İşte 'Bulaşık Oğlan'ın hikayesi

İşte 'Bulaşık Oğlan'ın hikayesi
Vakit yazarı Abdurrahim Karakoç ile Ankara Keçiören Estergon Kalesi-Osmanlı Konağı'nda Ramazan tadında gerçekleştirdiğimiz söyleşinin ikinci bölümünü yayınlıyoruz. Usta Şair Abdurrahim Karakoç, söyleşimizin bu bölümünde “Dalaksız Bulaşı

İşte 'Bulaşık Oğlan'ın hikayesi

Hahambaşı-Doğan medyası işbirliğiyle nasıl hedefe konduğunu açıklıyor.. Süleyman Demirel’den bahsederken neler neler söylüyor.. Bir dönem içinde bulunduğu MHP’den neden koptuğunu, MHP’de nelerin değiştiğini, Alparslan Türkeş tarafından kitaplarının neden yasaklandığını, Devlet Bahçeli’nin dünü ve bugününü, milliyetçiliğin bugün nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu anlatıyor, yaşanmış olaylar ışığında: 

Y.DÖNMEZ: Hasan Karakaya’ya bir mektup yazdınız geçen yazınızda. Ahmet Hakan ile ilgili. “Muhatap kabul etme” dediniz.

A.KARAKOÇ: Ben orda isim vermedim.

Y.DÖNMEZ: Ama dalaktan bahsettiniz, çiftlikten, “Bulaşık oğlan” dediniz.

A:KARAKOÇ: Beni İstanbul’dan bir doktor aradı. Galiba ismi İbrahim’di. Şimdi emekli olmuş, “Özel bir hastanede başhekimlik yapıyorum” dedi. Kayseri’nin Sarız ilçesinden. “O önce dalağını değil midesini kestirdi askere gitmemek için” diyor. “Bizzat ben aldım midesini” diyor. “Yok olmaz” falan demiş ama “İlle alacaksın” karşılığını almış. “Kestim onun ölçüsüne göre” diyor. “Altı ay sürmedi kaza geçirdi, kaza geçirdikten sonra dalak da kalmadı böbrek de” diyor. “Allah ona bu cezayı burada verdi” diyor. “Kendi midesini aldırdı, Allah da razı olmadı dalağını aldı” diyor.



AHMET HAKAN NEDEN VAKİT’E SALDIRIYOR?

Y.DÖNMEZ: Onun psikolojisini nasıl yorumluyorsunuz?

A.KARAKOÇ: Bu adam hırslı bir adam. Yükseklere çıkmak için Zahit Akman’ın ikinci planda kalmasını istiyordu. Fakat o dönem Akman Amerika’ya gönderildi. Bu, o işe kızdı. Amerika’dan geldi RTÜK başkanı oldu. Kanal 7’de tutunamadı. Bu işe çok kin tuttu. Kanal 24’e haber müdürü olmak istedi, o da olmayınca Vakit gazetesine kin besledi. Tüm bunlara neden olarak Vakit gazetesini gördü. Kızdı. “Siz bana böyle yaparsanız ben de dönerim” dedi. Gitti döndü. İslâm’a, Müslümanlara saldırdı. Hırslı. Bir yerlere gelmek istedi, gelemeyince Vakit’ten bildi ve Vakit’e saldırıyor.

Y.DÖNMEZ: Bu hırsın, makam-mevki hırsının sonu iyi mi oldu? Genellikle nasıl olur?

A.KARAKOÇ: Bir yere gelmek istediği için hırslandı ama makam için güdülen hırstan hayır gelmez. Bakın. Süleyman Demirel cumhurbaşkanıydı. O dönemlerinde bazılarını devlet sanatçısı olarak ilân ettiler. Beni de davet ettiler, araç gönderdiler, ret ettim. “Bu Demirel dediğiniz adam şiirden anlamaz, sanattan anlamaz, romandan anlamaz, hikâyeden anlamaz, anlamaz hiç bir şeyden” dedim. Bu Türkiye’nin halkını da anlamadı, sadece kendini anladı ve çevresini bir yerlere getirmek istedi. “Burası Sovyetler mi” dedim, “Sanatçı sanatçıdır. Sanatçının devlet sanatçısı mı olur? Devletin sanatçısı mı olur? Belki devletin güreşçisi, sporcusu olur. Ama sanatçısı olmaz. Bu bir saçmalıktır.” “Bu Demirel’e mahsus bir şeydir” dedim ve açık konuştum.


SANAT DÜNYASI OLMAZ, SANATKAR OLUR

Y.DÖNMEZ: Bir sanatçımız, bugün “Sanat Dünyası” denilen alemi “Hayvanat Bahçesi”ne benzetiyor. Sanat dünyasına sizin bakışınız nasıl? 

