Kazakistan İslam'a Koşuyor

Kazakistan İslam'a Koşuyor
250 yıl Rusya Çarlığının ve ardından 74 yıl Komünist SSCB’nin işgali altında kalan Kazakistan bağımsızlık sonrasında asıl köklerine geri dönüyor.

250 yıl Rusya Çarlığının ve ardından 74 yıl Komünist SSCB’nin işgali altında kalan Kazakistan bağımsızlık sonrasında asıl köklerine geri dönüyor. Önce Sovyet rejiminin, ardından Hıristiyan misyonerlerin ülkenin İslâmi kimliğini yok etme çabası Kazakistan’ın köklerini yok edemedi. Dün namaz kıldıracak hoca bile bulamayan Kazakistan bugün halkın bilinçlenmesiyle İslâm’a sarılıyor.

Kazakistan’da çok önemli hizmetlere imza atan Darul Erkam Vakfı Başkanı Halilullah Madcanov, Türkiye ve Kazakistan arasındaki kardeşliği anlattı. “Bizler Kazakistan vatandaşları Türkiye halkını çok seviyoruz” diyen Madcanov, Türkiye ve Kazakistan arasındaki bağı şöyle anlattı: “Kazakistan Türkiye için Atayurt, Türkiye de Kazakistan için Anayurt’tur. Biz hep böyle gördük ve böyle görmeye de devam edeceğiz. Türkiye halkının da bizleri sevdiğini, tarihte olduğu gibi günümüzde de bizlere kucak açtığını görüyor ve çok memnun oluyoruz.”

KAZAKLARI İSLÂM’DAN KOPARTMAK İÇİN HER ŞEYİ YAPTILAR

Kazakistan Devleti’nin iki yüz elli sene Rusya Çarlığı’nın etkisinde kaldığını, akabinde ise yetmiş dört sene ateist-komünist Sovyet rejiminin idaresi altında yaşadığını ifade eden Madcanov şöyle devam etti: “1917 senesine kadar Kazakistan halkı, tıpkı sizin dedeleriniz gibi Arap alfabesiyle okur yazarlardı. 1917-1919 senesinde komünizm geldiği zaman Latin alfabesine geçirildiler. Sonra kapitalist devletlerle bağlantı kurmamaları için Kiril alfabesine geçiş yapıldı. 1917 senesinde önce Kazakistan’da on binlerce cami ve medrese vardı. Fakat komünist rejim, bütün bu camileri yıktı, medreseleri kapattı, hoca ve imamları idam etti, Sibirya’ya gönderdi, hapse attı. İlim adamları kalmadı. Bütün dini kitapları, bilhassa Kur’an-ı Kerîm’leri yaktı.”

KALPLERİMİZDEKİ İMANA DOKUNAMADILAR

1991 senesinde Kazakistan bağımsızlığını elde ettiği zaman on binlerce cami ve medreseden sadece yüz tanesinin ayakta kaldığını acı bir dille anlatan Madcanov, bunların da ya depo ya da ahır olarak kullanıldığını söyledi. “Şimdi Allah’a şükür durumumuz iyi ve her geçen gün daha da iyiye doğru bir gidiş var” diyen Madcanov, bugünü ise şu cümleler ile anlatıyor: “Ateist komünist rejim, her şeyimizi almışsa da, kalplerimizdeki imana dokunamamıştır. Bugün de halkımız, her ne kadar bir kısmı İslâm’ı yaşayamasa da kendilerinin Müslüman olduklarını elhamdülillah biliyorlar ve dilleriyle ikrar ediyorlar. Ancak şu anki halimize bir bakın; zamanında İslâm, Orta Asya’da beş asır yaşandıktan sonra Hoca Ahmed Yesevî atamızın dervişleri tarafından Anadolu’ya taşınmışken, iki buçuk asır, Rusya Çarlığı ve yetmiş dört sene komünist idaresi ile ne hale gelmişiz. İslâmi desteğe muhtaç bir millet olup çıkmışız. Ancak geçmişle şu anki halimizi mukayese ederek buna şükür diyoruz. Şimdi geçmişten ibret alıp geleceğimizi kurmamız, halkımızı bu şuurda yetiştirmemiz gerekiyor.”

CENAZE NAMAZI KILDIRACAK HOCAMIZ YOKTU

1991 tarihinde bağımsızlıklarını aldıktan sonra, namaz kıldıracak, Kur’ân okuyacak, cenaze kaldıracak, nikâh kıyacak hocalara ihtiyaçlarının olduğunu fark ettiklerini söyleyen Madcanov; “Ülkede dini sahada tam bir yokluk hâkimdi. Bu konunun ehemmiyetine inanan bizler ilk etapta, İslâm ülkelerinde hizmet veren çeşitli dini kurumlarla irtibata geçerek, bizlere yardımcı olmalarını, destek sağlamalarını rica ettik. Kazakistan’ın bağımsızlığını ilk olarak tanıyan ülke Türkiye Cumhuriyeti olmuştur. O kadar baskı ve zulümden sonra bağımsızlığınızı ilan ediyorsunuz, aklınıza gelen ilk cümle ‘Acaba ne derler?’ olur. Yani dış tepkiler. Çünkü bir devlet olarak şahsiyet kazanmanız için dünya arenasında yer bulmanız, yani bağımsızlığının tanınması gerekiyor. Günler, aylar, yıllar alabilecek bir süreçtir bu. Ancak daha yarım saat bile geçmemişken, Türkiye Cumhuriyeti bu âlicenaplığı gösteriyor, bunu hiç unutabilir miyiz?” diyerek Türkiye’nin gönüllerine ne kadar yer ettiğini anlatıyor.

