Akit’te Başbakan’a 7 Sorulu Mektup

Akit’te Başbakan’a 7 Sorulu Mektup
Akit’in Okur Sayfası’nda bugün, Başbakan Erdoğan’a yönelik dikkat çeken bir mektup yayınlandı.

Dr. Ramazan Uçar imzalı mektupta, G20 Zirvesi için St.Petersburg’da bulunan Başbakan Erdoğan’dan, biraraya geleceği ABD Başkanı Obama’ya kendilerine adına şu soruları sorması isteniyor.

Mektup aynen şöyle:

“Başbakanımız Erdoğan bugün, “G20 Zirvesi”ne katılmak için gittiği Rusya’nın kültür başkenti St. Petersburg’da… ABD Başkanı Obama ile de ikili bir görüşme yapacak olan Sayın Başbakanımız’dan bir talebimiz var. Bizim adımıza ona bazı sualleri sormasını istirham ediyoruz.

1- 22 Mart 2013’te İsrail ziyaretinizde beni telefonla aramış, İsrail’in Mavi Marmara katliamı sebebiyle özür dilediğini söylemiştiniz. Biz, İsrail’in -arada  siz olduğunuzdan dolayı- bu özür beyanında samimi olduğunu düşünmüş, pişman olduğunu ve hakikatlere dönmeye mecbur kaldığını zannetmiştik. Nitekim kamuoyumuz bu hususu hamasi söylemlerle karşılamıştı. Ancak kısa süre içinde gördük ki, aslında İsrail özür beyanında samimi değil, bilâkis Türkiye ve Mısır’da sahneye koymak istediği kirli oyuna zemin hazırlamak için bir hamle olarak bunu yapmıştır. Zira Türkiye’de ve Mısır’da yapılacak darbe plan ve projelerinin başarısı için, Türkiye ile kavgalı bir pozisyonda olmaması gerekmektedir. Adı “özür” olan bu hamlenin, aslında gerek Taksim’de, gerekse Tahrir’de sahnelenen darbe girişimlerinin bir parçası olduğunu siz o gün düşünebiliyor muydunuz?

2- “Özür senfonisinin” hemen arkasından İsrail Suriye’ye saldırarak(saldırmış gibi yaparak), özellikle İran ve Hizbullah’ın Suriye rejimine desteğine meşruiyet kazandıracak bir eylemde bulundu. Arkasından Reyhanlı katliamı, sonra da bir darbe girişimi olarak Taksim olayları vuku buldu. Ancak biz müttefikimiz olarak sizden destek beklerken, ABD Yönetimi, Hükümetimize karşı yapılmış olan bu darbe girişimini “masum bir sivil toplum eylemi” olarak tanımladı ve 20’den fazla kez Türkiye’yi uyardı. Peki, Taksim olaylarının onda biri kadar bir eylem ABD Hükümetini devirmeye yönelik olarak sizin ülkenizde yapılsaydı, buna da “sivil eylem” deyip geçer miydiniz, yoksa müdahalenin en ağırını mı yapardınız? Müttefikiniz olan bir ülkeye karşı takındığınız bu tutum ne derece doğru ve dostani? Türk polisinin eylemlere müdahalesini  sert biçimde ve hiç de diplomatça olmayan bir eda ile eleştirdiniz; ancak Mısır’da alçakça ve açıkça darbe yapan orduyu uyarmadığınız gibi bir de desteklediniz; üstelik de cuntanın halka karşı yaptığı katliama göz yumdunuz; buna “katliam” bile demediniz. Bunu nasıl açıklayacaksınız? Yani sizin müttefikinizin illâ ki diktatör ya da darbeci mi olması gerekiyor?

3- Siz mazlum bir halkın ülkesinden (Kenya’dan) ABD’ye göç ederek zirveye çıkmış bir Başkansınız. Duruşunuz ve genel tutumunuz dünya kamuoyu tarafından sempatik ve samimi olarak algılanmakta. Ancak, bugün Dünyayı babalarının çiftliği gibi gören ve yönetmeye kalkışan bir zihniyet var. Bu zihniyet, dünyanın gerek yeraltı, gerekse yerüstü zenginliklerini alabildiğine sömüren emperyalist zihniyet... Bu zihniyet, geri bırakmak istedikleri ülkelerin başına birer diktatör atıyor; ya da “demokrasi” ile yönetilen ülkelerde ise “derin yapılar” kurarak devlet sistemlerini kontrol ediyor; o ülkelerde varlığını böyle sürdürüyor. Bizdeki Ergenekon yapılanması da bunlardan biriydi. Ancak Türkiye’deki Ergenekon derin sisteminin tasfiyesi ile başlayan, Tunus’un, Mısır’ın, Libya’nın özgürleşmesiyle devam eden bu süreç, Suriye’de şimdilik kesintiye uğratılmaya çalışılıyor. Stratejistler, Ortadoğu ve Afrika’da 10 ülkenin özgürlüğe kavuşması halinde dünyadaki bu habis-emperyalist sistemin sonunun geleceğini, dünyanın siyasi ve ekonomik merkezlerinin yer değiştireceğini iddia ediyorlar. Bugün sizin vesile olduğunuz İsrail’in özür senfonisinin, işte bu özgürlük hareketlerini darbe ile bitirmeye yönelik olduğu anlaşılmıştır.
Mısır’da projesini İsrail’in çizdiği, Senaryosunu ABD’nin yazdığı kirli ve zalimane “askeri darbe”; Suud, Kuveyt ve BAE parasıyla Mısır’daki piyon Sisi’ye yaptırıldı. Siz, ABD Başkanı olarak, bu projenin içinde ne kadarıyla yer aldınız? Bu hatanızı telafi etmek için Mısır cuntasına olan desteğinizi çekmeyi düşünüyor musunuz? Bundan dolayı bölge halklarından özür dilemeye ve hatalarınızı telafi etmeye yönelik bir stratejiniz var mı?

