28 Şubat yasakları neden hala sürüyor?

28 Şubat yasakları neden hala sürüyor?
MAZLUMDER soruyor: '28 Şubat sürecinin kangrenleştirdiği başörtüsü yasağı neden sürüyor?'

MAZLUMDER Ankara Şube Başkanı Ümit Mert, özellikle son bir ay içerisinde yaşanan  bazı gelişmelerin kaygı verici boyutlara ulaştığını ifade etti. Mert, “24 Kasım Öğretmenler gününde başörtüsü gerekçe gösterilerek kürsüden indirilen Tevhide Kütük’e; TÜBİTAK Ulusal Bilim Olimpiyatlarında kazandığı ödülü başörtülü olarak almak isteyen Elif Büşra Doğuş’a ve öğretmenlerine reva görülen muamele ortadayken; Şemdinli davasında sivil mahkemede 40 yıl ceza alan Büyükanıt’ın “iyi çocukları”nın çıkarıldıkları askeri mahkemede serbest bırakılması; 54. Hükümet’in Başbakan’ı Necmettin Erbakan hakkında başlatılan icra işlemleri ve son olarak 1930’da cereyan eden Menemen olaylarıyla ilgili yapılan açıklamaları” hatırlatarak, bu olayların 28 Şubat’ta halka ve onun değerlerine karşı estirilen terörü anımsattığını kaydetti.

“BAKAN ÇELİK ÖZÜR DİLEMELİ”
“28 Şubat sürecinin kangrenleştirdiği başörtüsü yasağı 6. yılına giren AK Parti iktidarında aynen devam ediyor” diyen Mert, şunları kaydetti: “Leyla Şahin davasında AİHM’e ‘başörtüsünün radikal İslamcıların simgesi’ olduğu şeklinde savunma gönderen ve bu yasağın sürmesini ‘devletin ciddiyeti’nin gereği olarak anlayan AK Parti iktidarı bugüne kadar başörtüsü yasağını kaldıracak hiçbir girişimde bulunmadı. Son olarak TÜBİTAK’ın düzenlediği Ulusal Bilim Olimpiyatlarında ödül kazanan Elif Büşra Doğuş’un başörtüsü ile kürsüye çıkmasına AK Parti hükümetinin 28 Şubatçı Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik tahammül edemedi ve Elif Büşra’nın öğretmenleri hakkında soruşturma başlattı. Bu soruşturmayla ne elde edilmek isteniyor bilmiyoruz. Hüseyin Çelik ya kamuoyu önünde açtığı soruşturmadan dolayı özür dilemelidir ya da bakanlıktan istifa etmelidir.”

“GAYRİ AHLAKİ TUTUM”
AK Parti’nin başörtüsü yasağının kalkması için önce toplumsal mutabakat ardından  da kurumsal mutabakat diyerek çamura yattığını savunan Mert, eleştirilerini şöyle sürdürdü: “Sık sık demokrasi vurgusu yapan, ‘hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ diyen başta Başbakan Erdoğan olmak üzere AK Parti yöneticileri ‘kurumsal mutabakat’ söylemini demokrasiyle nasıl bağdaştırıyor? AK Parti’nin başörtülüler karşısındaki tutumu aynen CHP’nin Alevi vatandaşlarla ilgili politikasına benzemektedir. Bunun temelindeki mantık ‘sorunu çözmeden duyguları okşayarak, ötekilerde ona karşı öfke uyandırmaktır’ Bu tutum son derece gayri ahlakidir.”

ERBAKAN’A YAPILAN HAKSIZLIK
54. Hükümet’in Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın malları için ‘kayıp trilyon davası’ dolayısıyla icra işlemleri başlatıldığını da hatırlatan Mert, 28 Şubat sürecinin ‘militan’ anlayışı içinde her alanda estirilen terör sonucunda Refah Partisi’nin kapatılarak yöneticileri hakkında siyaset yasağı getirildiğini ifade etti. Mert, açıklamasında bu konu ile ilgili olarak da şu ifadelere yer verdi: “Refah Partisi’nin kapatılmasının ilkel bir mantığa dayalı, gayri hukuki bir uygulama olduğunu her platformda söyleyen bir dernek olarak, Sayın Erbakan için başlatılan icrayı 28 Şubat zihniyetinin devamı olarak algılıyoruz. Vicdana ve hukuka aykırı böyle bir kararın uygulanmaya çalışılmasını adaletin tesisine ve hukukun üstünlüğüne yönelik bir suikast olarak görüyoruz. Sayın Erbakan Büyükanıt’ın “iyi çocuklarından” olmadığı için mi böyle bir muameleye maruz kalmaktadır? Hükümet bir an önce Erbakan’ın siyaset yasağını kaldırmalı ve icra işlemlerini derhal durdurmalıdır.”

“TSK HALKIN İNANÇLARINA SAYGILI OLMALI”
Genel Kurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın 1930’da gerçekleşen Menemen olayı ile ilgili açıklamasını da “tam bir hezeyan” olarak nitelendiren Mert, şunları kaydetti: “Büyükanıt, yaptığı açıklamada Kubilay’ın laikliği korumak için canını verdiğini söylerken, acaba laikliğin Kubilay’dan 7 yıl sonra kabul edildiğini bilmiyor mu? Acaba açıklamada vurgulanan “yüzyılların eskittiği köhnemiş zihniyet”, “çağ dışı emeller” ve “karanlık odaklar” ile kastedilen Yüce dinimiz İslam mıdır? TSK, İslamafobianın küresel önderi konumuna mı sokuluyor? Böyle bir görev 1992’den beri İslamı düşman ilan eden NATO tarafından verilmiş olabilir mi? Halkın vergileriyle maaş alan TSK yöneticileri Cahiliye Dönemi ağzıyla konuşmayı bırakıp, halkın inançlarına saygılı olmalıdır.” 

“KARANLIK DEVLET ANLAYIŞI BİTMELİ”
Mert, son olarak AK Parti İktidarına şöyle seslendi: “Bütün bunlar iktidardaki 6. yılında 28 Şubatın bütün yasaklarını aynen uygulayan AK Parti için birer turnusol kağıdıdır. AK Parti’nin eğer 28 Şubatçılardan bir farkı varsa bir an önce gasp edilen hak ve özgürlükleri yeniden tesis etmeli ve darbecilerle köklü bir hesaplaşmaya gitmelidir. Darbelerle, Susurluk’la, Şemdinli’yle var olan karanlık devlet anlayışı Türkiye’yi aydınlık bir geleceğe çıkaramaz.”

(Engin Kaşdaş-habervaktim)