Başbakan Erdoğan 'ın Grup Konuşması
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin haftalık olağan grup toplantısında yaptığı konuşmada şunları kaydetti;
Bazılarının töre adı altında ifade ettiği gibi kahramanlık değildir. İnsafsızlıktır, vizdansızlıktır.
Hükümet olarak bu meselenin üzerine kararlılıkla gittik ve gideceğiz.
KADINA ŞİDDET
Kadına yönelik şiddet konusu, başta muhalefet olmak üzere kimi çevrelerce siyasi istismar olarak kullanılıyor. Şiddet daha fazla duyarlılık gerektirdiği için bilimsel araştırmalar yapılıp veriler değerlendirildiği için sanki şiddetli bir artış varmış gibi gösterilmeye çalışılıyor. Biz bunun üstüne bilimsel olarak da gittiğimiz için buna da iftira atanlar çıktı.
Yasalarla birlikte toplumsal bilincin de artmasıyla yüreğimizin kaldırmadığı o görüntüler olmadan huzurlu bir hayat yaşayacağız.
8 Mart'tan itibaren kadınlar haftası. Duyarlılığın artması açısından bu haftayı çok önemli buluyorum. Çünkü tüm bu kötü alışkanlıklardan kurtulmak hanım kardeşlerimizi kurtarmak devlet olarak bizim görevimizdir. 8 Mart önceisnde bugün grup toplantısı vesilesiyle tüm kadınların hanım kardeşlerimizin kadınlar gününü kutluyorum.
MÜSLÜM GÜRSES'İN ÖLÜMÜ
Müslüm Gürses sanatçılığının yanında sivil bir itirazında unutulmaz önderiydi. Duyguların temsilcisiydi, o duyguların temsilcisi olması da o duyguları yaşayan insanların da ona arkasından yürümesinin zeminini hazırladı.
Merhum Aşık Veysel yakınlarına bir dönem sazıyla Sivas'a inemedim diyor. Şehir merkezine giremediğini söylüyor. Polis yada Jandarma'nın elinden sazını aldığını ve yaktığını ifade ediyor. Çünkü dönemin tek parti dahiliye görüşü tarafından saz gerici bir müzik aleti olarak görülüyordu. Zabıtlar vasıtasıyla görüldüğü anda toplanması ve yakılması emredilmişti. CHP böyle bir zihniyet.
Halk müziğinin radyolardan dahi yayınlanması yasaklanıyor. Halk sanatçısı Aşık Veysel'İn başına bunlar gelirken en unutulmaz sanatçılardan Itri'de hafızalardan silinmeye çalışılıyor. Tek parti dönemi her alanda tek tip insan yetiştirme konusunda halka zulmederken tek tip müzik icrası içinde ağır bir baskı uyguladı.
İnsanların fikirlerine dini görüşlerine müdahale edildiği gibi fikirlerini duygularını ifade etme tarzlarına da müdahale edildi. Müslüm Gürses de bu yasalara itiraz olarak çıktı.
Bu ülkede Arabesk müziğin yanlış olduğu müzik olmadığı yıllarca tartışıldı. Bırak, bu tarzında bu ülkede binlerce seveni var. Bu insanlar halkın içinden geldiler. Boyunları büküktü sazlarından başka bir şeyleri yoktu. Ama sazlarıyla bu zulme isyan ettiler.
Ahmet Kaya gurbette hayata gözlerini yumdu. Seversin sevmezsin ayrı konu. Geçmişte devletin bu tavrı nedeniyle yurt dışına çıkan Şıvan Perver doğduğu topraklara hasret biçimde yaşadı yaşyıor. Ahmet Kaya'ya neler yaptılar... O köşelerinden yazanlar duayen geçinenler köşe yazarları neler yaptılar... Salondan zor kaçırıldı Ahmet Kaya. Ama aynı Ahmet Kaya beni Pınarhisar'a uğurlayanlardan bir tanesi... Çünkü o da duyguların insanıydı. Farklı dünya görüşlerinin insanları olabiliriz ama bunu da gerçekleştiren insanlarız. Kendisiyle münasebetlerimiz çok çok farklıydı.
Kaymak tabakası tarafından bu müzik ve bu insnlar horlandılar. Halkı olduğu kadar halkın müziğini halkın sevdiği müzisyenleri horlamaya devam edenler var. Toplumun tercihlerini aşağılama hasreti içinde olanlar var. Halkın tercihine saygı duymak zorundasınız. Merhum Müslüm Gürses'in hayatı da eserleri de bu toplum mühendislerine verilmiş en güzel cevaptır.
