“Eminağaoğlu yeni raporun muhtevasını açıklamalı”
Bu ayrıcalıklı muamelenin öncesinde Eminağaoğlu, Genelkurmay Adli Müşavirliği’nde çalışan eşi Serpil Eminağaoğlu ve Genelkurmay Adli Müşaviri Hakim Tuğgeneral Hıfzı Çubuklu ile bir zirve gerçekleştirmişti. Kamuoyunun şüphesini çeken bu temaslarınardından Eminağaoğlu'nun GATA'dan “eski belgelere dayalı yeni çürük raporu” alması şaşkınlıkla karşılandı.
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ve Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu'nun yeni çürük raporu da tartışmaları beraberinde getirdi. Eminağaoğlu yeni çürük raporu almak için gittiği GATA'da tuğgeneral T.Ü tarafından karşılanmıştı. Bu ayrıcalıklı muamelenin öncesinde Eminağaoğlu, Genelkurmay Adli Müşavirliğinde çalışan eşi Serpil Eminağaoğlu ve Genelkurmay Adli Müşaviri Hakim Tuğgeneral Hıfzı Çubuklu ile bir zirve gerçekleştirmişti. Kamuoyunun şüphesini çeken bu temasların ardından Eminağaoğlu'nun GATA'dan “eski belgelere dayalı yeni çürük raporu” alması şaşkınlıkla karşılandı.
PROF. ALPER “BEN OLSAM VERMEZDİM” DEMİŞTİ
Daha önce Eminağaoğlu'na çürük raporu aldıran ve “sahte” tartışmalarına konu olan 1988 tarihli raporu değerlendiren, Türkiye'nin önde gelen Gastroenteroloji uzmanlarından Prof. Dr. Ahmet Alper, “Ben olsam bu rapora göre çürük vermezdim. Rapor birçok eksikliklerle dolu ve yetersiz” demişti. