Bardakoğlu: Çürük bina yapmak cinayettir
Türk Kızılayı tarafından yürütülen ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın paydaş kurumlardan biri olduğu 'Toplum Liderlerinin Teşkilatlandırılması Projesi Afet Zararlarının Azaltılması ve Toplumu Harekete Geçirme Programı' kapsamında Ankara'da bir seminer düzenlendi. Kocatepe Camii Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen seminere Kızılay Başkanı Tekin Küçükali'nin yanısıra, Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu ve çok sayıda davetli katıldı.
Afetlerin deprem, sel, toprak kayması gibi doğal afetler ile insan eliyle üretilen afetler olmak üzere ikiye ayrıldığını belirten Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, "Kafa yorulması gereken insan eliyle üretilen afetlerdir" dedi. Bardakoğlu, "üç kuruşluk çıkar" için dünyanın kan gölüne döndüğünü söyledi.
Doğal afetlerin bir ceza olmadığını, tedbir alınarak önlenebilecek sınavlar olduğunu dile getiren Bardakoğlu, dünyada bir çok ülkenin doğal afetleri en az zararla atlatmayı öğrendiğini söyledi.
Depremlerde camilerin en fazla zarar gören yerlerden biri olduğunu dile getiren Bardakoğlu; hastane, okul, cami gibi binaların bir sığınak olması gerektiğine dikkat çekti. Camiler için "1 metre kare küçük olsun ama sağlam olsun" ifadesini kullanan Bardakoğlu, çürük bina yapan işletmelere karşı toplumsal bir bilinç oluşması gerektiğinin altını çizdi.
4 BİN YILLIK HAMMURABİ KANUNLARI
Öte yandan, programda Türk Kızılayı tarafından bastılan broşürlerde MÖ 2000'de yazılan Hammurabi kanunlarına yer verilmesi dikkat çekti.
Broşürde 4000 Yıllık Yasa başlığı altında yer alan, "Eğer bir müteahhidin sağlam yapmadığı bir binanın çökmesi sonucunda bina sahibi hayatını kaybederse müteahhit ölüm cezasına çarptırılır. Eğer bina sahibinin oğlu hayatını kaybetmişse, müteahhidin oğlu ölüm cezasına çarptırılır... " ifadeleri ve "Babil Kralı Hamurabi 4000 yıl önce kanunları ile düzenlemeler yapmış. Şimdi sıra bizde değil mi?" cümlesi ile ilgili Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu ve Kızılay Başkanı Tekin Küçükali'ye soru yöneltildi.
Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu soru üzerine, "4 bin yıl önceden örnek verdiğiniz konuda toplumsal bilincin oluşması lazım. Bunu sadece yasalara ve yargıya bırakamayız. Çürük ev yapan, cezasının yargıdan çeker anlayışının yetmediğini hepimiz gördük" dedi.
Doğal afetlere karşı tedbir almanın benimsenmesi gerektiğini söyleyen Bardakoğlu, "Doğal afetler bir ceza değildir. Hayatın tabii akışı içinde tedbir alınması mümkün bir sınavdır. Akıllı olanlar bu afetleri atlatıyor. 7 büyüklüğünde deprem oluyor, kimsenin burnu kanamıyor" diye konuştu.
"ÇÜRÜK EV YAPMANIN CİNAYET OLDUĞUNU İNSANLARA ANLATMALIYIZ"
"Çürük ev yapmanın, depreme dayanıksız ev yapmanın cinayet olduğunu insanlara anlatmalıyız. İnsanlar ortak bir bilinç ile sorumlular ve yanlış yapanların yakasına yapışmayı insanlık görevi bilmeli" diyen Bardakoğlu, "Afetlere karşı tedbir almayı ödev bilmek gerekir. Bu konuda toplumsal bilinç oluşmalı. Sadece müteahhit ya da o inşaata ruhsat veren belediye değil, herkes sorumlu olmalı" ifadesini kullandı.
Bardakoğlu, kurallara uymayarak, malzemeden çalarak çürük bina yapmanın bir insanlık suçu olduğunu, hem Allah katında büyük bir günah hem de insanlar katında yüz kızartıcı kötü bir iş olduğunu vurguladı.
Deprem gibi doğal afetlerin insanların ruh dünyasında da derin izler bıraktığını kaydeden Bardakoğlu, depremzedelerin aileleri ile, toplum ile, devlet ile, yaratan ile ilişkilerinin değişebildiğine dikkat çekti. Bardakoğlu, "Deprem sonrasında öylesine tedbirler almalıyız ki, insanlar hem Rabbi ile hem de toplumla, devletle barışık olmalı. Hayata küsmeden, ayakta dik durmalarını sağlamalıyız." şeklinde konuştu.
Dünyada asıl afetlerin insanların kendi elleri ile yapıp ettiklerinden doğan sıkıntılar olduğunu dile getiren Bardakoğlu, "bir avuç çıkar için ülkelerin birbirini işgal ettini, dünyanın kan gölüne döndüğünü, yaşanmaz bir dünya haline geldiğini" söyledi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.