'Türkiye'yi suçlamam için pazarlık teklif ettiler'
Operasyonun tamanen ‘siyasi’ olduğunu ifade eden Gürhan, “Aksi takdirde toplam 27 kişinin çalıştığı bir binaya 340 polisle ve binanın açık kapıları kırılarak bir baskın yapılmış olmasının mantığı nasıl izah edilebilir ki” diye konuştu.
Almanya’daki Deniz Feneri davasında hüküm giyen Mehmet Gürhan, ilk açıklamasını yaptı. Açıklamasında operasyonun siyasi olduğunu belirten Gürhan, komploya kurban gittiğini söyledi. Gürhan, “Uzlaşma sürecinde bana Türkiye ile ilgili suçlamalarda bulunmam için sürekli telkin ve pazarlık yapılmıştır” dedi.
“Mehmet Gürhan olarak, kişisel bir çıkar, bir ikbal peşinde olsaydım kişisel hayatımda da bu durumun yansımaları olurdu” diyen Gürhan, “Avukatlarımın hazırlayıp Alman mahkemesine sunduğu ifademin içeriği avukatlarım, savcılık ve mahkeme heyeti arasında yapılan bir uzlaşmanın sonucudur. Çok kötü şartlardaki ağır tutukluluk halimin ve üzerimde oluşturulan baskının bir an önce sona erebilmesi için avukatım, önerilen uzlaşmayı kabul etmiştir. Dolayısıyla ‘uzlaşma ifadem’de yazılı olan hususlar, gerçekleri tam olarak yansıtmamaktadır. Hakimin ‘Uzlaşma olmasaydı dava sonuçsuz kalırdı’ cümlesi de bunun açık bir göstergesidir. Uzlaşma sürecinde bana Türkiye ile ilgili suçlamalarda bulunmam için sürekli telkin ve pazarlık yapılmıştır. İfadem, anlattığım bu durum dikkate alınarak değerlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.
Firdevsi Ermiş’in şirketlerine zarar vermek için özel olarak görevlendirildiğini düşündüğünü kaydeden
Gürhan, açıklamasına şöyle devam etti:
“Koparılan bunca fırtınanın ve girişilen bu aşağılık linç kampanyasının neredeyse tek dayanağı olan Firdevsi Ermiş isimli şahıs, ortağı ve yöneticisi olduğum şirketlerin ve Deniz Feneri e.V’nin muhasebe bölümlerinin tek sorumlusu, ayrıca Deniz Feneri e.V’nin imza yetkisi olan ikinci adamıdır.
Mahkeme sürecinde gösterdiği tavırlarla bu şahsın, Deniz Feneri e.V’ye ve yöneticisi olduğum şirketlere zarar verebilmek için bazı çevrelerce özel olarak görevlendirildiğini düşünüyorum. Zamanı gelince bu müfteri işbirlikçiye, şahsıma ve ortağı olduğum şirketlere vermiş olduğu maddi ve manevi zararların hesabını her türlü hukuki hakkımı kullanarak mutlaka soracağım. Şahsıma karşı yürütülen bu kampanya, üzülerek söylüyorum ki adeta bir linç kampanyasıdır. İmzasız bir mektupla aile hayatımı ağır şekilde yaralayabilecek çirkin bir iftiraya maruz kaldım. Hayatı boyunca karakola dahi düşmemiş biriyken bir anda büyük bir terör örgütü üyesi muamelesine tabi tutuldum.”
“Geriye dönüp baktığımda en başından beri bu operasyonun siyasi bir operasyon olduğunu düşünüyorum. Aksi takdirde toplam 27 kişinin çalıştığı bir binaya 340 polisle ve binanın tüm açık kapıları kırılarak bir baskın yapılmış olmasının mantığı nasıl izah edilebilir ki?” diyen Gürhan, şunları kaydetti: “Bu provokasyonun tüm amacı, dünyada yükselen ‘yoksul ve mazlumlarla dayanışma’ kültürünü yok etmektir. Soruşturmayı yürüten şahsın, soruşturma süresince sergilediği tavırlar ve mahkeme salonundaki siyasi şovu da benim bu düşüncemi destekler niteliktedir. Fakat asıl üzücü olan taraf bu şov değil, bu provokasyona Türkiye’de bazı çevrelerin verdiği açık destektir.
Geldiğimiz noktada, bugün itibariyle mali müşavirlerin ve işbirlikçi Firdevsi Ermiş’in yanlış yönlendirmelerine aldanmam sonucu, hukuki hatalarım nedeniyle Alman mahkemesi tarafından mahkum edildim. Bir diğer yanlışım ise, kimi iddialı projelere imza atmaya çalışmak oldu. Bu yüzden öncelikle Deniz Feneri e.V derneğimize bugüne kadar maddi-manevi hiçbir desteklerini esirgemeyen bağışçılarımız bilmelidirler ki bir kuruşlarını bile yardım dışı bir amaç için kullanmadım. Kendi küçük siyasi ve ticari hesapları için büyük bir provokasyonun parçası olmaktan bir an olsun çekinmeyen o yaygaracılara gelince... Onlara, sadece bir acıma borçluyum. Keşke, bir yoksulun göz bebeğindeki sevinci anlayabilecek kadar iyi insanlar olabilselerdi.
Tekrar belirtmek isterim ki, Deniz Feneri e.V derneğine bağışlanan paraların bir kuruşunu bile şahsi ve ticari emellerim için kullanmadım. Bu yardımları başkalarının benzer amaçları için kullandırtmadım. Hukuki hatalarım olmuş olsa bile, ahlaken ve vicdanen hiçbir hatam olmamıştır.”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.