Ermenistan meselesi ve Türk Birliği tezi

Ermenistan meselesi ve Türk Birliği tezi
Türkiye'nin gündeminde geniş yer tutan Ermenistan meselesine Alperen Tunalı farklı bir bakış açısı getirdi. Tunalı, Türkiye'nin Orta Asya ve  Orta Doğu'daki ilişkileri hakkında ilginç tespitlerde bulundu.

Alperen Tunalı'nın Ermenistan meselesini konu alan yazısı şöyle;

ERMENİSTAN MESELESİ VE TÜRK BİRLİĞİ TEZİ

Güneydoğu’da 1910’lu yıllarda ajanlık yapan İngiliz Binbaşı Noel, İngiltere’ye gönderdiği bir raporunda, Türkiye’nin kendi coğrafyasında güç merkezi olmasını engellemek için Kürt ve Ermeni tampon bölgeleri oluşturulması gerektiğini özellikle belirtmektedir. Günümüzde de ülkemizin en önemli iki dış politika sorunu haline gelen bu tampon bölgeler asıl olarak Türkiye’nin Ortadoğu İslam Ülkeleri ve Orta Asya Türk nüfusu ile olan ilişkilerini bloke etmek amacını taşımaktadır.
 
İngilizler tarafından 1900’lü yıllarda gerçekleştirilemeyen Büyük plan Müttefiki ABD tarafından günümüzde Büyük Ortadoğu Projesi ile kısmen gerçekleştirilmek istenmektedir. Türkiye ve kültür coğrafyası üzerindeki planları nedeniyle, bu tampon bölgelerin kontrolü, zaman zaman ABD-İsrail ve Rusya güç eksenlerinin kontrolüne girmiştir. ABD-İngiltere-İsrail güç ekseni ile Barzani arasındaki ilişkinin bir benzeri Rusya-Ermenistan arasında bulunmaktadır. 
 
Kuzey Irak’ta oluşturulmak istenen piyon yapılanma ile Türkiye tehdit edilmekte, yıllardır oluşturulmaya çalışılan yapay sorunlar beslenmek istenmekte, kendi kültür coğrafyası ile ilişkileri kontrol edilmek istenmektedir. Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti oluşturulması fikri Büyük İsrail Projesi (BİP) olarak tanımlanabilecek olan Büyük Ortadoğu Projesinin temel aşamalarından biridir. BİP’in temel amaçlarından biri olan Türkiye’nin etkisizleştirilmesinin yanı sıra İran’ın kontrol edilmesi de bu şekilde gerçekleştirilmek istenmektedir. 
 
BİP’in başarılı olabilmesi için Türkiye ve İran’ın etkisizleştirilmek istenmesi tezine en kuvvetli dayanak PKK ve PJAK örgütlerinin arka planlarıdır. Günümüzde PJAK örgütünün İran’a karşı ABD tarafından desteklendiği herkes tarafından bilinmektedir. Stratejik müttefikimizin PJAK’ı destekleyip onun ana omurgası olan PKK’yı desteklemediğini söylemek kesinlikle gerçekçi değildir. Bu nedenle PKK’ya karşı yapılan bazı operasyonların ABD’nin istihbarat desteği ile sağlandığı iddiası iç siyasetimize yönelik bir psikolojik operasyon olduğu kolayca anlaşılmaktadır.  
 
Kafkaslarda meydana gelen son gelişmeler Rusya’nın Kafkaslarda ve dolayısıyla Ermenistan üzerindeki daha etkili olacağını göstermektedir. Rusya’nın Kafkaslarda etkinliğinin artması ile Türkiye’nin için planlanan iki tampon bölge Dünyanın iki güç ekseni tarafından kontrol edilecektir. Bu durum Türkiye’nin aleyhine gibi görünmekle birlikte aslında tek kutuplu Dünya’ya oranla daha avantajlı ve iyi yönetilebilirse çıkış yolu içeren bir süreçtir.
 
Türkiye’nin, Dünyanın iki güç ekseni arasındaki kıskaçtan, kendi kültür Coğrafyasını çıkarabilmesi temelde bu bölgelerdeki potansiyel nüfusunu kullanabilmesi ile mümkündür. Potansiyel nüfusumuzun kullanılması bu tampon bölgelerin piyonları ile iyi ilişkiler kurmak değil etkili politikaların izlenmesi anlamına gelmektedir. Bu noktada Ermenistan ilişkilerimizde sınırın açılması gibi bazı ekonomik desteklerle bu ülkenin topraklarımız ve bölge ile ilgili iddialarından vazgeçebileceğini düşünenler Barzani ve Talabani örneklerini unutmamalıdır. 
 
Yıllardır Türkiye’nin kucağında büyütülen Barzani üzerinden ABD ve İsrail bölgede büyük oyunlar oynama çabasındadır. Bölgede yaşanan gelişmeler, ABD tarafından bir devletin alt kadrolarının oluşturulması için ABD’de eğitilen 3000 Kuzey Iraklı vatandaş, Mossad ve CIA tarafından bölgede yapılan çalışmalar düşünüldüğünde; Bu bölgede bir Kürt Devleti kurulmak istendiğini anlamamak için ya Dünya gerçeklerinden uzak veya konuyu önemsememek gerekmektedir. 
 
