Amerika'ya kafa tutan 'Fırtına'

Amerika'ya kafa tutan 'Fırtına'
Siz ona kısaca 'Fırtına' deyin. Biz de sık sık 'Mücahid Dhoruba' diye anacağız onu.

Kuzey Amerika'da beyaz zulmün formda olduğu yıllar. Göz gözü görmüyor. Herkes ya zaten beyaz, ya da beyaz olmaya mecbur. İşkenceler, iftiralar. Hakimiyle, savcısıyla, jürisiyle "bembeyaz" mahkemeler. Ten rengine göre hayat standardı tesis eden kaçık idareciler. Devlet eliyle uygulamaya konulan gayrımeşru karantinalar.

Öte yandaysa Malcolm X, Muhammed Ali, Martin Luther King, Rubin Carter, Kara Panterler... ve tabi ki Earl Moore!

Siz ona kısaca "Fırtına" deyin. Biz de sık sık "Mücahid Dhoruba" diye anacağız onu.


O BİR KARA PANTER

Dhoruba Mücahid bin Vahad.
1944'te ABD'de doğdu.
Işıldayan siyah yiğitliğimiz Malcolm X'in şehadetinin ardından, 1965'te kurulan Kara Panterler Partisi'nin New York lideri oldu.
Tüm Kara Panterler gibi, beyaz kinle canını dişine takarak mücadele etti.
"Siyahları aşağılık sürüngenler yapma projesi" olan uyuşturucu belasıyla, yine siyahlar adına savaştı.
Bir taş attı, bir tohum ekti, bir yumruk yükseltti.
Diğer deyişle, tüm Kara Panterler gibi "çok ileri gitti."
1971'de, eşine sık rastlanır bir iftirayla ('o iki polisi sen öldürdün pis zenci') müebbet hapse mahkum oldu.
Hapishanede babasını buldu.
Hapishanede "aslında" Müslüman olduğunu fark etti. Çünkü, ısrarla tekrar ettiği gibi, "herkes Müslüman doğar"dı ve fakat bunun kavranması kimilerinde "biraz" geç cereyan eder, kimilerindeyse hiç gerçekleşmezdi.
Bazıları onun 25 yıl sonra, 1996'da şartlı salıverilme ihtimalini konuşadursun, Dhoruba mücadeleyi hiç bırakmadı; 1990'da suçsuzluğunu ispatladı. Tahliye oldu. Tam da onun dediği gibi, tipik bir "yaşamak için mücadele etmek değil, mücadele etmek için yaşamak"tı bu.


AMERİKA'NIN CANINA OKUYAN ADAM

Dhoruba şimdi Birleşik Devletler'de uyuşturucuyla mücadele ediyor. Fakat bildik "hümanist" yaklaşımlardan farklı olarak, uyuşturucunun mazlum siyah gençleri kimliklerinden koparıp Beyaz Adam'ın istediği gibi silikleştirmeye hizmet ettiğini bilerek kavgasını sürdürüyor. Efsane şehit kara prensimiz Malcolm X gibi o da siyah çocukların beyazlaşma temayülünden endişeli ve muzdarip. Condoleezza Rice'tan, Jesse Jackson'dan, Colin Powell'dan nefret ediyor.

Aynı "Fırtına" Afrika'da da esiyor. Gana'da Müslümanların bulunduğu Medine Mahallesinde eylemlerini şekillendiriyor. Bir medrese projesi gündeminde. Afrikalı dünyanın en güzel çocuklarını 3-4 yaşında rahleitedrise alıp onlara Pan-Afrikanizm'i, Pan-İslamizm'i öğretecek. Kur'an-ı Kerim, Afrika tarihi, fıkıh, matematik... tepeden tırnağa donanımlı bu Afrikalı çocuklar -biiznillah- bu soylu kıtayı şahlandıracak yeni neslin nüvesi olacaklar.

Dhoruba'nın yegane derdi siyahlar değil elbet. İttihad-ı İslam'ın anlamını ve gücünü bilerek hareket ettiği bu yolda, Filistin'e, Türkiye'ye, Meksika'ya, Bosna'ya sık sık atıflarda bulunuyor. Konferanslara katılıyor, bildiriler dağıtıyor; en sivil, en itaatsiz haliyle Beyaz Adam'ın canını sıkıyor. Amerika denen şeyin ne devasa bir yalan olduğunu, dünyayı kasıp kavuran sömürgecilik hastalığının eşsiz ilacının İslam olduğunu mütemadiyen hatırlatıyor.


