İslam dünyası nüfusunun büyük çoğunluğu Hanefi Mezhebine mensuptur. Dolayısıyla kurban kesmenin dini yönden zengin olanlar için zorunlu (vacib) olduğunu özellikle ifade etmeliyiz. Kurban bayramına anlam kazandıran kurban ibadeti olmaksızın bir bayram düşünülemez. Ebu Hanife’nin içtihadı diğer mezheplere göre gerçekten isabetli olup kurban ibadetinin Müslümanlar arasında yaşamasını sağlamaktadır.
“MALİ GÜCÜ OLANLAR KURBAN KESMELİ”
Şafii Mezhebine mensup olan Malezya’da Kurban bayramının bayram olduğu ancak afişlerden ve yapılan resmi programlardan anlaşılır. Bunun sebebi zorunlu olmayan kurbanı herkes kesmediği için sokaklarda yahut pazarlarda kurbanlık hayvan bulmak mümkün değildir. Kurban bayramı âdeta kurbansız bir bayrama dönüşmüştür. Oysa bu bayramın adı Kurban bayramıdır… Bu sebeple kurban bayramda Müslümanlar içinde malî gücü müsait olanlar, yani dinen zengin olacak kadar malvarlığına sahip olanların kurban kesmeleri gerekir. Kurban kesimi Bayramın birinci günü Bayram namazı kılındıktan sonra başlar, Bayramın üçüncü günü akşamına kadar devam eder.
“KURBAN KESME İŞİ ÜÇ GÜNE YAYILMALI”
İslam Dini zahmetli bir iş olan kurban ibadetini yerine getirmek için Müslümanlara genişlik sağlamış ve bu ibadetin zamanını oldukça uzun tutmuştur. Kurban bayramında özellikle mega kentlerde ve büyük şehirlerde çok aceleci davranarak sosyal bir sıkışmaya sebebiyet vermemek için, daha serbest hareket edilmeli ve kurban kesme işi üç güne yaymalıdır. Kurbanını saklayacak yer bulanlar onu birkaç gün önce satın alabilirler, fakat büyük çoğunlukta olduğu gibi, bu imkâna sahip olmayanların fazla acele etmemeleri belki daha isabetli olur. Bu durdum hem kurbanlık hayvan satan üreticiler, hem de satın alanlar açısından da büyük bir rahatlamaya vesile olur. Esasen ibadetlerde acelecilik makbul değildir. Allah’a karşı yapılan bir ibadetin ifasında son derece teenni ile hareket edilmeli, bulunduğumuz toplumda ki sosyal yapı dikkate alınmalıdır. “Ben birinci gün kurban bulamazsam bu ibadeti kaçırmış olurum, ya da sevabı eksik olur” düşüncesine kapılmamalı, bayramın her üç gününde de kurbanın rahatlıkla yerine getirilebildiğinin şuuruna varılmalıdır. Zira birinci günde kurban kesmenin sevabı ile üçüncü günde kesmenin sevabı arasında herhangi bir fark yoktur.
“FAKİR MÜSLÜMANLAR KURBAN KESMEK ZORUNDA DEĞİL”
Bu vesile ile bir noktanın altını çizmekte yarar vardır. Fakir Müslümanlar kurban kesmek zorunda değillerdir. Fakat isterlerse kesebilirler. Ancak, ücret veya maaşlı dar geçimli olup sadece aile fertlerine yetecek kadar geliri olanlar, ibadet yapacağım diyerek kendilerini zorlamamalı, borçlanarak ya da kredi kartına dayanarak kurban kesmemelidirler. Çünkü insan önce aile fertlerinin geçiminden sorumludur. Onların rızkını daraltarak, sıkıntıya girerek yapılan ibadetin Allah katında fazla bir değeri olmaz. “KURBANLIĞA EZİYET ETMEYİN”
Kurbanda dikkat edilmesi gereken bir başka nokta da kuralları on beş asır önce gayet isabetli bir şekilde İslam fıkıh kaynaklarında ortaya konan kurban kesme olayının bu kurallara uygun olarak kesilmesidir. Kurbanlık hayvanlara hiçbir şekilde eziyet edilmemeli, onlara sevgi ile yaklaşılmalı ve keserken bu işi bilen kişilerden yahut kasaplardan yararlanılmalıdır. Aksi takdirde kurban kesip sevap kazanayım derken hata yapıp günah kazanmak da söz konusudur. Hz. Peygamber kurbanlıklara saygı gösterilmesini, onlara eziyet edilmemesini ve keskin bıçaklarla kesilmesini ümmetine ta o zamandan tavsiye etmiştir. Bu konuda İslam Batı’dan ileridedir. Kurban kesme kurallarını Batı’dan değil İslam’dan ve sevgili Peygamber Efendimizden öğrenmeliyiz.
BATI İLE ARAMIZDAKİ FARK
Kurban keserken, akıttığımız kanla kendimizin, aile fertlerinin, özellikle halkımızın hastalık, bela ve musibetlerden korunmasını içtenlikle niyet etmeliyiz. Bunun yanında tüm insanların kanlarının bir daha akıtılmaması, trafiğe çıkan vatandaşlarımızın elim kazalardan, deprem ve benzeri felaketlerden korunması için kesim esnasında özel olarak dua etmeliyiz. Biz kurban bayramında hayvanların kanını akıtarak insan kanı akıtmamaya özen gösteririz. Oysa Batı milyonlarca insanın kanını akıtarak kurban kesmektedir. Aramızda ki fark budur.
“BAYRAMLARI KUCAKLAYICI KILMALIYIZ”
Bayramlarda en büyük hediye ziyaretleşmek ve bir birine sevgi göstermek, herkesle güzel iletişim kurmaktır. Bayram herkesi kucaklamak, sevgi ve saygı göstermek gibi derin anlamlar içeren bir kavramdır. Sadece tanıdığımız kimseleri değil, çevremizde gurbet hayatı yaşayan ve kapısı çalınmayan garip insanların kapısını çalmalı, onları da birer akraba gibi kabul ederek bayramın sevincine ortak etmeliyiz. Bayram yapamayan kardeş milletlerin durumunu da göz önüne getirerek Allah’a şükretmeli ve onlar için de dua etmeliyiz. Özellikle çocuk yuvalarını ve huzur evlerini ziyaret ederek bu evleri huzurla ve sevinçle doldurmalıyız. Bayramın anlamı budur. Çağın getirdiği sıkıntıları da dikkate alarak Bayramları daha da kucaklayıcı kılmalıyız. Bilmeliyiz ki Bayramda ki tüm güzellikler, ziyaretlerde atılan adımlar, gösterilen tebessümler, kazanılan gönüller, yaygınlaştırılan sevgiler de Allah’a karşı bir ibadettir.
(habervaktim)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.