"Çözüm Sürecine OHAL'in Kaldırılmasıyla Girildi"

"Çözüm Sürecine OHAL'in Kaldırılmasıyla Girildi"
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, çözüm sürecinden dönüşün artık mümkün olmadığını belirterek “Bu süreçle halkın yüzü ilk kez güldü” iddiasında bulundu.

Akşam gazetesine konuşan Mehdi Eker, çözüm sürecine aslında 2002’de  Olağanüstü Hal’in (OHAL) kaldırılmasıyla başladıklarını ifade etti. Eker, süreçten dönüşün artık mümkün olmadığını vurgulayarak; ancak sürece zarar verecek girişim, saldırı, provokasyon ve provokatörlere karşı herkesi tedbirli olmaya davet etti.

Çözüm sürecinde Ak Partinin oylarında azalma olmadığına da değinen Eker, “Süreç içinde de incelendi. Yüzde 50’nin üzerinde, hiç düşmedi ki. Aksine süreçle birlikte yukarı çıkma var, hâlâ da çıkış sürüyor.” şeklinde konuştu.

Eker, Diyarbakır’a bir sürü turist grupların akın ettiğini de belirtti. Otellerin tıklım tıklım olduğunun altını da çizen Eker, bu durumun önceden böyle olmadığını söyledi.

İşte Bakan Eker’in açıklamaları:

HALK İLK DEFA UMUTLANMIŞ: Çözüm sürecinden dönmek mi? Allah korusun… Artık dönüşü olmaz. Bölge halkının çözümden, süreçten beklentileri var. Halk ilk defa umutlanmış. İnsanlar o kadar bezmiş, yorulmuş o kadar üzülmüş, canı yanmış. Akan kan 
Türkiye’nin kanı, dökülen Türkiye’nin gözyaşı. Sönen ocak Türkiye’nin. Her türlü bedel ödemiş insanlar, böyle bir fırsat, böyle bir çözüm şansı bulmuş. Oradaki insanlar için bir yola girildi. Kimse bir hayal kırıklığını yaşamak istemiyor. Son 6 ay içinde, bölgedeki diğer illere sık sık gidiyorum. İnsanlar ilk defa rahat bir psikolojiyle davranıyor, gündelik hayatına, geleceğe umutla bakıp iş planları yapıyor. Türkiye’nin güveni, bölge halkının güveni yerine geliyor. Kendi yarasını tedavi edebilecek özgüveni kazanacak durumuna geldiği için rahatsızlık ondan geliyor. 

DİYARBAKIR’A TURİST AKTI: Diyarbakır’a gidiyorum, Hasanpaşa Hanı sabah kahvaltıcılar tıklım tıklım. Oteller tıklım tıklım. Ulu Cami avlusunda bir sürü turist grupları var. Önceden böyle değildi. Yerli ve yabancı çok sayıda turist akın akın geliyor. Teşvik paketinin açılmasının birinci yıldönümünde yine ekonomi kurmayları, meslek odalarıyla geçenlerde toplantımızı yaptık. İnsanlar çok umutla yatırım planları yapıyor. Halk bunların farkında. 

UMUT TÜRKÜLERİNİ SÖYLEYELİM: Günde kaç kere kürsülerde konuşuyoruz. Neden bahsederseniz bahsedin vatandaş öyle bakıyor. Ama süreçle ilgili bir kelime söylediğiniz zaman birden canlanıyor ve alkışla falan coşuyor. İnsanlar bu kadar hassas. O nedenle hepimiz çözüm sürecine sıkı sıkıya sarılmalıyız. Birliğin, beraberliğin ve kardeşliğin umut türkülerini birlikte söylememiz lazım. Toplumun buna ihtiyacı var. Buna zarar verecek bütün girişim, saldırı, provokasyon ve provokatörlere karşı herkesin büyük bir titizlik, hassasiyet ve basiretle davranması gerekir. Çünkü bunlar herhangi bir formda olabiliyor. Bunların binbir yüzü var. 
 