KÖYÜMÜZDEN DHORUBA BİN VAHAD GEÇTİ


Dhoruba bin Vahad, geçen hafta Türkiye'de fırtınalar estirdi. İHH'nın, 'İnsan Hakları Günü' vesilesiyle Türkiye'ye davet ettiği Mücahid, önce kadim Bursa'nın topraklarını arşınladı, ardından Halifenin Şehri'nde ümmeti selamladı, finaldeyse Ankara'nın taşını kendine baktırdı.

Onun için hemen herkes aynı şeyi söylüyor: "Bu adam gerçekten 63 yaşında mı?" Zira bakışıyla, duruşuyla, tebessümüyle, sıktığı yumruğuyla en fazla 40 gösteriyor Dhoruba. Sözleriyle güven veriyor, "aslam alykum" derken zarafet telkin ediyor, ayağa kalktığında Afrika ayağa kalkıyor. Bir de, bütün Müslümanlara vazife olan "o" şeyi çok güzel yapıyor: Darul İslam'da gördüğü 1 güzelliği 10'muş gibi, gördüğü 10 kötülüğü 1'miş gibi anlatıyor.


SAFALAR GETİRDİN DHORUBA!

Ümmetin bu güzel evladını, bu "sıra dışı" devrimcisini, bu ak pak mü'minini ağırladığımız için çok mutluyuz.

Allah-u Teala ellerini bırakmasın;
safalar getirdin Dhoruba!

***

Dhoruba'dan:

"Biz Müslüman olarak biliriz ki; Allah hepimizi farklı renklerde yarattı ki, birbirimizi bilelim, anlayalım."

"Anlamalıyız ki ümmet olarak birleşmeden bu sistemden özgürleşmemiz mümkün değildir. Diğer zulüm altındaki milletlerin kurtulmasını da ümmet olarak ayağa kalmamız sağlayacaktır. Kuran'ın emrettiği doğrultuda sesimizi yükseltmemiz gerekmektedir!"

"Başta Amerikalılar olmak üzere batılılar, kendilerinden, tabiattan, hayvandan, bitkiden, eşyadan, özetle kendileri dışındaki herkesten inanılmaz ölçüde korkuyorlar!.. Çünkü Allah'tan korkmuyorlar!"

"Dünya çok önemli bir süreçten geçiyor. Çok kısa bir süre içerisinde dünyanın yön değiştireceğini, İslâm medeniyeti kavrayışının ipleri bir kez daha ele geçireceğini hep birlikte göreceğiz. Allah her kavme ve her insana bunu nasip etmez. Kıymetini bilmek lazım!.."

"Artık uyanmalıyız. Marcus Garvey'in, Malcolm X'in, Kwame Nkrumah'ın, Partice Lumumba'nın bir zamanlar yükselttiği bayrağı yeniden yükseltmeliyiz!"

"'İslam barış dinidir' deyip oturamayız. Barışın ön şartı olan adalet için her alanda mücadele etmek zorundayız."

"Var olmak için mücadele etmek bize yakışmaz! Bize yakışan, mücadele etmek için var olmaktır. Müstekbirlere yaltaklanmayalım! 'Biz sizin zannettiğiniz gibi fundamentalist değiliz, ne olur merhamet edin' diye salya sümük ağlamayalım. Emperyalistlerin kurduğu alçakça dünya düzenini yıkma potansiyeline sahip yegane güç olan İslam'ı sulandırmayalım, sulandırtmayalım."

"Hiçbir siyasi, askeri, ekonomik iddiamızın olmadığını söyleyerek İslam'ın toplumsal hayattan sökülüp atılması projesine hizmet etmeyelim. Peygamber Efendimiz (sallalahu aleyhi vesellem) Medine'ye hicret etmemiş, orada devlet kurmamış ve zulme savaş açmamış gibi davranmayalım. Peygamberin siyasi ve askeri liderlik yaptığını unutmayalım. Bunun hikmetini kavrayalım. Zulme karşı mücadelede her zaman ve her yerde en önde biz olalım. Afrika'nın kurtuluş mücadelesinde öncü bir rolü olsun Müslümanların..."

(Fatih Mutlu - habervaktim)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.