Türkiye, Barzani ve PKK meselesinde, bir ikilemde bırakılmıştır. PKK ile mücadele adına Barzani büyütülmüş ancak sonuçta PKK yok edilmemiş, Barzani ise kendi kucağımızda büyütülmüştür. Saddam Hüseyin döneminde bölgesel dengeleri iyi hesaplayan ABD ve İsrail, Türkiye’nin desteği olmadan Barzani’nin büyüyemeyeceğini iyi hesaplayarak Türkiye’yi bu ikilemin içine atmıştır. Kürdüyle, Türkmeniyle, Çerkeziyle Büyük Türk Milleti bilmelidir ki Kuzey Irak’ta oluşturulmak istenen yapı Kürtlere özgürlük getirmeyecek, bölgede ikinci bir İsrail projesi oluşturulacaktır. Bunun önemli delillerinden biri bölgede hâkim güçlerle iş birliğine girmek istemeyen İslami kanaat önderlerinin tasfiye edilmesidir. 
 
Türkiye’nin bu beladan günlük basit iç siyasete yönelik politikalarla kurtulması mümkün değildir. Türk Milleti bu konuda yapılanları değerlendirirken Ülkemizin bahsedilen bölgede ABD’in istemediği hangi politikaları takip ettiği esasına bakmalıdır. Ülkemiz bölgede Barzani merkezli oluşturulmak istenen yapının zayıflatılması için neler yapmaktadır? Mesela Türkmenlere desteği nedir? Irak’ın işgali sırasında Kerkük’te tapu dairelerine ve mezarlıklara saldırılırken Türkiye hangi önlemleri almıştır?
 
Bölgede hakim güçlerin istemediği bir başka gelişme ise (mağdur ülkeler olan) Türkiye, İran ve Suriye’nin bu konuda iş birliğine gitmesidir. Kuzey Irak’taki oyunu bozmanın tek yolu üç ülkenin güçlü bir iş birliği gerçekleştirmesidir. Bu işbirliği, Türkiye’nin Türkmenlere ciddi bir şekilde sahip çıkması ve İran’nın Irak’taki nüfusunu iyi kullanması ile oluşturulmak istenen İkinci İsrail projesinin kesinlikle yaşama hatta var olma şansı bulunmamaktadır. İran’a yapılacak bir müdahale bu ittifakı kıracaktır. Bu nedenle Milletimiz bilmelidir ki İran’a yapılacak bir operasyon komşu bir ülkeye verilecek zararın yanı sıra Irak’ın kuzeyinde oluşturulmak istenen şer odağının en önemli aşamalarından birinin gerçekleştirilmesidir. 
 
Türkiye Kuzey Irak konusunda düştüğü hataya Ermenistan konusunda da düşmemelidir. Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan arasında sıkışan Ermenistan’a sınır kapısı açarak ve bazı ekonomik açılımlar sağlayarak kendi kucağımızda ikinci bir yılan beslememelidir. İyi bilinmelidir ki Ermenistan ülkemiz üzerindeki talepleri Rusya ve ABD için sürekli bir koz olacaktır. Rusya’nın Kafkaslardaki hakimiyeti artıkça ABD desteğiyle Ermenistan ile Ermeni lobileri arasındaki bazı ayrışmalar daha netleşecektir. Ancak Ermenilerin talepleri sürekli güncel kalacaktır. Ayrıca Türkiye-Ermenistan yakınlaşması, Karabağ Ermeni işgali altındayken, uluslar arası platformda Türkiye için kendi haklılığını savunamayan bir ülke imajı vereceği kaçınılmazdır. 
 
Ülkemiz etrafında örülmek istenen ateş çemberinin kırılmasının tek yolu bölgesel ittifaklar ve Türk birliğinin gerçekleştirilmesidir. Bölgesel işbirlikleri ve Türk Birliği fikri ideolojik yaklaşımlarla değerlendirilmemelidir. Ülkemizdeki bütün siyasi eğilimler ve bütün vatandaşlarımız anlamalıdır ki; gelecekte başı dik, karnı tok bir Büyük Millet olarak yaşayabilmemiz ancak bu birlik ile mümkündür. 
 
Rusya’nın bugünlerde tarih sahnesine tekrar bir güç merkezi olarak çıkmasını sağlayan en önemli olay 2000 yıllarda Küresel sermayenin yapmak istediği ekonomiyi ele geçirme operasyonlarına karşı Putin’nin gösterdiği sert tavırdır. Küresel sermayenin aynı yıllarda Türkiye’de yaptığı operasyonlara maalesef gerekli tepkiler gösterilmemiş, bazı siyasiler bu operasyonlara çanak tutmuş, hatta antidemokratik taleplerde bulunan bazı kesimleri bu duruma ortam hazırlamıştır. 
 
Türkiye kültür coğrafyasındaki birlikleri ve Türk birliğini gerçekleştirebilecek potansiyele sahiptir. Bunun için gerekli en temel şart tarih şuuru olan bir nesil yetiştirmek, cari fazlası olan büyük bir ekonomi ve teknolojik alt yapısı dışa bağımlı olmayan çok güçlü bir askeri sanayinin geliştirilmesidir. 

Alperen TUNALI

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.