A.KARAKOÇ: Sanat dünyası olmaz ancak sanatkarlar olur. Türkiye’de sanatçı pespaye duruma düştüyse bilin ki hiçbir ölçüye uymayanlar yüzünden. “Minik Serçe” dedikleri kimdi?

Y.DÖNMEZ: Sezen Aksu

A.KARAKOÇ: Sezen Aksu’nun yazdıklarından ne anlıyor bu millet? Estetik yok. Türk ölçülerine uygun şiir yok ortada. Eee diyorlar ki, seviyoruz. Bu sevenler de onun gibiler. Şıracı-bozacı meselesi var ya. 



Y.DÖNMEZ: Yabancılaşma var diyorsunuz

A.KARAKOÇ: E tabi öyle. Bakın bir şey başladı, Ermeniliğe dönme başladı sanki. Ama vardır Müslümanlıkta karar kılanları da. Ancak eskiye dönen çok fazla. Örneğin Kamer Genç, kimdir, bugünkü duruşu neyin duruşudur araştırmalı. Burada Yusuf Halaçoğlu’nun gündem olan açıklamaları çok önemli bence. 

Y.DÖNMEZ: CHP’li Kemal Kılıçdaroğlu’nun da benzeri bir geçmişinin olduğu söylenir..

A.KARAKOÇ: Evet o da öyle. Geçen gitti Munzur’da mum yaktı. Aynen bizim Genelkurmay Başkanımızın ağlama duvarında ağladığı gibi. 



MHP’DE ELİNDE İÇKİ ŞİŞESİYLE DOLAŞANLAR VARDI

Y.DÖNMEZ: Türkeş’le birlikte çalışmanız ve ayrılığınız nasıl oldu?

A.KARAKOÇ: Beni çok severdi, çok yakınlarındaydım. Sonra Devlet Bahçeli’nin bugünkü çizgisine geldi. Benim sevmediğim isimler vardı. Elinde içki şişesiyle dolaşan adamlar vardı. İsimlerini sildirdim. Sonra bir baktım, o kişiyi genel başkan yardımcılığına getirmiş. Samimi olmadığını anladım ve ben kendi ismimi sildirdim. “Silin benim ismimi oradan” dedim. 

Y.DÖNMEZ: Türkeş’in neyini beğenmediniz

A.KARAKOÇ: İslâm’a bakış açısını beğenmedim. Bu bir, ikincisi kendinden başka adam yoktu yetişmiş. Yetişmelerini de istemiyordu. Ermenilerle yakınlık kurdu sonra. Çok sonra fark ettim bunları. 

Y.DÖNMEZ: Muhsin beylerle birlikte mi ayrıldınız?

A.KARAKOÇ: Ben onlardan bir buçuk yıl önce ayrıldım. Türkeş o dönemleri iyi değerlendiremedi. Gün oldu Seyit Mehmet Arvasi ordaydı, Necip Fazıl ordaydı, ben ordaydım. Bu isimler yiğit gençlerin İslam’la tanışmasına vesile oldular. Ancak 12 Eylül’den sonra bozuldu. Avrupa’daki Musa Serdar Çelebiler hakkında ileri geri konuştu. Bir gün itiraz ettim, “Efendim o arkadaşları İtalyan mahkemesi bile affetti, suçsuz buldu. Siz neden affetmiyorsunuz?” dedim. “Farz edelim ki onlar suçlular. Siz bu milletin başbuğusunuz” dedim, “Onları affedin. Ve onlar sizin çocuğunuz sayılır bir de onlara cevap veriyorsunuz. Siz cevap vermeyin, genel başkan yardımcıları ya da genel sekreter versin.” Bunları kimse diyemiyordu. O dönemde ben dedim. Beni severdi. 12 Eylül’den sonra cezaevinden tahliye olduktan sonra görmeye gittim. Büyük bir salonda toplantı vardı. Kalabalık bir toplantı. Benim kapıdan içeri girdiğimi görünce yerinden kalktı. “Vay Karakoç’um” dedi, kucakladı. O cezaevindeyken yazdığım bir şiir derginin birisinde yayınlanmıştı. Onu okumuş. Ve şiiri baştan sona ezberlemiş, okudu. 
“Çelik testereyle kestim sılada
Yıkadım duvara astım sılada
Düşümde gördüm dün gece…” diyor.  
“Böyle bir millî şairimiz, başka var mı böyle anlatış, başka var mı böyle yorum?” gibi iltifatlarda bulundu. Ancak bir müddet sonra benim kitaplarımı yasaklattı. Ben istifa ettikten sonra aradı tekrar, ben de “kusura bakma” dedim. Sadece benim kitabım yasaklanmadı. Hatta Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun şiirleri de yasaklandı. 
“Aylardan Ağustos 
Günlerden Cuma 
Gün doğmadan önce Alparslan ordusu geçti hücuma. 
Yeni bir şevkle titredi gökler
Ya Allah Bismillah Allahû ekber…” diye. Bunda “Bismillah Allahû ekber” var diye yasaklandı. Yasaklandığını da bana oğlu söyledi. Bir lider kendinden akıllısını hatta kendine akıl olarak yakın olanını sevmez. “Makamımı elimden alır” diye. 

