'Çevre mi, kalkınma mı?'

'Çevre mi, kalkınma mı?'
'Çevre mi, kalkınma mı?' tartışmalarının ülkeye zarar verdiğini söyleyen EKOÇED Çevre Danışmanlık Firması Genel Müdürü Hüseyin Ceyhan; "Günümüzde kalkınmaya karşı çıkmak, tüketimi durduralım demekle eş anlamlıdır. Tüketimin durduru

Çevrenin korunması için tüketim alışkanlıklarının düzenlenmesi gerektiğini anlatan Ceyhan, bunun da doğa kaynaklarından ve çevreden gelecek kuşakları tehlikeye sokmadan ihtiyaçların karşılanmasıyla mümkün olabileceğini kaydetti. Ceyhan; şunları söyledi: "Sürdürülebilir kalkınma denilen şey de budur ve olmak zorundadır. Öncelikli olarak devlet politikaları gereği firmaların üretim biçimlerine ve toplum bireylerinin tüketim biçimlerine yönelik politikaların geliştirilmesi gerekmektedir. Santrallerin termik, nükleer, hidroelektrik, rüzgar gibi çeşitleri bulunuyor, hepsinin çevreyle farklı türden etkileşimi mevcut. Termikte çok yüksek ısıdaki suyu akarsulara salıyorsunuz ya da asit yağmurlarına sebep olan kül çıkıyor. Nükleerde atık olarak radyoaktif madde kalıyor. Hidroelektrik akarsu etrafındaki yerleşim birimlerine veya doğal güzelliklere zarar verebiliyor. Bunlar için de en masumu olan rüzgar enerjisinde gürültü fazla oluyor ve görüntü kirliliği olabiliyor. Zararları yoktur demek mümkün değildir, ama zararın bertarafı ya da en az zarar verenlere ağırlık verilmesi gibi uygulamalar seçilmelidir. Enerji ihtiyacımızın bir şekilde karşılanması gerekmektedir. Burada başarı, bu ihtiyacı gidermede çevreye tahrip gücü en az olan projeleri üretip uygulayabilmektedir."

17 Temmuz 2008'de çıkan yeni ÇED (Çevresel Etki Yönetmeliği'ne) göre, ÇED izni alınırken 'RES' denilen Rüzgar Enerjisi projelerine kolaylık getirildiğini belirten Hüseyin Ceyhan, eski yönetmeliğe göre Rüzgar Enerji Santrallerinin kapasitesi ne olursa olsun ÇED izni kapsamında değerlendirildiğini, şimdi ise 10 MW'ye kadar olanlar kapsam dışında bırakılarak kurulumlarının desteklendiğini kaydetti. Hidroelektrik santrallerin kurulumunun ÇED iznine tabi tutularak zorlaştırıldiğini anlatan Ceyhan şöyle devam etti: "Bunlar çevre adına devletin atmış olduğu sevindirici adımlardır. Maden çıkarma faaliyetleri sırasında yapılan kazılarla doğanın tahribi söz konusudur. 2007 sonunda çıkartılan yeni yönetmelikle bu tahribatın da önüne geçilmeye çalışılmaktadır. Madencilik faaliyeti yapmak isteyenler bu faaliyetlerin ÇED izinlerini alırken, tahrip edilecek alanı doğaya yeniden kazandıracağına dair plan, çevre yönetim planı, rehabilitasyon projeleri hazırlayarak kazdığı alanı dolduracağını ve ağaçlandıracağını taahhüt etmeden işe başlayamamaktadır. Hafif yağlarla kızartılan yiyecekleri yiyenlerin kendilerini kuş kadar hafif hissedip uçtuğu televizyon reklamlarını hepimiz biliriz, ama bu yağların tüketim sonrası ne yapılacağını bilmiyoruz. Belediyelerin bu konulardaki çalışmaları yetersiz, ister istemez lavabolara dökülüyor, evsel atık suların arıtımı bu atık yağlar sayesinde de mümkün olamıyor. Şimdilerde bu yağların biodizel yapımında kullanılması ve bitkisel atık yağları dönüştüren firmaların fazlalaşması çok sevindirici."

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.