İki Kaygı, İki Cevap
"Gidecekler, Suriye'de kurulacak Rojava PKK devletinin öz savunma gücü olacaklar, 2015'ten sonra ise bizde valilerin seçimle iş başına gelmesi düzenlemesinden sonra KCK modelinde olduğu gibi öz savunma gücü olarak dönecekler!" Emre Uslu, PKK'nın ancak böyle bir formülle çekilmeye razı olduğunu yazıyor. (Taraf, 27 Mart 2013)
Tabii ki bu, kara bir gelecek tasarımı. Bu tarz tahminlerin toplum zihnini bulandırmaması mümkün değil.
Bunun cevabı ne?
Emre Uslu'nun yazdıkları bir öngörü mü, yoksa süreci bulandırma çabası mı?
Cumhurbaşkanı Gül'ün bir açıklaması oldu. Şöyle dedi:
"Şüphesiz ki bunun için silahların tamamen bırakılması esastır. Yoksa silahlı çıkıp da dışarıda silahlı durmak değildir."
Bu ifadeler net. Ama acaba bu da devletin belirlenmiş kararlılığını mı yansıtıyor, yoksa muhtemel riskleri önleme hassasiyetini mi?
İkinci kaygı: Akil adamlar
İkinci kaygı "Akil adamlar"la ilgili. Medyada dolaşan isimler, özellikle AK Parti tabanında işin kontrolden çıkabileceği endişesi uyandırıyor. Bence de hükümet, "Akil adamlar"la kendi üzerine büyük bir yük alıyor ve süreçte risk üstleniyor. Bir kere bu meselede bagajı bulunmayan insan yok gibi. Herkes bir çizgiden geliyor ve tavır koymuş. Yarın süreç içindeki her tartışmalı durumda bütün bu tavırlar ortaya dökülecek ve sergilenen tutumun o eski bagajla bağlantılı olduğuna hükmedilecek. Ondan sonra savunsun hükümet o "Akil adam"ı veya
"Akile kadın"ı...
Başbakan bu kaygıların farkında kuşkusuz. Son grup konuşmasında yaptığı değerlendirme bu kaygıları gidermeye yönelik. Özetle şöyle bir çerçeve çiziyor:
-Kararı biz veririz.
-Toplumda karşılığı olanlara bakacağız. 780 bin kilometrekareyi kuşatacak nitelik ararız.
-Akil insanların yaptırım gücü yok. Ancak müşavere heyeti niteliğinde olacaklar.
-Karar mercii hükümettir.
-Onlarla toplumun algılamasını yönlendireceğiz.
-Üst düzey STK temsilcileri, medyadan, üniversiteden kanaat önderleri olabilir.
-Bu konuda seçiciyiz.
Bunlar da kaygıların farkında olunduğunu ve önemli hassasiyetleri yansıtıyor. Buna rağmen ben, böyle bir kurulun yük oluşturacağında ısrarlıyım. Bu işte aktör ne kadar çoğalırsa, tartışma o kadar büyüyecektir.
Özlem ve kaygı iç içe
Başbakan kendi hesabına riski üstlenmiştir.
Bunun hassasiyetlerini de en çok hisseden kişi, bıçağın sırtında yürüyen, sırat köprüsünden geçme psikolojisi yaşayan, ağzına götürdüğü her damlanın içinde baldıran zehri olup olmadığı kaygısıyla hareket eden kişidir. Böyle bir hassasiyeti hangi insana yükleyecek, ortaya bir duyarsızlık çıktığında nasıl telafi edeceksiniz?
Toplumda barış özlemi çok büyüktür. Süreç ondan beslenecektir. Ama kaygılar da vardır, güvensizlik de vardır. Sırat köprüsü hassasiyeti. Evet, olmazsa olmaz olan şey budur.
Akil: Kelime Arapça kökenli. "Akıl sahibi" anlamına geliyor. Buradaki "K" harfi aslında Arapça'da "kaf" harfinin, baştaki "A" ise "Ayn" harfinin karşılığıdır ve uzatması vardır. Onun için "K"nın biraz kalın okunması, "A"nın da çekilmesi gerekiyor. "İ"nin ise " İ ile I arası" bir telaffuza kavuşması doğru olur. Eğer kelimeyi "Akil" diye yazıp, "K" harfini de ince okursanız, "yiyici" gibi bir anlam kazanıyor. Buradaki "A" ise "Elif" harfinin uzatılmış halidir. Ayrıca "İ" harfi asla uzatılmamalı.
Ahmet Taşgetiren / Bugün
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.