BAHÇELİ ALTINCI SINIFTI, NASIL LİDER OLDU BİLMEM

Y.DÖNMEZ: Bahçeli’yi nasıl buluyorsunuz?

A.KARAKOÇ: Beşinci altıncı sınıf bir partili olur. Amma nasıl olduysa lider oldu, bilemiyorum. Asistandı üniversitede. Nazik adamdı, kibar adamdı, sesi-soluğu çıkmazdı. Kimseyi kırmazdı. Şimdi biraz bağırıyor çağırıyor. O da alıştı. Lider olacak kişi bir uyanış başlatacak. Fikirleriyle, sözleriyle, hâl ve hareketleriyle gerekirse depremler oluşturacak.

Y.DÖNMEZ: Milliyetçilikte İslâm çok önemli ancak son dönemde milliyetçiliğin İslâmî yönünün törpülenmeye çalışıldığı yönünde bir iddia var, katılıyor musunuz?

A.KARAKOÇ: Evet aynen öyle, çok çalışıldı. Milliyetçiliğin adını değiştirdiler, ulusalcılık yaptılar. Bir zamanlar bir dergi çıkıyordu. Perinçek’in oğlu Mehmet’le İstanbul Ülkü Ocakları Başkanı Levent Temiz birlikte yazıyorlardı / şimdi de tamamen fıttırmış oraya gitmiş. Bu Perinçek, dünyada hiç kimseyi sevmez Mao’yu sevdiği kadar. Atatürkçü geçinir, Atatürk’ü de sevmez, yalan söylüyor. Hem Mao’yu hem Atatürk’ü aynı anda sevebilir mi bir adam?

HAHAMBAŞI-DOĞAN İŞBİRLİĞİYLE HEDEFE KONDU?

Y.DÖNMEZ: Ariel Şaron’la ilgili bir yazınız vardı. Eleştiri almıştınız Hürriyet’ten falan? Neydi o olay? 

A.KARAKOÇ: Sadece Hürriyet değil bütün gazetelerden. Doğan Grubu’nun bütün gazeteleri aleyhimde yazılar yazdılar. Yazdım, “Kim ne derse desin, Hitler akıllı adammış” dedim; “Kendi de zalimdi, soykırımcıydı ama Yahudilerin içinden de kendi gibi soykırımcı çıkacağını bildiği için doldurmuş bunları kazanlara.” Ariel Şaron’un yaptığı zulümlerden bahsetmiştim. Her biri bir taraftan “Vay sen misin bunu diyen? Hitler’i övüyor, diktatörü övüyor” diye yazdılar. (Gülüyor) Yoktum Ankara’da. Telefonlar geliyor. “Ne yaptın, herkes seni yazıp çiziyor” diye. Dedim “Topla o yazılıp çizilenleri, bakacağım gelince”. Gelince hepsini okudum. Radikal’den Hakkı Devrim yazmış “Hiç birimizin haberi yoktu, hahambaşı mektup gönderince haberimiz oldu, niye siz bu adamı eleştirmiyorsunuz” diyor. “Biz de onun için eleştirdik” diyor, görüyorsunuz değil mi? Hahambaşı’nın talimatıyla beni hedefe koyuyorlar. Bunlar böyle işte. Ben de topuna cevap yazdım, “Ulan sizin seviyeniz de bu, fikriniz de bu” diye. 

İKİZ KULELERİN VURULMASININ SORUMLUSU BİLE KARAKOÇ!

Y.DÖNMEZ: Hahambaşının talimatıyla yazı yazıyorlar…

A.KARAKOÇ: Aynen öyle oldu. Bunlarınki İslâm düşmanlığı. Hitler ne İslâm düşmanlığı yaptı ne de Türk düşmanlığı… Bir ara Çeçenler uçak kaçırdılar Suudi Arabistan’a. Bende eleştirmiştim “Böyle olmaz” diye. “Senin ülkeni işgal edenlerin uçağını kaçırabilirsin, bu bir savaş hâli” diye. “Ancak Amerika’nın üssü olan bir ülkeye indirilmez” dedim. “Amerika’nın üssü olmayan bir yere indirirsin. Hatta götürürsün işgalci ülkenin tepesinde patlatırsın” dedim. Aradan birkaç yıl geçtikten sonra ikiz kuleler vurulunca yine hep birlikte yüklendiler, “Karakoç yazdı” diye.

