Kur’an’a ve İslam’a adanan bir ömür
16 Eylül 1959 Çarşamba günü vefat eden Hilmi Tunahan, 1888’de Silistre’de doğdu. Tunahan, Süleymaniye Camii medreselerinden Medresetü'l-Mütehassisînin tefsir ve hadis kısmına devam etti. Son derece parlak bir zekâya sahip olan Süleyman Hilmi Tunahan, 1919 senesinde birincilikle mezun olarak aynı sene Medresetü'l-Kuzati’ye başlayıp hukuk eğitimini dereceyle bitirdi. Uzun müddet İstanbul'un Sultanahmet, Süleymaniye, Yeni Cami, Şehzâdebaşı ve Piyale Paşa gibi büyük camilerinde halka vaaz ederek insanlara İslâmiyet'in emir ve yasaklarını anlattı. 16 Eylül 1959 senesinde İstanbul Kısıklı'daki evinde vefat eden Hocaefendi, sevenlerine “Ehl-i sünnet” inancına bağlılığı aşıladı.
HAYATI ÇİLEYLE GEÇTİ
Kur’an eğitiminin yasak olduğu Milli Şef döneminde talebelerine İslâmî eğitim veren Tunahan’ın hayatı çileyle geçti. Hocaefendi, 1939 yılında ilim ve irşad vazifesini çekemeyenler tarafından ihbar edilerek ilk defa tutuklandı. Yapılan tüm baskılara ve takibatlara rağmen, ilim öğretmeye devam etti. Vaizlik maaşını talebelere vererek yüzlerce kişiyi okutup, ilim adamı olarak yetişmesini sağladı. 1944 yılında ikinci defa tutuklanarak Birinci Şube tabutluklarında, bu defa 8 günlük bir işkenceye tâbi tutuldu. Vaizlik belgesi, o günkü hükümet tarafından, 1946 yılında resmen elinden alındı. 1949 yılında Kur’ân kurslarının açılmasına sınırlı da olsa müsaade eden kanun yürürlüğe girince, Süleyman Efendi Hazretleri’nin ilim öğretme faaliyeti bir nebze rahatladı.
PARA VEREREK ÖĞRENCİ OKUTTU
Milli Şef döneminde dinden soğutulmaya çalışılan mütedeyyin Türk halkına din eğitimi veren nadir alimlerden biri de Süleyman Hilmi Tunahan oldu. Birçok alimin devlet baskısından korkarak veremediği din eğitimini veren Tunahan Hocaefendi, “Okutma imkânı yoktu, fakat okuyan dahi bulamadım. Bir zaman geldi mebus maaşı kadar para verip talebe okutmak istedim, bulamadım. Parayı alıp kaçıyorlardı, çünkü korkuyorlardı. O zaman ümidim kırıldı. Bu ilimler yeryüzünden kaybolacak diye korkuyordum. Bunun üzerine kızlarımı okutmaya başladım. İleride torunlarım olursa onlara öğretirler ve böylece bu ilimler yeryüzünden kaybolmaz dedim. Fakat sonradan Cenab-ı Hak sebepler halketti ve okutma imkânı buldum. Yaşlılardan başladık, gençler daha sonra geldi. Ve şimdi yürüyor. Bütün bunlar, Cenab-ı Hakk’ın bize lûtfudur” sözleriyle nasıl talebe topladığını açıklamaktadır.
Talebelerine “Din öğretmezseniz iki elim yakanızda” diyen Tunahan’ın tavsiyesi, “Sizi 5 memuriyetle vazifelendiriyorum. Siz Allah’ın memurusunuz, Rasûlullah’ın memurusunuz, Kitabullah’ın memurusunuz, dinin memurusunuz, feyz ve nurun tevzî memurusunuz. Bu vazifeleri yaparsanız, öbür âlemde beraberiz” şeklindeydi.
DUA ETTİĞİ İÇİN İFADE VERDİ
Tunahan Hocaefendi, 1956 yılında Fransa’nın sömürgesi altında yaşayan Cezayirli Müslümanları düşünerek vaazlarında “Müslüman kardeşlerimize dua edelim” dediği için defalarca karakola çağırıldı ve ifadesi alındı.
FAHRETTİN DEDE/İSTANBUL
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.