İfadelerinde bütün o yaptığı müzikde bunu görüyorsunuz. sesinde de müziğinde de şunu hissediyorsunuz. Müslüm Güses'i eserleriyle olduğu kadar bu itirazlarıyla da hatırlayacak, bu sessiz devrimi hafızamızda diri tutacağız. Başta eşi olmak üzere sevenlerine başsağlığı diliyorum.
MEDENİYETLER İTTİFAKI TOPLANTISI
Geçen hafta Viyana'ya gittik. Medeniyetler İttifakı 5. Toplantısına katıldık. Orada öğrencilerle görüştük. Onlar da vatanlarına hasretler. Burada okuyamadılar, orada şimdi lisans lisans üstü doktoralarını yapıyorlar. Bir ksımı eğitimini tamamlamayı bekliyor bir kısmı orada yaşıyor. Ben kendilerini artık Türkiye'ye çağırıyorum.
1 Mart'ta Almanya Dışişleri Bakanı Gabriel ve ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'yi Ankara'da ağırladık. Dün de Türkiye Yunanistan arasında yüksek işbirliği konseyinin ikincisini topladık. Türkiye Yunanistan arasındaki ilişkileri tüm hassasiyetiyle görüştük. İncelikler var. Beraber yapacaklarımız var.
29 BÜYÜKŞEHİRİ ZİYARET EDECEĞİZ
Son bir ay içinde İstanbul ve Ankara dışında 3 ilimizde bazı ilçelerimizi de kapsayan ziyaretlerimizde oldu. Çeşitli kesimlerde görüşmelerimiz de oldu. İstişarelerimiz de oldu. Bu haftasonuda Siirt'e gideceğiz. Ardından planımızda Mersin var Eskişehir var. Ard arda 29 tane büyükşehir olan illerimizi dolaşacak gittiğimiz illerde de en bir gece kalmak suretiyle halkımızla bütünleşmek istiyoruz.
Bİzim için sandıktan çıkan sonuç değildir. Şehrinde ilçesinde köyünde ziyaret ettiğimiz vatandaşımızın hissiyatı önemlidir. Vatandaşımız sandıkta oyunu kullanırken bir ay sonra ne düşünüyor. Biz bunu önemsiyor. Bir tane yavru yanımıza geldi. Başbakanım ne olur buradan bizim evimize gidelim. Nolur bak annem bir kahve yapıyor ne olur bize gidelim. İşte bu yavrunun dileğini kırmadık onun evine gittik. AK Parti'nin farkı burada.
ÇÖZÜM SÜRECİ
Şu dönemde terör meselesinin çözümü için yeni bir adım attığımız son süreçte doğuda batıda bize karşı muhabbetlerin daha da arttığını büyük bir memnuniyetle görüyoruz. Birer şehit yakını ve gazinin nezakete yönelik soruları oldu. Ben bunu muhalefet olarak görmüyorum. Şehit yakınlarımızla da gazilerimizle de tam bir iletişim içindeyiz. Kaygılarını gidermek için samimiyetle açıklama yapıyoruz.
Şehit yakınlarımız ve gazilerimiz yaşadıkları acıdan dolayı malesef art niyetli çevrelerin istismarına uğruyor. Muhalefetin asılsız iftiraları istismar yüklü açıklamalarıyla ilgili çok az sayıda şehit yakınlarının şüphe içinde olduğunu gördük.
Bizim şehitlerimizin ruhunu muazzem edecek kemiklerini sızlatacak hatıralarına halel getirecek hiç bir adımı atmamız mümkün değildir.
CHP VE MHP'NİN ÇÖZÜM SÜRECİNE TEPKİSİ
CHP ve MHP bu çözüm sürecini ısrarla bir boyun eğme süreci gibi lanse etmek derdinde. Bu tavır milli bir tavır değildir. Kanı durdurmaya yönelik bir tavır asla değildir. Şehit yakınlarının bize yönelttiği sorulara bakıyoruz muhalefetin bize yönelttiği iftiraların etkisini görüyoruz.
Mustafa Kemal başkomutanlık yapmış bir asker. Başında Gazi ünvanı var. İzmir'in düşman işgalinden kurtuluşundan 8 yıl sonra 1930 yılında Yunanistan başbakanı Türkiye'ye ziyarette bulunuyor. Sonra da Gazi Mustafa Kemal nobel barış ödülüne layık görülüyor. Sadece Yunanistan da değil, Romanta İtalya hatta Japonya hatta ABD ile savaş halinde güneyde isyancı arap kabileleriyle yoğun bir mücadele var. Bütün bu mücadele cephelerinde Gazi Mustafa Kemal de var. Bize karşı kindar olamyan husumet sergilemeyen her toplumla yeni bir başlangıç yapmak için Gazi o zaman adımlar atıyor. Kin gütmüyor. İntikam duygusunun peşinde gitmiyor. Bunlara takılıp geleceği nefretin kinin üzerine inşa etmiyor.
Çanakkale Zaferi!
Deyim yerindeyse 7 düven Osmanlı'ya düşman. Her taraftan boğaza düşman saldırıyor. Bizim Mehmetçiğimizin de düşmana siperden sipere gıda gönderdiğini hepimiz biliyoruz. Çanakkale'ye geliyorlar ezan sesini duydukları anda silahlarını bırakıyorlar. Ateşkes anlarında Mehmetçikle düşman askerlerinin biraraya gelip kahve içtiklerini biliyoruz. Gazi Mustafa Kemal'İn Çanakkale'de yatan düşman ailelerine söylediği şu söz: Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanları bir dost ülkedesiniz. Huzur içinde uyuyun. Uzak diyarlarda gözyaşı döken analar rahat olun. Evlatlarınız burada emin ellerdedir.
Bunu gazi Mustafa Kemal söylüyor. Kime söylüyor? Mehmetçiği şehit etmek boğazı geçmek amacıyla gelmiş ama başaramamış bu topraklarda ölmüş askerlerin analarına söylüyor. Benim Mehmetçiğim topraklarını işgal etmek için gelen düşman askerine kahve ikram edecek kadar cesur bir askerdir.
Bu millet söyleyeceğini Savaş meydanında söyler. İntikam diye bir şey varsa Mehmetçik savaş meydanında zaferini kazanır sonrada o defteri tamamen kapatır. Zafer kazanmış bir ordu için yenilmişler karşısında mağrur olma yoktur. Tam aksine merhamet vardır. Benim Mehmetçiğim dağda yakaladığı teröriste üşümesin diye parkasını verebilecek kadar kahramandır.
Bizim komutanımız mağaradan teröristi seni annene götüreceğiz diyerek çıkaracak kadar alicenap bir komutandır.
Bizim şehitlerimiz hangi yoldaysa biz de o yoldayız. Bizim gazilerimiz düşmanlarına nasıl davrandıysa biz de aynen öyle davranacağız. Biz yenilginin jargonuyla konuşan bir millet değiliz. Bizim muhayyilemizdeki TÜrkiye çok büyük bir Türkiye. Biz MHP ve CHP genel başkanının muhayyilesindeki ürkek ve küçük Türkiye'yi tanımadık tanımıyoruz.
Allah aşkına. Bu nasıl bir milliyetçiliktir. Kendi ülkesini bu kadar küçük ürkek gören kendi ülkesini sürekli yenilgiyle anan biri nasıl milliyetçi olabilir? Bu ülkenin en son şehitleri kendi annelerinden sonra hiç bir anne ağlamasın diye canlarını ortaya koydular. Birliğimiz kardeşliğimiz için canlarını ortaya koydular. Bunları istismar ederek fitne salmak milliyetçilik değildir ve olamaz. Şehit cenazeleri başında slogan atmak sömürmeye çalışmak milliyetçilik değildir ve olamaz.
Geriye doğru 30 yılı göz önüne alalım. BDP'nin farklı isimler altında 30 yıl boyunca nerede durduğunu herkes biliyor. Ben özellikle CHP'nin MHP'nin nerede durduğuna dikkatle bakmanızı istiyorum. 30 yıl boyunca CHP'nin de MHP'nin de muhalfette olduğu dönemler oldu. Terörü çözmek için ne yaptılar? Koca bir hiç.
Şuanda arada bir hazırladıkları bir kaç rapor var. Küfretmekten hakaret etmekten şehit cenazelerini istismar etmekten başka hiç bir şey yapmadılar.
MHP'yi dinleyin. Her salı kin iftira hakaret dolu konuşmalar var.
30 yıl boyunca nasıl direttilerse bugünde aynı şekilde diretiyorlar. Bugünde aynı şekide engel oluyorlar. Hiç bir tasarıları önerileri yok. Hatta neyi eleştirdiklerini neye karşı çıktıklarını bilmez vaziyetteler. Siz terör karşısında 30 yıl milli bir duruş sergilemediniz. Bugün de sergileyemiyorsunuz. ORtada bir ihanet varsa o ihanet gençlere annelere olan ihanettir. Bu sorunun çözülmesini engellemektir ihanet.
CHP genel başkanı sürekli şunu söylüyor. Yalan söyleyenden başbakan olmaz diyor. Bu süreçte CHP genel başkanının söylediği tek söz budur. Evet yalan söyleyenden başbakan olmaz. Doğru. Bunun içinde Kemal Kılıçdaroğlu da bu ülkede başbakan olamadı ve söylemeye devam ettikçe de başbakan olamayacak. Güya terör meselesini çözmek konusunda istekli görünmek için AK Parti'ye ziyarete geldiler. Bize kredi verdiler. Şuanda geldikleri noktada ulusalcılar CHP'yi ele geçirmiş kuyunun dibine çekmiş durumdalar.
3 kişiyle beraber geldi. MHP randevu verdi mi size dedim vermediler dediler. Umudunuz var mı? Yok. İhtiyacımız var mı? Yok. Beraber rapor hazırlayabilir miyiz? Hazırlarız. Yeni Anayasa hazırlayabilri miyiz? Hazırlarız. Ben üç arkadaşımı hemen görevlendirdim. Sende görevlendir dedim. Hamzaçebi bu öyle kolay olmaz en az 2 - 3 ay sürer dedi.
10 maddeli bir paketle karşımıza çıktılar. Bunlar da tespit değil. Her zaman gazetelerde okuduğumuz şeyler. Bu işin çözüm yeri hala parlamentodur diyorlar. Bunu zaten parlamentoda sürekli konuşuyoruz. Samimiysen o 3 arkadaşını görevlendir bende görevlendireyim bu işi çözelim.
CHP'de meclis kürsüsünden ırkçılık yapan milletvekili kazandı CHP de ardından rücu etti.
CHP 30 yıldır bu sorunun çözümü için nasıl direttiyse bugünde öyle diretiyor. Bir kısım medya 30 yıl boyunca terör karşısında nasıl gayrı milli bir tutum takındıysa bugünde aynı tutumu sergiliyor. Bu sürece destek vermek sadece siyasilerin görevi değildir. Basın özgürlüğü diyorlar. Balıkesir'de İmralı görüşmelerini yayınlayan gazeteyle ilgili ifadelerim oldu.
Hiç kimse bu gayrı millilliği konuşmuyor. Kİmse bunların üstüne gitmiyor. Sınırsız bir özgürlük olamaz. Kimse kimsenin özgürlük alanına tecavüz edemez. Kendi alanında oynarsın. Geçersen mütecavüz edersin. Milli çıkarları çiğneyecek kadar özgürse biz de sorumlujluk üstlenen insnalar olarak bizler de en az onlar kadar özgürüz. Biz eleştirimizi açık açık dile getiriyoruz. Aynı zamanda sansüründe karşısında gazetecilerden önce durduk. Biz onlara kürsülerden cevap vermiyoruz, hukuk devletindeyiz mahkemelerde bunun hesabını versinler diyoruz.
Türkiye'Nin aleyhine olacak sürecin aleyhine olacak böyle bir yayını yapmak asla milli bir tavır değildir. Basın özgürlüğü diyenler gitsinler İngiltere'yer ABD'ye baksınlar. Bizdeki gibi orada da basın üzerinde sansür yok. Ama orada milli meseleler karşısında milli bir tavır gösteriliyor. CHP ve MHP nasıl milli bir duruş sergileyemedilerse o medya da bir duruş sergileyemedi.
Biz bu yolda bu süreçte CHP'yle MHP'yle değil milletimizle birlikte yürüyoruz. Onlar sabote etmeye çalışsın biz yapmak için kanı durdurmak için kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Bu süreçte en son sözü milletimizle birlikte milletimiz adına biz söyleyeceğiz. Biz son sözü söyleyene kadar ortada dolaşan her belge her bilgi dedikodudan öteye geçmez. Şuanda dolaşan belgelerinde kimler tarafından nasıl sızdırıldığını kısa zaman içinde ortaya koyar açıklarız.
Kimin ne söylediğine değil siz gelin bizim ne söylediğimize bakın. Kimin ne yaptığına değil bizim ne yaptığımıza ne yapacağımıza bakın. Hİç bir dedikoduya kulak asmayın. Sürecin hassasiyeti nedeniyle az konuşup çok iş yapıyopruız. Bu süreç içinde konuşmayacağız. Arkadaşlarıma da söylüyorum süreç içinde konuşmayacağız. Önüne gelen konuşursa baltayı taşa vurduğunda kristali kırarız.
CHP ve MHP'nin terör çözülmesin diye verdiği mücadeleye karşın biz kanı durdurmak için adeta çırpınıyoruz.
Biz milletimizden sadece hayır dua bekliyoruz. Dualar bizimle olduktan sonra her sabotajı ezip geçeriz. Milletimiz bize inansın yeter. Bizim bir tek gayemiz var, şehitlerimizin bize bıraktığı vatanı daha da yüceltmek. Bunu da hep birlikte çok yüksek burçlara taşıyacağız.
ihlas son dakika
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.