Rezilliklerine Rağmen Hanedanına Hayranız!
-Ben Bond, James Bond.
Onu bu repliği ile tanıyoruz. Hani kapı çalsa ve kendisini böyle tanıtsa başköşede oturacak kadar ailemizin ajanı oldu.
Şöhreti yazarını aşan kahramanlar vardır ya James Bond öyle işte. Onu herkes tanır ama, mucidi Ian Fleming fazla bilinmez.
Ian Fleming, tıpkı Bond gibi bir İngiliz ajanıydı . Arab Lawrens misali, topraklarımızda fitne fücür faaliyetlerde bulundu. 6-7 Eylül 1955 olaylarında Beyoğlu'ndaydı. İnterpol toplantısı için geldiği otelden neden ayrıldığını ise şöyle açıklamışdı: "15 dakika katıldım, sıkıldım. Seccade almak için dışarı çıktığımda olaylar meydana geldi."
Hiç seccade almaya çıkan adam kötü olur mu? İlginç değil mi?
(Bu noktada, Kapadokya gibi önemli bir coğrafyada film çeken ve yanından Türkiye'den aldığı seccadesini hiç ayırmayan Nicolas Cage haberine dikkatinizi çekmek istiyorum.)
Gezi Parkı eylemlerinde çekilen görüntülerde, dişi bondları görünce Ian Fleming'i hatırlatmak istedim.
İngilizler için biz çokomilk gibiyiz. Ele geçirince hapur hupur yiyecekleri çokomilk.. . Hiç akıllarından çıkmıyoruz.
Oysa biz onları çok kolay unuttuk. Ne haçlı seferlerini, ne Babür Şah'ın yadigarı Hindistan Türk Devleti'ni ele geçirince yaptıkları vahşeti, ne de Churchill'in, Çanakkale harbinde zehirli gaz kullanmayı savunurken "Türkler insan değil" deyişini hatırlıyoruz.
Her türlü rezilliklerine rağmen hanedanına hayranız. Robin Hood sanki bizim kahramanımız. Ajanları baş tacımız.
Neden?
Çünkü bir haçlı seferi olarak sinema, fikirlerimizi, duygularımızı iğfal etti ve etmeye devam ediyor.
Konuk Yazar Kerime Yıldız / Habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.