Kılık-Kıyafet Ve Diyanet

Kılık-Kıyafet Ve Diyanet
Serbest kıyafet eylemi ile ilgili kulağım Diyanet İşleri Başkanlığı’nda, fakat onlar da sessizliğini koruyor. Üstelik herkesin susması, Diyanet’in konuşması gerekirken susuyorlar.

“Memur-Sen Konfederasyonu Kamuda kılık-kıyafet serbest olsun diye 12 milyon 300 bin imza topladı. Bununla da yetinmeyip kamu personeline kılık-kıyafet serbest olana kadar, göreve serbest kıyafetle gitme eylemi başlattı. Böylece sendika üyesi memurlar, göreve tercih ettikleri kıyafetle gidebilme imkânına kavuştu. Memur-Sen Konfederasyonunu bu hayırlı hizmetinden dolayı kutluyoruz. Memur-Sen’in bu hayırlı hizmetine, işin başında ve imza toplama aşamasında sessiz kalan konfederasyon ve sendikalarda, kılık-kıyafet serbestîsi için karar aldılar ve eyleme destek veriyorlar. Memur- konfederasyonu ve birçok eğitim sendikası eylemlerini sürdürüyor.

Memurların bu eylemi karşısında iktidar ve muhalefet ise sessizliğe gömüldü. Ne iktidar ne de muhalefet kanadından herhangi bir açıklama duyulmadı. Hükümet darbe ürünü 1982 model Kılık-Kıyafet Yönetmeliği’ni değiştirmek için bir adım atmadı.

Sağduyulu basın eylemleri destekliyor. Adında cumhur olan fakat cumhurun değerlerine karşı olan gazete başta olmak üzere birkaç gazete eyleme de, kılık-kıyafetin serbest olmasına da karşı çıkıyor. Hatta karşı çıkmakla da kalmıyor, Memur-Sen’in bu eyleminin kaos çıkarmaya yönelik olduğunu söylüyor. Aynı gazeteler Bakanlara ve milletvekillerine yumurta atmayı demokratik bir davranış hak ve özgürlük olarak görüyor, memurların işe serbest kıyafetle gitmek istemesini/gitmesini ise kaos olarak yorumluyor.  Milletin talepleri kaos, azgın azınlığın talebi olunca demokrasi oluyor.

Aslında bu güruh kılık kıyafet serbestîsi ile başörtüsü de serbest olacak diye korkuyorlar. Başörtüsüne kim neden karşı çıkıyor? Oysa bu topraklarda 31 Ekim 1919’da Fransızlar Maraş’ı işgal edene kadar başörtüsü yasağı da başörtüsüne karışan da yoktu. İlk defa işgalci Fransız askeri çarşaftan rahatsız oldu ve başörtüsüne saldırdı.  Sütçü İmam’da onlara ilk kurşunu atarak hak ettiği cevabı verdi ve Maraş’ın düşman işgalinden kurtulmasına vesile oldu. Gördüğünüz gibi başörtüsü düşmanı, işgalci Fransız askerleri ülkemizi terk etmek zorunda kaldı ve Maraş işgalden kurtuldu. İnşallah başörtüsü yasağının sona ermesi ile ülkemiz bu sefer de milli iradeyi çiğneyenlerin sultasından kurtulur.

Serbest kıyafet eylemi ile ilgili kulağım Diyanet İşleri Başkanlığı’nda, fakat onlar da sessizliğini koruyor. Üstelik herkesin susması, Diyanet’in konuşması gerekirken susuyorlar.

Diyanet İşleri Başkanlığı ne için kurulmuş? Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in emir ve yasakları Diyaneti ve dolayısı ile Diyanete bağlı memurları yani imamları kapsamaz mı? Nur Suresi 31. Ayet ve Ahzab Suresi 59. Ayetlerindeki örtünme emri ortada dururken. Başörtüsü ve tesettür hutbe konusu olamaz mı? Hutbe konuları illa ki belirli gün ve haftalara göre mi belirlenecek. Bir gün olsun Müslümanların yaşadığı sıkıntılar hutbe konusu yapılamaz mı? Allah’ın emrini yerine getirdiği için ceza alan memura Diyanet sahip çıkmazsa kim sahip çıkacak? Diyanet’in avukatı yok mudur?

Kur’an-ı Kerim okuduğu veya eşinin başörtüsünden dolayı ordudan atılan askerden haberi olmadı mı?

Genelkurmay Başkanlık da Diyanet değil mi? Askerlikle ilgili mevzuat hazırlanırken Genelkurmay’dan görüş alınırken, hatta Genelkurmay dediğim dedik, çaldığım düdük derken, Diyanet neden müdahil olmuyor/olamıyor. Veya ders saati ile Cuma saatinin çakışması sonucu namaza gidemeyen öğretmenlerin ve öğrencilerin sorunu Milli Eğitim Bakanı ile görüşüp çözemez mi? Kilise’de ki ayin saati ile ders saati çakışsa idi, Papa ne yapardı? Sinagoga gitme engeli karşısında Yahudi din adamları sessiz kalır mı?

Söz Diyanet ve İmamlardan açılmışken bir şey daha sormak istiyorum. Sahi Sakal sünnet değil mi? Sünnetse ki peygamberimizin sakalını taradığını biliyoruz. Hatta “Sakalınızı uzatıp bıyığınızı kısaltınız” dediği halde üstelik Diyanet İşleri Başkanımız da sakallı iken İmamlarımız neden sakal bırakmaz. İmam önder örnek alınacak insandır. İmamlarımız sakal bırakarak insanımıza güzel örnek olabilirler. Hatta teşvik amacıyla sakal bırakan İmamlara 100 TL fazla ücret ödenemez mi? Millet imamlara uyar sakal bırakırsa tıraş olmaktan kurtuluruz. Tıraş zorunlu olmayınca jilet almaktan vazgeçeriz. Tamamı ithal olan tıraş bıçaklarının ithalatı da azalır. Böylece cari açık da düşer.

Diyanet Müslümanlarla daha fazla ilgilenmeli, onların dini tören ve ibadetlerinde yardımcı olmalıdır. Anayasal bir kuruluş olan Diyanet Yasa ve Yönetmelik kaynaklı Müslümanların sorunlarının çözümü için uğraşmalıdır.”

Ali Uslu adlı okurumuzdan…

 


 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
9 Yorum