Akdoğan'dan Çandar'a Tokat Gibi Cevap

Akdoğan'dan Çandar'a Tokat Gibi Cevap
Başbakan'ın Başdanışmanı Yalçın Akdoğan'dan Radikal yazarı Cengiz Çandar'a cevap geldi.

Akdoğan'ın "PYD ateşle oynuyor" başlıklı yazısını yorumlayan Çandar "kariyerini Kürtleri tehdit ederek geçirdi-geçiriyor" demişti. Çandar'ın eleştirine yanıt veren Akdoğan, Radikal yazarı için "miadını doldurmuş yazar” imasında bulundu.

İşte Akdoğan'ın Çandar'ı eleştirdiği  o satırlar:

Hakaret, iftira ve karalamanın içiçe geçtiği bir kavramdır ‘ihanet’...
Sizden olan birinin size kötülük yapması, zarar vermesianlamına gelen
ihanet bir yönüyle de münafıklık suçlamasıdır. Vatana, millete, dine
yönelik ihanet suçlamaları daha ağır anlamlar taşır.  Maalesef son
zamanlarda bu kavramın ulu orta kullanıldığını, sorumluluk mevkiinde
bulunan şahsiyetler tarafından sorumsuzca birilerine yöneltildiğini
görüyoruz.

En son MHP Genel Başkan Devlet Bahçeli, AK Parti’yi milli güvenliğimiz
ve geleceğimiz açısından bir numaralı tehdit ve ihanet cephesi olarak
niteledi. “İhanetin beli kırılacak, kökü kazınacak” diye devam eden
zehir zemberek konuşmasının Başbakana atfen ‘zehir dili durulmadan
bahar gelmeyecek’ cümlesiyle özetlenmesi ise traji-komikti.

MHP uzun zamandır siyasi söyleminin merkezine ihanet ve hain
kavramlarını yerleştiriyor. Siyasi rakibini düşman olarak gören bu
çarpık anlayışın hain suçlaması yapması ülkesini ve milletini seven
milyonlarca insanın kanına dokunuyor. Bir parti başkanı, içinde çirkin
yakıştırmalar bulunan bu kadar sorumsuz bir dil kullanır mı?

Ufuksuzluk, vizyonsuzluk ve fikirsizlik sebebiyle siyasi rakibiyle baş
edemeyenler hakarete ve iftiraya tevessül ederler.

***

MHP’nin hainlik lafları, demokratik açılım süreciyle birlikte
yoğunlaştı, çözüm sürecinde zirveye ulaştı.

Her zaman söylüyorum: Bu tür zor ve meşakkatli süreçlerde farklı
kaygılar, hassasiyetler, uyarı ve eleştiriler mutlaka olacaktır. Ne iyi
niyetli olarak bunları yapanlar kategorik olarak çözüm karşıtı veya
savaş yanlısı olarak görülebilir, ne de farklı yöntemlerle çözüm için
çabalayanlar hain olarak yaftalanabilir. Eğer maksat ülkenin ve
milletin menfaatleri ise herkes samimi hissiyatını, fikir ve tavrını
ortaya koyabilir. Bir partinin iktidarı ihanetle suçlaması çirkin ve
yakışıksız olduğu gibi, sürece yönelik eleştiri ve uyarı getirenleri
farklı niyetlerle suçlamak da yanlıştır.

İnsanların birbirlerine bu tür yakıştırmalar yapması diyalog, hasbihal
ve uzlaşı zemininin ortadan kalkması anlamına gelir. Vatanseverlik
ölçüsü kimsenin tekelinde değildir. Hak ve had tanımaz bu tür
değerlendirmeler insani, vicdani ve İslami duyarlılığı yok eder.

Kimine göre biz PKK ve PYD’ye yönelik eleştirileri çözüm karşıtlığı
olarak lanse ediyormuşuz. Oysa gerektiği durumlarda PKK’ya yönelik en
sert eleştirileri ve değerlendirmeleri yapmaktan kaçınmayan biziz. PKK
canibinden bize yöneltilen saldırılar da bunu gösteriyor. Çözüm
sürecinde olmak kimseye eleştirilemezlik hakkı kazandırmıyor. Yanlış
yapanı da, yanlış olanı da eleştirmek sürecin selametinedir. Hatta
Cengiz Çandar (PYD uyarımız sebebiyle) bizi Kürtleri tehdit etmekle
suçlamış. Uzun zamandır bizi ‘Kürt düşmanı’  kategorisine oturtmaya
çalışan bu yazar hala miadını dolan bir anlayışın kavramlarıyla ve
ezberiyle hareket ediyor. Sizin yazdığınızı-söylediğinizi merak edip
okumak yerine yalan yanlış bir haberi veya bir bütünün küçük bir
parçasını veri alarak yorum yapma hastalığı gazetecileri hep yanlışa
sürükler. Bayat ezberlerle hareket etmek yerine biraz okumak,
araştırmak, söylenenleri anlamaya çalışmak daha doğru bir yöntemdir.
Sanırsınız ki çözüm sürecini başlatıp sonuca ulaştırmaya çalışan onlar,
bozmaya çalışan biz! Bir yandan MHP’nin hakaretleri, bir yandan
PKK’lıların saldırıları, diğer yandan da bunların afra tafraları...

Tekraren söylüyorum: PKK’yı eleştirmek Kürt düşmanlığı olmadığı gibi,
çözüme ulaşmak için çaba göstermek de PKK’ya arka çıkmak değildir. Bizi
Kürt düşmanı ilan eden zihniyet ile hain ilan eden zihniyet arasında
sadece renk farkı var.

Çözüm sürecinde ihtiyat ve teenni ile hareket etmekle birlikte lüzumsuz
karamsarlık pompalamamak gerektiğini söyleyip duruyorum. *Kategorik ve
indirgemeci davranmak herkese kaybettirir*. Hükümet çözüm sürecinde
farklı ses duymak istemese düşüncesi uyuşmayan birçok ismin bulunduğu
Akil İnsan heyetleri oluşturmaz, Meclis’te komisyon kurmazdı. Ekrem
Dumanlı’nın dediği gibi *‘ne toz pembe rüyalar görmek, ne kabuslar
eşliğinde yürümek’... Ağıt yakmak veya bayram yapmak durumda değiliz.
Kanlı ve kronik bir sorunu çözmek gibi tarihi bir mesuliyetle karşı
karşıyayız. Bu mesuliyet, sadece hükümetin değil 76 milyonun
omuzlarındadır. Bu yüzden kırmadan ve incitmeden tartışarak ortak aklı
oluşturmak, hayırlı bir sonuç için hep birlikte gayret etmek
durumundayız. Küçümseyen, hakaret eden, çarpıtan bir üslup sadece
kaybet-kaybete kapı açar.

Yalçın Akdoğan - STAR

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum