Koltuk Sevdası 'Şiddetle Sürüyor'
Yönetimin, Avukatlık Kanunu’na göre düşmüş olduğunu belirten eski savcı Reşat Petek, başkan Ümit Kocasakal’ın genel kurul çağrısı yapmaya yetkili olmadığını ifade etti. Uluslararası Hukukçular Birliği üyesi avukat Hüsnü Tuna da İstanbul Barosu’nun özüyle hukuku değil, zorbalığı seçtiğini söyledi. Genel Kurul’un da kanunun gerektirdiği bir toplantı olmadığını belirterek, “Bu, yetkisi olmayan baronun yaptığı bir toplantıdır.” dedi.
İstanbul Barosu’nun önceki gün yapılan Olağanüstü genel kurulunda Yeni Akit Gazetesi muhabirine linç girişimi yaşandı. Toplantıyı izleyen gazeteci Mehmet Özmen bir grup avukat tarafından darp edildi. Baygınlık geçiren Özmen, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Bazı avukatlar, gazetecinin tartaklandığı sırada ‘vur vur’ diye tempo tuttu. Genel kurulun sonuç bildirgesinde ise baro yönetiminin görevini bırakmayacağı kaydedildi. Hiçbir kurumun bu konuda söz söyleme ve işlem yapma hakkına sahip olmadığı iddia edildi. Hukukçular, bir yandan haklarında 2 yıldan 4 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan mevcut Baro Başkanı Ümit Kocasakal ve 8 yönetim kurulu üyesinin görevi bırakmamasına, diğer yandan da gazetecinin darp edilmesine tepki gösterdi. Hukukçuların görüşleri özetle şöyle:
AKİT MUHABİRİNİ BÖYLE DARP ETTİLER - VİDEO HABER
Hukukun Üstünlüğü Platformu Başkanı Rıza Saka: Avukatlar, Olağanüstü genel kurula değil de sanki maça geliyorlarmış gibi bir hava içerisindeydiler. Demokrasi ve özgürlüğe müdahale edildiği gerekçesiyle yapılan toplantının, Ümit Kocasakal’ın siyasi hesaplarına alet edilmek istendiğini net bir biçimde ortaya koydu. Gazeteci arkadaşın baroyla ilgili yaptığı haberler varmış, sonradan öğrendik. Orada o olayı yaşaması tesadüf değildi. Baro yönetimini, yaptığı haberlerle çok kızdırmış. Baroyu bu kadar siyasileştirmeye gerek yok. Belediye başkanları, sendikalar, partilerden milletvekilleri… Burası CHP kurultayı değil. Baroyu CHP’nin hukuk kolu gibi göstermeye kimsenin hakkı yok.
Eski Savcı Reşat Petek: Kocasakal’ın son dönemlerdeki açıklamalarına bakıldığında avukatların meslekî problemleriyle ilgili değil, Türkiye’yi kendi siyasi görüşleri doğrultusunda şekillendirmeyi amaçlayan çıkışları var. İstanbul Barosu’nu bu anlamda bir vasıta olarak kullandığı için de bir olağanüstü genel kurul çağrısı yaptığı anlaşılıyor. Çünkü genel kurulda bir gündem yok. Eğer gündem, yasaları tartışmaksa mümkündür. Baro bunu yapmıyor, sadece ‘Bizim adımıza açılan dava yanlıştır.’ demek için toplantı yapıyor. Hukuken düşmüş bir yönetimin genel kurul çağrısı yapmaya yetkisi yok. Genel kurulun amacı Baro Başkanı’nın siyasi bir şov yapmasıydı. Ayrıca bir gazeteci fiilî saldırıya uğramadı ve buna da divan başkanı bir müdahalede bulunmadı. Baro biz ve ötekiler ayrımı yapılıyor. Kendi durumları olduğunda hukuk deniyor ama başkalarının canına saldırı olduğunda bir satır bile tepki verilmiyor.
Uluslararası Hukukçular Birliği üyesi Hüsnü Tuna: Kocasakal dâhil 8-9 kişi baro yönetimini devam ettirmeye çalışıyor. Bu konuda kanun çok açık. Dava açıldığına göre, dava sonuçlanıncaya kadar toplantıya katılamaz ve herhangi bir karara imza atamazlar. Böyle bir zorunluluk varken, baro yönetimi görevi bırakmayıp gündemi meşgul ediyor ve işi siyasallaştırmaya yönelik bir tavır sergiliyor. Bir kısım basın mensuplarının tartaklanması da onu gösteriyor. Baro yönetimi bir yönüyle hukuku değil, zorbalığı seçmiş durumdadır. Bu toplantı, kanunun gerektirdiği bir toplantı değil, yetkisi olmayan baronun yaptığı bir toplantıdır. Buna üyelerin uyma zorunluluğu yoktur.
ZAMAN
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.