AB Bakanlığı'ndan AP'ye Çok Sert Tepki

AB Bakanlığı'ndan AP'ye Çok Sert Tepki
AVRUPA Birliği Bakanlığı, Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye hakkındaki kararıyla ilgili, "Türkiye'nin iç meseleleriyle ilgili bu kadar rahat ve cesur konuşmanın bedeli olduğunu bazı parlamenterlerin anlaması gerekir" açıklamasını yaptı.

Bakanlık açıklamasında, son günlerde Batı medyası ve Avrupa içerisinde bazı yetkililerin ve parlamenterlerin oldukça cesur ve akli melekelerini kaybetmiş gibi sorumsuz açıklamalar ve yayınlar yaptıkları ifade edilirken şöyle denildi:

"Bununla birlikte Ashton ve Füle'nin Türkiye'nin AB üyeliğine daha çok sahip çıkılması gerektiği, 23 ve 24'üncü fasılların açılması gerektiği yönündeki pozitif, yapıcı mesajlarını da önemsiyoruz. Avrupa içinde aklıselim ve objektif duruşunu kaybetmeyen dostlarımızı takdirle takip ediyoruz."

Avrupa Parlamentosu'nda bazı parlamenterlerin medyatik olma uğruna 'Saçmalama özgürlüklerini' doyasıya kullanma heveslerinin ortada olduğu belirtilen açıklamada şöyle devam edildi:

"Saçmalamak da bir özgürlüktür, bu özgürlüğe saygı duyuyoruz. İnşallah o kaybettikleri melekeleri en yakın sürede bulmaları için de kendilerine dua ediyoruz. Orantısız, dengesiz ve mantık dışı açıklamalar yapmak, Parlamento kürsüsünü bu tür akıl tutulmasına alet etmek her şeyden önce Avrupa Parlamentosu'nun güvenilirliğine ve imajına zarar veriyor. Avrupa Birliği yetkililerinin de buna alet olmak yerine dur demeleri daha akılcı bir yol olur."

Türkiye'nin iç konuları ile ilgili bu kadar rahat ve cesur konuşmanın bedeli olduğunu bazı parlamenterlerin anlaması gerekdiği ifade edilen açıklamada şu görüşler yer aldı:

"Ulusal ve uluslararası kirli planlara alet olup bunların manipülasyonlarına, iftiralarına kanmasınlar. Bu yanılsamayla 'gaza gelip' durumdan da kendilerine vazife çıkarmasınlar. Türkiye muz cumhuriyeti değil, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir, neyi nasıl yöneteceğini de kendi devlet geleneği içerisinde gayet iyi bilir. Bu geçici durum karşısında gaza gelip bugün sadece Hükümetimizi değil Türkiye Cumhuriyeti'ni de hedef almanın maliyetlerini umarım hesaplamışlardır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni şiddet uygulamakla suçlamak kimsenin haddi değildir. Hele hele bu konuda sicili bozuk olan sözüm ona ülkelerin ve bazı Avrupalı siyasetçilerin böyle bir iddiada bulunmaları kabul edilemez. Türkiye'de devlet şiddeti yoktur. Çevre hassasiyetiyle eylem yapanların arkasına sığınarak hukuk, asayişi ayaklar altına alanlara müsaade edilmemesi vardır. Bu oyunun ulusal ve uluslararası uzantılarını çok iyi biliyoruz. Güvenlik güçlerimiz içerisinde müdahalenin dozunu abartanlar için zaten soruşturmayı bizzat başlattık. Hükümet olarak bu sorunu bile demokrasiyi güçlendirecek bir mekanizmayla çözmenin arayışında olduk ve gösterilere konu olan Topçu Kışlası için referanduma gitmeyi öngörebileceğimizi söyledik. Bu her şeyden önce demokrasiye, millet iradesine duyduğumuz güvenin bir tezahürüdür."

Açıklamada, Türkiye'de şu anda Avrupa'nın en reformcu ve güçlü hükümeti ve dünyanın en karizmatik, en güçlü liderlerinden birinin işbaşında olduğu ifade edirken, "Eğer dertleri buysa hiç kusura bakmasınlar. Tayyip Erdoğan'ın liderliği altında eziliyor olmak bu ezikliği yaşayanların sorunudur. Avrupa ülkelerinde en masum gösterileri bile bir şiddet sarmalına dönüştürenlere sessiz kalan da Avrupa Birliği, Türkiye'de vandalizme karşı güvenlik güçlerimizin haklı mücadelesini farklı yansıtan ve orantısız değerlendiren de Avrupa Birliği. Aynı şekilde Suriye'de her gün yüzlerce insan katledilirken sesini yeterince yükseltemeyen de Avrupa Birliği? Biz hangi Avrupa Birliği'ne inanacağız? Bu oyunun yurt içinde ve yurt dışındaki uzantıları hiç boşuna heveslenmesinler. Recep Tayyip Erdoğan'ı faiz lobisine de uluslararası şebekelere de yedirtmeyiz. Buna kimsenin gücü yetmez. Türk milleti buna izin vermez" diye devam edildi.

"RÜZGARIN, KAYADAN ALACAĞI SADECE TOZDUR"

AB Bakanlığı, selin gitmesi ile geride kum kaldığını, gösterilerin de gelip- geçici olduğunu ifade ederken, bu geçici duruma, bu kirli kampanyaya alet olup Türk halkının onurunu zedeleyici davranışlarda bulunanların Türkiye'nin yüzüne nasıl bakacakları soruldu. Bakanlık, açıklaması şöyle devam etti:

"Rüzgar ne kadar sert eserse essin, kayadan alacağı sadece tozdur. Sele kapılıp gidenler için de rüzgarla savrulup gidenler için de yapabileceğimiz bir şey yoktur. Bazı parlamenter ve yetkililerin Avrupa Birliği surecini askıya almanın Türkiye için hala caydırıcı bir tehdit olduğunu düşünmeleri de saflıktır. Türkiye ile ilişkilerin askıya alınması Türkiye için değil Avrupa Birliği için bir tehdittir. Biz her şeye rağmen AB reform sürecindeki kararlığımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Bu kararlılığın bir tezahürü olarak 15 Haziran 2013 Cumartesi günü Bakanlığımızın ev sahipliğinde Adalet Bakanımız Sadullah Ergin, Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu ve İçişleri Bakanımız Muammer Güler'in, yani 4 Bakanın katılımı ile Reform izleme Grubu toplantımızın hazırlığı içerisindeyiz. Türkiye-AB ilişkilerinin kendi mecrası ve olması gerektiği zeminde ilerlemesi herkes için en iyi seçenektir. Biz bu seçeneği tercih eden taraf olarak sonuna kadar reform sürecindeki kararlılığımızı muhafaza edeceğiz. Bu çerçevede, yakın dönemde planlanmış bazı olumlu gelişmelerin de önünü tıkayan bir tutum takınmanın Türkiye-AB ilişkilerini geri dönülemeyecek bir yola sokacağı konusunda uyarıyoruz."

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
8 Yorum