4- Mısır’daki “askeri darbe” sebebiyle, dünyadaki habis sistemin iki önemli özelliği tescillendi:
Birincisi “ikiyüzlülük ve çifte standart”; ikincisi ise “emperyalist zihniyet”. Bu iki özellik ABD’nin üzerine de etiketlenmiş oldu. Yani aleni olarak bütün dünya kamuoyu şu anda, darbeyi sizin yaptırdığınız ve katliamı sizin onayladığınız kanaatinde. Oysa “demokrasi” adına dünyanın pek çok bölgesine askeri müdahalede bulunduğunuz da bir vakıa… Peki, bu çifte standardı, ikiyüzlülüğü, emperyalist zihniyeti hangi özgürlükle, hangi demokrasiyle, hangi insan haklarıyla bağdaştırıyorsunuz?
Nasıl Suriye özgürlük mücadelesiyle İran ve Hizbullah Ortadoğu’daki özgürlük hareketlerinin durdurulmasında “küresel emperyalist habasetin taşeronu” olduğu dünya kamuoyunda bilindiyse, Mısır darbesiyle de bir tarafta Suudi Arabistan, Kuveyt, BAE ile birlikte diğer tarafta İsrail, ABD ve Batı’nın da gerçek yüzleri, niyetleri belli oldu. İleride çok önemli sonuçlar doğuracak olan bu gelişmeler, bütün bu ülkelerin hem kendi halkları nezdinde, hem de dünya kamuoyunda ciddi imaj kayıplarına ve gelişmelere sebep olacaktır. Bu imaj kaybını nasıl tamir etmeyi düşünüyorsunuz?

5- 20 Ağustos 2013’te dünya kamuoyuna yapılan uyarı mahiyetindeki açıklamamızda, Mısır darbesinin arkasında İsrail’in olduğunu ve elimizde delil bulunduğunu paylaşmıştık. Bu açıklama sonrasında  İsrail’den hiçbir cevap gelmedi. Çok ilginçtirki  cevap Washington’dan geldi. Buna niçin gerek duyuldu?
Gerçi bunun cevabı aslında Dünya kamuoyu tarafından çok iyi bilinmektedir. Eğer İsrail cevap verseydi, arkasından Türkiye’nin delilli cevabı gecikmeyecekti. Ve bu mesele dünya gündeminin birinci sırasına oturacaktı. Böylece herkes, İsrail’in çirkin faaliyetlerinden haberdar olacaktı. Siz, bunu önlemek, İsrail’i kurtarmak için mi üzerinize alırcasına bizi sert biçimde eleştirdiniz, tepki gösterdiniz? Dünya insanının gözünden, gündeminden bunu kaçırma adına mı cevabı siz verdiniz?

6- Gerek Taksim’deki  darbeye yönelik terör eylemleri, gerekse Mısır’daki askeri darbe ve İsrail’in bu darbede suçüstü olması ve kaybedilen imajlar, ortaya çıkan karmaşık emperyal ilişkiler “dünya gündemine” oturmuşken, Suriye’deki 1500 masum insanın kimyasal silahlarla hunharca katledilmesi bir “gündem değiştirme” ve “ardışık gündem” olarak yorumlanabilir mi?

7- Suriye’ye yapılması plânlanan askeri operasyon kaybedilen imajı yeniden kazanma, gündem değiştirme amacıyla yapılan bir emperyalist senaryo mu, yoksa 100 bin insanı katleden bir diktatörün insanlık adına yönetimden  uzaklaştırılması mı?
Müdahale Esed rejimini bitirecek mi, Suriye halkına özgürlük getirecek mi?
Sayın Başbakanımız, Bizim ulaşma şansımız yok. Ama siz, bizim temsilcimiz olarak ABD Başkanı Obama’ya bu sualleri sorabilir, “halkım bunları merak ediyor ve bana soruyor” diyebilirsiniz. Obama’nın da, artık şunu bilmesini istiyoruz ki dünya eski dünya değil. İnsanlar ve toplumlar düne göre çok daha bilinçli ve farkındalıkları yüksek…”

Habervaktim.com

 

 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
9 Yorum