FBI'ın kirli çamaşırı
Amerikan Federal Soruşturma Bürosu'nun (FBI), 1972 yılına kadar 48 yıl başkanlığını yürüten Edgar Hoover'ın 1950'li yıllarda, ülkeye sadakatinden şüphelendiği binlerce Amerikalıyı mahkeme kararı olmadan hapse tıkmak için plan hazırladığı ortaya çıktı.
New York Times gazetesinde yayınlanan habere göre, Kore Savaşı başladıktan 12 gün sonra dönemin ABD Başkanı Harry Truman'a teklifini götüren Hoover, "ülkeyi, ihanetten, casusluk ve sabotaj faaliyetlerinden korumak" gerekçesiyle, şüphelendiği 12 binden fazla Amerikalının, derhal tutuklanmasını talep etmiş. Başkan Truman ya da sonraki başkanların planın tamamı ya da bir kısmını kabul ettiklerine dair bir bilgi ise kamuoyuna yansımış değil.
Hoover planına göre FBI, mahkeme kararı olmaksızın tutuklayacağı binlerce Amerikalıyı, "ülke güvenliğine potansiyel tehdit" suçu isnat edecekti. FBI'ın yıllar içindeki takipleri sonucundan belirlenen 12 bin isim, "the permanent detention (sürekli gözaltı)" adı verilen planla, askeri cezaevlerinde tutulmaları öngörülüyordu. Daha önce yayınlanan belgelerde de, FBI'ın soğuk savaş dönemi boyunca binlerce Amerikalıyı fişlediği ortaya çıkmıştı.
Hoover, 1946 yılında da, ABD savaşa girerse ülkeye tehdit olacağını iddia ettiği kişiler için gözaltı kararı çıkartmak istemişti. 1948 yılında dönemin Adalet Bakanı Tom Clark, FBI'a bu tür kişilerin listelenmesi için yetki vermişti. 1950 yılı Eylül ayında ise, Amerikan Kongresi, başkan olağanüstü hal ilan ettiğinde, "tehlikeli radikalleri" gözaltına almaya izin veren bir yasayı kabul etti. 1950 Aralık ayında, Çin Kore Savaşına katıldığında Başkan Truman olağanüstü hal ilan etti ancak, Hoover planına işlerlik kazandırıldığına dair henüz tarihi bir kayıt ortaya çıkmış değil.
"MAHKEME KARARI ZORUNLULUĞU ASKIYA ALINSIN"
FBI'ın efsanevi Başkanı Hoover, planın etkin şekilde uygulanabilmesi için, "Habeas Corpus (Tutuklama müzekkeresi ve yargılanma hakkı)" zorunluluğunun askıya alınmasını talep etmiş. Habeas Corpus, keyfi gözaltıları engellemek için ceza muhakemeleri usul hukukuna girmiş bir kavram. 1679 yılında İngiltere'de kabul edilen bu yasa, insan özgürlüğüne sınırlama getirme yetkisini, mahkeme kararına bırakırken, sınırları belirlenmiş gözaltı süresince de mahkumun vücut bütünlüğünü garanti ediyor.
Buna göre, tutuklama kararlarını mahkemeler verebiliyor ve gözaltına alınan sanık ilk fırsatta mahkeme huzuruna çıkarılmalı. Habeas Corpus, 11 Eylül'den sonra ABD'nin terör zanlılarına karşı uygulamaları sebebiyle yeniden gündeme geldi. 2006 Eylül ayında Amerikan Kongresi, "Unlawful enemy combatant" (yasadışı düşman savaşçı) denilen terör zanlıları için Habeas Corpus uygulamasını askıya alan yasayı kabul etti.
Bu yasa, özellikle Guantánamo Körfezinde tutulan zanlıların, mahkemeye çıkarılmadan ve gözaltı süreçleriyle ilgili hiçbir bilgi vermeden uzun süre tutulmalarına yasal dayanak teşkil ediyor. Amerikan Anayasası, "habeas corpus" hakkının askıya alınmasını, "isyan, işgal ve kamu güvenliğine ciddi tehdit" halleriyle sınırlı tutuyor. Federal mahkemenin, Guantanamo'da tutulan zanlıların mahkemeye çıkarılma hakları olduğu yönündeki kararından sonra konu, ABD Yüksek Mahkemesinin önüne geldi. Mahkemenin bugünlerde bu konuda bir içtihada varması bekleniyor.
EDGAR HOOVER VE DERİN DEVLET
1895 yılında başkent Washington DC'de dünyaya gelen John Edgar Hoover, birçok tarihçi ya da medya organı tarafından "derin devlet" anlayışının en önemli sembolü olarak anılıyor. George Washington Üniversitesi'nde hukuk eğitimi alan Hoover, 1919 yılında Adalet Bakanlığı Genel İstihbarat Dairesi'nin başına atandı. 1921 yılında başkan yardımcısı olarak FBI'a atana Hoover, 1924 yılında FBI'ın altıncı başkanı olarak tayin edildi. Hoover'ın bu görevi 1972 yılında ölünceye kadar sürdü. İsmi, başta John F. Kennedy ve Martin Luher King Jr suikastları olmak üzere birçok fail-i meçhul cinayetle ilgili iddialara karıştı.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.