DİNSİZ HİÇBİR ŞEYİN OLAMAYACAĞINI ANLADIK

Fedakâr ve cefakâr Türk halkının Kazakistan’ın yardımına yetiştiğini söyleyen Madcanov, bu durumu ise şöyle açıklıyor: “Bağımsızlığımızın hemen akabinde kurulan Diyanet İşleri Başkanlığımızı desteklemek suretiyle camiler, Kur’ân kursları açılmaya, dini kitaplar basılmaya başladı. Bağımsızlık öncesi dine bir afyon, bir öcü gibi bakılıyordu. Bağımsızlıktan sonra dinsiz hiçbir şeyin olamayacağı anlaşıldı. Allah’a şükür, şu anda 16 milyon nüfusun %5’i beş vakit namaz kılıyor. İlk defa Kazakistan’da ilköğretim okullarında, 9 sınıftan itibaren mecburi din dersleri konuldu. Hükümet tarafından dini herhangi bir baskı söz konusu değildir. Müslümanlar ülkemizde rahatça dinlerini yaşayabilmekte, camiler inşa edilip Kur’an kursları açabilmektedirler. Kız öğrenciler başörtüsüyle üniversitelerde okuyabilmektedirler. Onlara karşı hiçbir engel yok.”

Kazakistan’da camiler ihtiyacı karşılamıyor

“Kazakistan’da yaklaşık iki bin beş yüz cami, on civarında Kur’ân kursu ve camilerde hizmet veren yüz kadar kurs var. Cuma namazlarında camilerimiz tıklım tıklım doluyor. Hatta şehir merkezlerinde bulunan camiler ihtiyacı karşılamakta zorlanıyor. Bilhassa gençlerimizin dine rağbeti çok fazla elhamdülillah. Cemaatinin %80’i gençlerden meydana geliyor. Diğerleri orta yaş ve az da olsa yaşlılardır.”

Misyonerler On binlerce Müslüman Kazak’ı Hristiyan yaptı

Ülkemizde büyük bir sorun misyonerlik faaliyetleri. Bağımsızlık sonrası Avrupa, Amerika, Kore’den çeşitli misyoner gruplar, akın akın Kazakistan’a gelerek, burada propagandalarını yapmak suretiyle Müslüman bir milletin imanını çalmak için büyük uğraş vermektedirler. Elbise, ilaç, kömür erzak yardımlarıyla maddi destek sağlamakta, başta incil olmak üzere çeşitli kitap ve broşürleri kaliteli şekilde basıp sokak sokak, ev ev dolaşarak dağıtmaktadırlar. Maalesef onların yalan yanlış propagandalarına kanan on binlerce Müslüman kardeşimiz Hristiyan oluyor. Onun için başta Türkiye olmak üzere diğer Müslüman ülkelerin maddi desteklerine ihtiyacımız var ki camiler yapalım, Kur’an kursları açalım, dini muhtevalı kitap ve dergiler basıp dağıtalım. Yoksa Kazakistan’ın şu anki imkânlarıyla bu problemin üstesinden gelemeyiz. Bunun için tek çözüm, halkımızın eğitilmesiyle dini duygularının güçlendirilmesi ve İslâm’ı şuurla yaşamalarının sağlanmasıdır.

Türkiye halkı ile mezhebimiz de bir, meşrebimiz de

Bizler Kazakistan halkı olarak Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’e mensubuz ve Hanefi Mezhebi’ne göre ibadetlerimizi yapmaktayız. Ayrıca hepimiz Türkistan’ın büyük velîsi Hoca Ahmed Yesevî’nin torunlarıyız. Dolayısıyla Türkiye halkıyla mezhebimiz de, meşrebimiz de birdir. Nasıl ki asırlar önce Orta Asya’dan İslâm Anadolu’ya yayılmışsa, şimdi durum tam tersine dönmüş, Anadolu’dan Orta Asya’ya intikal etme safhasına girmiştir. Bu da siz Osmanlı torunları sayesinde gerçekleşmektedir. Biz sizleri böyle görüyoruz ve yaptığınız hizmetlere bakarak sizlerin de bizleri böyle gördüğüne inanıyoruz.”

Kazakistan’ın İslâmi manada ayağa kalkmasına yardımcı olun

Sizlerden beklentimiz, Türkiye’den Kazakistan’a branşlarında uzman ilahiyat hocaları göndermeniz ve Türkiye’deki müesseselerinize Kazakistan’dan öğrenciler kabul etmek suretiyle gençlerimizi iyi bir şekilde yetiştirmenizdir. Ancak bu şekilde ülkemizde kaliteli din hizmetleri yapmamız mümkün olabilir. Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı ve Prof. Dr. Mehmet Görmez Bey’in çok yardımlarını görüyoruz. Bunların daha da artıp devam etmesini rica ediyoruz.

Türkiye’deki kardeş şehirler Kazakistan’da birer cami inşa etsin

Bildiğim kadarıyla, Kazakistan’ın 15 ili, Türkiye’nin 15 iliyle kardeş şehirdir. Türkiye’nin kardeş illeri, Kazakistan’daki kendi kardeş şehirlerine, bir kadirşinaslık göstererek, Osmanlı torunlarına yakışır birer hatıra cami yaptırırlarsa ne güzel olur! Onun için buradan bütün şehir valilerine, belediye başkanlarına ve il müftülerine sesleniyorum: “Geliniz, Kazakistan’daki kardeş şehirlerinize birer cami yapınız.” Cenâb-ı Hak, Türkiye Devleti başında bulunanlara hayırlı uzun ömürler versin. Türkiye ve Kazakistan arasındaki dostluğumuz sonsuza kadar devam etsin, inşallah.

MİLLİ GAZETE

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
10 Yorum