Dini Hayat Çok Değişti

Dini Hayat Çok Değişti
Prof. Dr Cevat Akşit: Çocukluğumda cami imamı yoktu. Ezan yasak olduğu için ‘Tanrı uludur’ diye okurduk. Ben de okudum tabii.. Ramazanda yemek yiyen görmezdik. Köyde iftarlar topluca camii önünde yapılırdı.

Hem Ramazan hem de yakın Türkiye tarihi üzerine konuştuğumuz Prof. Dr. Cevat Akşit, Türkiye’deki değişime dikkat çekti.

Akşit Hoca şunları anlattı:

Benim çocukluğumda ezan ‘Tanrı oludur’ diye okunurdu. Ben de okudum tabii.. Cami imamı yoktu. Amcamlar gönüllü imamlık yapardı. Hocanın oğlu olduğum için bana okuturdu ezanı. Normal ezan yasak olduğu için Tanrı uludur diye okurduk. Boyum yüksekliğinde kar yağardı, açarak sabah namazına giderdik. Ortaokula giderken de, sabaha kadar köyün yoluna bakardık. Kamyon gelecek de binip gideceğim, ne araç var ne yol.. Babamı hatırlamıyorum, çok küçük yaşta kaybetmiştim. Annem de gördüğü rüya nedeniyle ortaokula gitmemi istemiyordu. Rüyayı anlatamam kanuna dokunuyor. Ben ondan gizlice kaydımı Isparta İmam Hatip’e yaptırdım. O zaman bir şey demedi. 1952’de yedi yerde imam hatip açılmıştı zaten..

İMAM-I AZAM ÖRNEK

İlkokula gitmeden Kur’an öğrettiler evde.. Kur’an derslerini ancak geceleri toprak örtülü evin küçük bir odasında öğretirdi amcam.. Gündüz Kur’an yok, kurs da yok. Garip bir dönem tabii. Köye gelen tahsildara, çiftçiye bakıyorsun müderris imiş Cumhuriyet öncesi.. Ama yeni dönemde yasak olduğu için bu işlerle uğraşıyorlar.. Amcam medersede namazları maaşsız kıldırırdı. Dedem babama ‘memur olursan hakkımı helal etmem’ demişti. Dedelerimin tamamı fi sebilillah.. İmam-ı Azam da memurluğu kabul etmediği için hapis yatmıştı. Biz çocukken, Ramazan’da Oruç tutmayan olmazdı. Kimseyi görmezdik..  Tabi kimseye bir şey diyemezsin şimdi.. Annem dul bir kadındı.. Evimizde ahım şahım zenginlik yoktu. Ramazanlarda akşam iftarları camide yapılırdı. Herkes evinden yemek getirir ondan yenilirdi. O sayede güzel yemekler yerdik. 

UN ÇUVALLARIYLA YATTIM

Isparta’da 4 yıl ortaokulu bitirene kadar İstanbul’u filmlerde görüyorduk..Kalktık geldik. Sirkeci’de fırında un çuvallarının arasında 15 gün kaldım. İstanbul İmam Hatip imtiyazlılarındı.. Bizi önce almadılar. Bir hafta sonra gene gittim, müdürün haberi olmadan kayıt yaptırdık. Ceketimiz bile yok kimse merhaba demiyor.. Sulu sulu çok ağladım sabahlara kadar..Ömer Nasuhi Bilmen, Hasan Basri Çantay, Selahattin Ökten’le burada tanıştık. Sonra müezzinlik sınavında 120 kişi arasında 3. oldum. Fatih Camii müezzinliğikur’ada bana çıktı ama hakkım olmasına rağmen başkaları üşüştü ve bizi tayin etmediler..

Bu defa Müftü beni Zeyrek’teki Ümmü Gülsüm Mescidi’ne gönderdi. Burada Mehmed Zahid Kotku ile tanıştım. Beni evlat edindi. Türkiye çok değişti.. Çok zenginleşti.. Tabi vatandaşta da değişim oldu. Televizyon hem iyi hem kötü, Avrupa’yı evimize soktu. Hocalar değişti.. Bir çok şey meşrulaştı.. Faiz meşru sayılmaya başlandı.. Konutta, araçta falan.. İlahiyat pofesörleri fetva veriyor. Öyle bir müslümanlık var şimdi. 1965’te askerliğimi hatırlıyorum, üç taburda gusül abdestini bilen 8 kişi ancak çıkmıştı. Bugün farklıdır.”

Oruç kimlere farzdır?

-Müslüman,

-Aklı başında,

-Sağlam,

-Yerleştiği yerde bulunan 

- Kadın ise hayız ve lohusalık hallerinde bulunmayan kimselere Ramazan orucunun farz olduğunda ittifak vardır.

Oruç ne zaman farz kılındı?

- Oruç Hz. Adem’in şeriatı da dahil eski peygamberlerin hukuklarında da vardır. İlk olarak Hz. Adem’e emredilmiştir.

- Oruç; Peygamber Efendimiz ( s.a.v )’in  Mekke - i Mükerreme’den  Medine-i Münevvere’ye hicretten sonra 18. Ayın başında (Milâdî 623), namazda kıbleye dönme emri olan - Ey Muhammed! Yüzünü Mescid - i Haram tarafına çevir. Ey Müslümanlar ! Siz de nerede olursanız olun, namazda yüzlerinizi o tarafa çevirin (Kur’an  El- Bakara, 144 ) emrinden bir ay sonra, Şaban ayında Medine’de  farz kılınmıştır ( İbnu Sa’d, I, 218 ). Kur’an-ı Kerim’deki; ‘Oruç size farz kılındı’ ( El- Bakara, 183 ) âyeti ile, ‘Sizden kim Ramazan’a erişip yetişirse onda oruç tutsun’ ( El - Bakara, 185 ) emriyle farz kılınmıştır.    

- Önceki ümmetler de oruç tutarlardı. Kur’an-ı Kerîm’deki, ‘Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı’ ( El- Bakara, 183 ) âyeti de bunu açıklamaktadır.  Onların orucu da bizimki gibi idi. Ancak oruç uzun ve sıcak yaz günlerine rast gelince onlardan bazıları orucu kısa ve serin günlere ertelediler. Onun yerine orucu kırk güne çıkardılar. Bu defa oruç tutmak zor gelip kırk gün yememeyi, içmemeyi, eşiyle cinsel ilişkide bulunmamayı da göze alamadılar, on gün daha ilave ettiler,  elli gün oldu.  Allah’ın emrini tahrif ettiler. 

 

star

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum