Bu Ayıp Türkiye'ye Yakışmıyor

Bu Ayıp Türkiye'ye Yakışmıyor
Özenti sonucu anaokullarına kadar inen ‘yabancı dilde eğitim’ ayıbına Kenya, Gana, Uganda gibi sömürge ülkelerde rastlandığını belirten eğitimciler, Türkiye’ye bu politikanın yakışmadığını söylüyor.

Eğitimciler ülkemizin yabancı dilde eğitim politikasına karşı. ÖĞ-DER ve DES, Ülkemizde giderek yaygınlaşan yabancı dille yapılacak eğitimin, bilimde ilerlemenin ve evrenselliği yakalamanın yolu olarak gösterildiğini ancak dünyanın gelişmiş ülkelerinde yabancı dille eğitim olmadığına dikkat çekerek “Yabancı dille eğitim, ancak müstemleke veya işgal altındaki ülkelerde, geri kalmış, manda altında kalmış, kendi olamamış, kendine güvenemeyen ülkelerde geçerli bir eğitim şeklidir” görüşünü dile getirdi.

ŞURA KARARI VAR

Demokrat Eğitimciler Sendikası Genel Başkanı Gürkan Avcı, Karamanoğlu Mehmet Bey'in Türkçeyi resmi dil ilan etmesinin 736. yıl dönümü kapsamında kutlanan ‘Türkçe Dil Bayramı’ dolayısıyla yaptığı açıklamada, Hükümeti, Milli Eğitim Şura kararlarına uymamakla eleştirdi. Avcı “2010 yılında yapılan 18. Milli Eğitim Şurasında sendikamız adına yaptığım teklif ve sunumla şura kararı haline gelen ‘Yabancı dilde eğitimin yasaklanması ve eğitimin tüm kademelerinde derslerin Türkçe anadilde yapılması’ maddesi halen hayata geçirilmemiştir” dedi.

“TÜRKİYE SÖMÜRGE BİR ÜLKE Mİ?”

İngilizce, Fransızca, Almanca gibi yabancı dilde eğitim ayıbına Kenya, Gana, Uganda gibi sömürge ülkelerde rastlandığını, 2023 ve 2071 vizyonunu önüne koymuş Türkiye’ye yabancı dilde eğitim politikasının yakışmadığını söyleyen DES Genel Başkanı Gürkan Avcı, şöyle devam etti: “Dünya ülkelerine bakın. Hiçbir bağımsız ve onurlu ülkede yabancı dilde eğitim ayıbına rastlayamazsınız. Türkiye, kendisine sömürge ve muz cumhuriyeti görünümünü veren bu özentili, onursuz eğitim politikasından kurtulmalıdır.”

“GENÇLER BAŞKA KÜLTÜRLERE HAYRAN YETİŞİYOR”

Yabancı dil öğretimi ile yabancı dilde eğitimin farklı şeyler olduğunu kaydeden Gürkan Avcı, “Biz sendika olarak yabancı dilde eğitime karşıyız, yabancı dil öğrenimine değil. Yoksa her liseyi bitiren vatandaşımızın en az bir yabancı dili hakkıyla konuşmasını ve bilmesini isteriz” diye konuştu. Türkiye’nin yabancı dilde eğitim konusunda utanılacak bir durum içerisinde olduğunu kaydeden Avcı, “Yabancı dilde eğitimin bırakın üniversitelerde anaokullarına kadar özentiyle yaygınlaştırıldığını görüyoruz” ifadelerini kullandı.

“TÜRKÇE TABELAYA TEŞEKKÜR KAMPANYASI BAŞLATIYORUZ”

Birçok firma ve işyerinin yabancı dilde tabela ve isim kullanmasının önüne geçmek için, Türkçe isimli işyeri sahiplerine 'Teşekkür' belgesi verme kampanyasını tekrar başlatacaklarını da kaydeden Avcı, “Dilimiz, küresel saldırılardan en olumsuz nasibini alan değerlerimizin başında geliyor. Dilimizi bu saldırılara karşı korumak milli bir görevimizdir. Hükümeti dil ve kültür politikalarında laf değil somut icraat üretmeye, şuurlu olmaya davet ediyorum” diyerek sözlerine son verdi.

