Reformcu İlahiyatçının İddiası Çıktı
İslam’ı ve dindar kesimi karalamaya dönük haberleri ile tepki toplayan iri medya organlarının Ramazan sayfalarını teslim ettiği İlahiyatçılar, insanların kafasını bulandırmaya çalışmakla eleştiriliyor.
Milliyet, Hürriyet, Vatan, Yurt, Sözcü gibi gazetelerde İhsan Eliaçık, Prof. Abdülaziz Bayındır, Prof. Dr. Beyza Bilgin gibi ilahiyatçılar tarafından hazırlanan sözde Ramazan Sayfaları’nda geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da “orucun uzun tutulduğu, ezanın erken veya geç okunduğu” gibi iddialar ön plana çıkarılıyor.
FAZLA ORUÇ TUTMA İDDİASI YENİ DEĞİL
Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır, orucun ilk günü Milliyet’te yayınlanan yazısında, “fazla oruç” iddiasını gündeme getirdi. Bayındır “Seher vakti ve sabah namazı ikiye bölüneceğine tamamı sabah namazı ve imsak vakti yapılınca orucun başlangıcı gecenin ortasına çekildi. Böylece insanların uyku ve dinlenme süresi azaldı” dedi.
GEÇEN YIL DA AYNISINI YAPMIŞ
Prof. Bayındır geçtiğimiz Ramazan ayında da aynı iddiayı gündeme getirerek, insanların ilk günden kafasını karıştırmıştı. Peki bu iddianın kaynağı neydi, nereden çıkarıyorlardı bunu?
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın fazla oruç tutturduğu ve sabah namazlarının tehlikeye girdiği şeklindeki tartışmaların, 30 yıl önceki Temmuz ayına rastgelen Ramazan ayında da yapıldığı ortaya çıktı. Araştırmacı Yazar Mustafa Yakutcan, benzer tartışmanın 30 yıl önce de yapıldığını gazete kupürleriyle ortaya koydu.
İLK DİLLENDİREN HÜSEYİN ATAY
Hürriyet gazetesinde 9 ve 22 Temmuz 1983 tarihli sayılarında yayınlanan haberlerde, İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Hüseyin Atay'ın “Diyanet’in fazla oruç tutturduğu” iddiaları gündeme getiriliyor.

CAN DÜNDAR İMZALI
Haberin altında Can Dündar’ın imzasının olması dikkat çekerken, Atay da, Yaşar Nuri Öztürk’ün sol yayın organı Yurt’taki köşesinde “İslam dünyasının dahi ilahiyatçısı” diye bahsettiği bir isim. Aykırı görüşleri ile bilinen Atay, kadınların başları açık namaz kılabileceklerini savunuyor.

AKILLARA ŞÜPHE DÜŞÜRMEK DOĞRU DEĞİL
Bu tarihi gazete kupürlerini bizlerle paylaşan Araştırmacı Yazar Mustafa Yakutcan, bu tür haber ve tartışmaların özellikle uzun ve sıcak yaz günlerdeki Ramazan oruçlarında yapıldığını, kısa ve serin kış aylarına rastgelen Ramazan aylarında böyle bir tartışmanın yaşanmadığını söylüyor. Yakutcan oruç ve namaz vakitleri ile ilgili inananların akıllarına şüphe doğurmanın doğru olmadığını vurgulayarak, sabah namazının fıkıhen biraz tehirle geç kılınmasının uygun olduğu ve Finlandiya'daki müslümanların iftar ve sahur saatlerini en yakın müslüman ülke olan Türkiye'ye göre yaptıklarını hatırlattı.
SOFRAYA ÖNCE TURŞU KONULMAZ
Mustafa Yakutcan “Sofraya önce turşu konulmaz. Çorbayı koymak lazım. Ardından pilav, varsa ayran veya turşu konulur. Maalesef halkımızı bilgilendirmek adına ortaya çıkan bir kısım ilahiyatçılar televizyonlarda veya gazete sayfalarında daha Ramazan’ın ilk günü Müslümanların kafalarında şüpheler oluşturacak hususlara temas etmeleri eğer art niyetli değillerse yaptıkları en basitinden usul hatasıdır” değerlendirmesinde bulundu.
“KISA VE SERİN GÜNLERE Mİ ERTELENMEK İSTENİYOR?”
Yakutcan ayrıca “Orucun uzun tutulduğu ezanın erken veya geç okunduğu iddialarının belli kimseler tarafından hep aynı mevsimde gündeme getirilmesi, aklıma, eski kavimlerin sıcak yaz günlerine rast gelen orucu kısa ve serin günlere erteleyerek, Allah’ın emirlerini keyiflerine göre değiştirmeleri hususunu getirdi” dedi.
DİYANET: İDDİA İSABETLİ DEĞİL
Öte yandan Diyanet, fazla oruç tutulduğu iddiasının isabetli olmadığını bildirdi. Diyanet’ten yapılan açıklamada şöyle denildi: "Günlük oruç süresinin normalden fazla olarak belirlendiği iddiası, bazı ilim adamları tarafından yıllardan beri dile getirilmektedir. Oruç, fecr-i sadıkın doğuşundan (imsakten) güneşin batışına kadar devam eden süre içinde tutulur. Diyanet takvimindeki ibadet vakitleri bilimsel astronomi verileri esas alınarak tespit edilmektedir. Ankara Üniversitesi Uzay Bilimleri Fakültesi ile işbirliği içinde Başkanlığımızın yaklaşık 2 yıllık süre içerisinde alet ve çıplak göz yöntemleriyle gerçekleştirdiği gözlemlerde; aletle yapılan tespitlerin Başkanlığımız takvimlerinde belirtilen imsak ve güneşin batışı vakitleriyle büyük oranda örtüştüğü görülmüştür. Bu itibarla oruçların olması gereken süreden daha fazla tutturulduğu iddiası isabetli değildir.”
PROF. ATAY’IN AYKIRI YORUMLARI
Orucun fazla tutulduğu iddiasını ilk ortaya atan isim olan Prof. Dr. Hüseyin Atay, “Dinde Reform” kitabında aykırı görüşler ileri sürüyor: “Kadının da boşanma hakkı vardır, mahkeme iledir. Kuranda kadını dövme yoktur. Kuranda miraç olayı yoktur. Kuranda kadere iman yoktur. Kuranda erkek kadından daha erdemli değildir. Kuranda şefaat yoktur. Kuranda kadınların çalıştıkları kendilerinindir. Kuranda boşanmanın tek nedeni geçimsizliktir. Kuranda idare sistemi şûradır. Farz namazların kazası yok, tövbesi vardır. Kadınların başı açık, Kuran okumaları, namaz kılmaları caizdir. Başı örtmek, namazla ilgili değildir… Kadınlar eğe kemiğinden yaratılmamışlardır. Kuranda eşcinselliğin hükmü bulunmamaktadır. Gusülde ağza, burna su vermek gerekmez. Oruçta kefaret yoktur. Kuranda İslam ve iman ayrıdır. Tövbe kefaretten daha büyük cezadır. İslamın din bilgisi kaynağı akıl ve Kurandır.”
Habervaktim.com ÖZEL
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.