TÜRK SORUNU YARATILMADI: Bu süreçte bence bir “Türk sorunu” yaratılmadı. Böyle bir sorun olsa şu ana kadar Türk sorunu çıkardı. Bu noktada akil insanlar ve temasları önemli işlev gördü. Hem nabız tutmada hem buna dönük bu toplumda var olduğu iddia edilen muhalefetin de gerçek boyutunun ne olduğunu topluma göstermesi bakımından turnusol kağıdı gibi faydası oldu. Herkes barıştan, çözümden yana değil. Terörden, bu ortamın sürmesinden istifade edenler var. Çözüm sürecinde bölgeye huzur ve güven duygusunun hakim olmasıyla birlikte uyuşturucu mücadeleleri de arttı. Bu da belli ki rahatsızlık yarattı. Ama devletin görevi de, insanlık dışı bir şey olan uyuşturucuyla her yerde mücadele etmek. Zaten görmezden gelemezsiniz. Aksi takdirde onun hesabı sizden sorulur. Lice-Kulp-Genç üçgeninin kırsal alanında yapılan operasyonda, bir kerede 5 milyon kök hintkeneviri ele geçirildi. Ben bir kerede bu kadar büyük miktarda uyuşturucu ele geçirilen 
operasyon daha önce hiç görmedim. 

OYUMUZ HİÇ DÜŞMEDİ 
Partimizin oyunda artış var. Süreç içinde de incelendi, yüzde 50’nin üzerinde, hiç düşmedi ki. Aksine süreçle birlikte yukarı çıkma var, hâlâ da çıkış sürüyor. Biz bu tür meselelerde milletin beklentisini ölçerek bu kararları alıyoruz. Akşam karar aldık, sabah uygulayalım demiyoruz. 

BAHÇELİ'NİN ÇÖZÜM YÖNETİMİ OLMAZ

Devlet Bahçeli’ye şunu sormak lazım; Böyle bir meseleyi ne şekilde çözmeyi düşünüyor. Onun benimsediği, iddia ettiği yol ve yöntemle Türkiye 30 yıl bu sorunu nereden nereye getirdi. Kaç cana mal oldu? Sonuçta bu sorun küçüldü mü? Bu büyüyen sorun karşısında Bahçeli’nin çözüm önerisi ne? Dolayısıyla Bahçeli’nin her söyleyeceği sözle izah edilecek bir şey yok. Bir hakikat var. O da Bahçeli’nin ve zihniyetinin Türkiye’de vatandaşlar arasında aidiyet duygusunu zayıflattığı. Esas bölücülük bu. 

BASKI VE ŞİDDET AİDİYETİ ZEDELER

Eğer ülkenizdeki vatandaşların sistem ve uygulamalar nedeniyle, kamu vicdanını rahatsız edecek şekilde, toplumda bir kısmın kimliği, dili yasaklanıyorsa, sen bunu görmezden geliyorsan, ayrıca baskı-şiddet yöntemini benimsiyorsan, bunun aksini söyleyenlere karşı her türlü baskıyı şiddeti reva görüyorsan o zaman vatandaşlar arasında aidiyet duyguları gittikçe zedelenir. Bunun müsebbibi Bahçeli ve onun  zihniyet akrabası olan CHP’dir. 

ÇÖZÜM ASLINDA 2002'DE BAŞLADI

Çözüm süreci aslında 2002’de başlayan bir süreç. Olağanüstü Hal’in (OHAL) kaldırılması çözüm sürecinin bir parçası değil mi? Ben Diyarbakır milletvekili adayıyken bölgeye gittiğimizde arabalarımız durduruluyor, kimlik kontrolleri yapılıyor. İlçelerde belli noktalarda durduruluyoruz falan. Rahatsız oluyorsunuz. Türkiye’nin sivilleşme çabası çözüm süreciyle paralellik arz ediyor. Ne zaman ki Türkiye sivilleşmede belli bir noktaya geldi, süreç de daha önce atılmış adımlarla aşama aşama geldi. Halk ne olduğunu, bittiğini anladı. İnsanlar artık gördüler ki bu süreç devam ediyor. Türkiye’nin topraklarının silahlı unsurlardan arındırılması, silahların susması, özü bu.

Habervaktim.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.