MÜSTEMLEKE ÜLKELERDE OLUR

Şuurlu Öğretmenler Derneği (ÖĞ-DER) Erzurum Şube Başkanı Abdullah İkinci de, “Yabancı dille yapılacak eğitimin, bilimde ilerlemenin ve evrenselliği yakalamanın bu şekilde gerçekleşeceği öne sürülüyor. Ancak yabancı dille öğretim, bir yabancı dil öğretme yöntemi değildir. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde yabancı dille eğitim yoktur. Yabancı dille eğitim, ancak müstemleke veya işgal altındaki ülkelerde, geri kalmış, manda altında kalmış, kendi olamamış, kendine güvenemeyen ülkelerde geçerli bir eğitim şeklidir. Bu durum ne yazık ki, toplumumuzda ‘yabancı dille eğitim’ ile ‘yabancı dil öğretimi’ arasındaki farkın henüz yeterince kavranmamış olmasından kaynaklanmaktadır” dedi.

ŞAHSİYETSİZLİK GETİRİR

Yabancı dilde eğitimin şahsiyetsizliği, ezikliği ve silikliği getireceğini ifade eden İkinci, şöyle devam etti: “Aklımızı başkasının kılavuzluğu olmadan kullanamama zavallılığından kurtulamayız. Yabancı dille verilen eğitimle belli kalıplar ve kurallar dışında fazla bir şey öğrenilmez. Ayrıca yabancı dille eğitim yaparak, kendi dilimizle bilim yapılamayacağını kabul etmiş ve dilimizin gelişimini de önlemiş oluruz.”

EVRENSEL BİLİME KATKININ YOLU TESLİMİYETÇİLİK DEĞİLDİR

ÖĞ-DER Erzurum Şube Başkanı, yabancı dil öğretiminde nasıl bir yol takip edilmesi gerektiği konusundaki düşüncelerini de şöyle dile getirdi: “İlk ve orta öğretimde öğrencilere iyi derecede bir veya birkaç yabancı dil öğretilmeli, yüksek öğretimde de branşında ve alanında bir yabancı dilden çok isim, sıfat, terim ve kavram kullanılıyorsa, sadece terminolojinin kazandırılması yoluna gidilmelidir. Ülkedeki tüm üniversitelerimizin de dünya bilimine katkısı hep olmalı. Bunu sağlamak için bilim insanlarımızın bir ya da birden çok yabancı dil bilmesinin elbette yararı var. Ancak bunu sağlayabilmek için yabancı dil öğretimi gerekiyor ama yabancı dille eğitimi gerektirmiyor. Eğer dünya bilimine gerektiği biçimde bir katkı sağlanamıyorsa, bunun gerçek nedenleri aranmalıdır. Evrensel bilime katkının yolu hiçbir zaman teslimiyetçilik değildir.”

YÖK YANLIŞTAN DÖNMELİ

ÖĞDER olarak yabancı dil öğrenmeye değil, yabancı dille eğitime, yabancı dil eğitimi adı altında batılılaşmaya, özümüzden uzaklaşmaya karşı olduklarını kaydeden İkinci, “Dil bir amaç değil, araçtır. Akademisyenlerimiz bilimsel çalışmalarında yabancı dil dayatmasından dolayı büyük sıkıtılar çekmektedir. YÖK bu yanlıştan en kısa sürede dönmelidir. Şehrimizde de bu yabancı dille eğitim yanlışın yapıldığını duyuyoruz. Üniversite yönetimi bu yanlıştan dönmelidir” dedi.

Akit / Habervaktim.com

 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
15 Yorum