Militan Hakim Avukata Saldırdı
Haftalardır Gezi Parkı protestoları adı altında başlayan ve hükümeti devirme operasyonuna dönüşen olaylar konuşulup duruyor. Bu mevzuda ‘kullanışlı’ medyada rastladığımız haber klişelerinden birini “başörtülülerle mini eteklilerin el ele verdiği” oluşturuyor. Hızını alamayan cevval bir aydınımız, başları kapalı görünen ve ‘kim oldukları’ bilinmeyen bir-iki kişinin Gezi’deki varlığına atıfta bulunarak, “Türkiye’de başörtüsü sorunu kalmadı” deyiverdi. Peki taşıdığı “Ayık kafayla çekilmiyorsun AKP” pankartıyla alkolü vurgulayan ‘Gezi Parkı örtülüsünü’ örnek gösteren aydınımızın dediği doğru mu? Gerçekten başörtüsü sorunu bitti mi? Saadet Partisi lideri Mustafa Kamalak’ın eşi avukat Zübeyde Kamalak’ın 2-3 ay içerisinde yaşadıkları bile tek başına başörtüsü sorununun bitmediğini gösteriyor. Zübeyde Hanım, Danıştay’ın kararına rağmen YARSAV üyesi bir hakim tarafından azarlanarak duruşmadan atıldı. Kendisiyle konuştuğumda onurunun kırıldığını belirten Zübeyde Hanım, yaşadıklarının etkisiyle mide kanaması geçirdi. Geçtiğimiz günlerde de bir başka yüksek yargıyı takmayan, hak hukuk nedir bilmeyen ‘militan’ hakimce “davadan çekil” şantajına maruz kaldı ve salondan çıkarıldı.
“SEN NASIL BAŞINI ÖRTERSİN HADSİZ”
Ancak aktaracağım bir başka olay ‘postmodern’ zorbalığın geldiği noktayı tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Ankara Adliyesi’nde avukatlık stajı gören bir bayan, başını örttüğü gerekçesiyle hemcinsi olan hakim tarafından kimsenin bulunmadığı bir zamanda duruşma salonuna çağırılıyor. Statükonun bekçisi hakim, salonun kapısını üzerine kapattığı başörtülü avukatı “Bu kıyafetle gelemezsin. Senin haddine mi düşmüş, nasıl başını örtersin? Hadsiz!” şeklinde azarlıyor. Kapı ardında savunmasız kalan ve neye uğradığını şaşıran avukat, “O zaman stajımı yakın. Ben yeniden başlarım” diyor. Ağzından köpükler saçılan hakim ise “Hayır stajını da yakmayacağım, seni de burada süründüreceğim” cevabını veriyor. Olmadık hakarete maruz kalan avukat, yaşananları bir kenara bırakıp sektirmeden stajına devam ediyor. Ancak hakim, gelmesine rağmen stajyer avukata bir ay boyunca imza attırmıyor ve yok yazdırıyor. Yaşadıklarını bir büyüğüne anlatan başörtülü avukat, psikolojik şiddetin üzerindeki etkisinden bahsederken “Her gün karnıma ağrılar giriyordu” diyor.
İKNA ODASI YOK AMA BAŞARISIZ GÖSTERME VAR
Üniversite camiasında da her şeyin güllük gülistanlık olduğu söylenemez. Halen eski alışkanlıklarını sürdüren bazı öğretim üyeleri, başörtüsü takan öğrenciler hakkında tutanak tutmaya devam ediyor. Baskıya uğrayan ve başını açmaya zorlanan öğrencilerin şikayet dilekçeleri sümenaltı ediliyor. YÖK’ün durumdan haberdar olmaması için öğrenciler tehdit ediliyor. Eşit haklara sahip olmak bir yana başörtülüler halen köle muamelesi görüyor. Çalışma hatta eğitim hakları gasp ediliyor. Şu anda belki öğrenciler/çalışanlar, 28 Şubat sürecindeki gibi ikna odalarına alınmıyor ve başları zorla açtırılmıyor. Ancak vicdanını kaybeden kokuşmuş zihniyetin yılmaz savunucuları, daha sinsi ve ahlaksız yöntemlerle cezalandırma yoluna gidiyor. Başörtülü bayan, öğrenciyse kasıtlı olarak derste bırakılıyor, tacize uğruyor. Çalışansa küçük düşürülüyor, başarısız gösteriliyor. Stajyerse devamsız gösteriliyor.
Erol Metin / Habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.