Y.DÖNMEZ: Şöyle anlıyorum. Vakit gazetesi ve sizin yazılarınız, kartel yazarları tarafından ciddi takip ediliyor.

A.KARAKOÇ: Evet ediyorlar. Benim yazılarımı, Ali İhsan Karahasanoğlu’nun yazılarını… Son zamanlarda Ali İhsan Karahasanoğlu’nun yazılarını takip ediyorum ve çok beğeniyorum. Çok güzel yazıyor. Güzel dokunduruyor. Hasan Karakaya ve Abdurrahman Dilipak güzel yazıyorlar.

MİLLİYETÇİLİĞİ ULUSALCILIK YAPTILAR, HERKES ULUSALCI OLDU

Y.DÖNMEZ: Geri döneceğim meseleye. Şair İsmet Özel’in bir lafı var, “Her Türk Müslüman’dır…” Bu sözü nasıl değerlendiriyorsunuz? 

A.KARAKOÇ: O öncedenmiş. Maalesef bugün öyle mi, Türk’ün namussuzu da, gavuru da, kafiri de, domuzu da var. 

Y.DÖNMEZ: Hayır. Türk deyince Müslüman akla geliyor anlamında…

A.KARAKOÇ: Eskiden öyleydi, şimdi öyle değil. Eskiden hatta Müslüman’ım yerine Elhamdülillah Türküm deyince tamamdı, şimdi öyle değil. 

Y.DÖNMEZ: Peki neden böyle oldu?

A.KARAKOÇ: Çünkü gidip ırkçılık yaptılar. İslamiyet ırkçılığı men eder. Müslüman ırkçı olmaz. Sonra “Milliyetçilik bize zarar veriyor” dediler. “Ne olalım o zaman: Ulusalcı olalım” dediler. Bakıyorum. Dev solcusu, demokratik solcusu, orta yolcusu, Maocusu hepsi ulusalcı oldu. Neden? Milliyetçiliği bitirmek için. Önce milliyetçiliği sonra İslâm’ı bitirmek için. Necip Fazıl o zaman döndü; Millî Selamet’ten o yazıyordu ben yazıyordum. İslâm’a aşılıyorduk. Seyit Arvasi Türk-İslam ülküsünü yazıyordu. Bana soruyorlar, “Neden MHP’den ayrıldın” diye. Ben de “Öyle bir imama durduk, imam ayrıldı imandan, biz de ayrıldık imamdan” diyordum. Benim dediğim gibi olmasa da, bir miktar benim dediğim gibi olsaydı ben niye ayrılayım?

Y. DÖNMEZ: Kıymetinizi yeterince bilemedik sanki. Oysa dünyaya bir Abdurrahim Karakoç daha gelir mi? 

A.KARAKOÇ: Gelir niye gelmesin. Bir Karakoç gelmez belki ama Karakoç’u geçen birileri gelir. 

Y.DÖNMEZ: Sizi siz yapan dinimiz, inancımız, değerlerimiz? Yozlaşmadan bahsettik ya, gençliğin içinde bulunduğu durum ortada. Nasıl olacak bu? 

A. KARAKOÇ: Bu noktada ben de biraz karamsarım aslında. Bakın, Rusların Afganistan’ı işgali zamanında, güzel bir mücadele veriliyordu malum, Afganistan’dan bir lider Türkiye’ye geldi. Aha bu Keçiören’de bir sohbetimiz olmuştu. İşgalden, savaştan açılınca konu, “Hayır siz artık yapamazsınız bizim gibi” dedi; “Eğer Türkiye bugün işgale uğramış olsa, bizim gibi yiğitçe, mertçe çarpışamazsınız.” “Neden” diye sordum, “Sizin değerleriniz yer değiştirmiş” dedi. Doğru geldi. Biz şimdi –Allah göstermesin- bir savaşa girsek, Türk bildiğimiz binlerce kişi arkamızdan vurur. Kurtuluş Savaşı’nda kimse bu kahpeliği yapmadı. Ama bugün bu konuda ümitli değilim. Bu direnç bugün kırılmış maalesef…

SÖYLEŞİNİN İLK BÖLÜMÜ: SOLCULAR BENİM ŞİİRLERİMİ KISKANIYOR 



YARIN: 

İlk kitabı nasıl çıktı? 

Osman Yüksel Serdengeçti’nin unutulmaz anıları

“İki İsmet’ten çok çektim”in aslı nedir? 

Serdengeçti, Demirel’e neden “Adama boynuzlu derler” dedi?

“Biz hapiste olmadığımız zaman ayda bir çıkar”ın hikayesi neydi?  

Necip Fazıl Kısakürek ile ilgili ne dedi?

İlk şiirlerini neden yaktı?



Yener Dönmez - Fatih Yıldız (habervaktim.com)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.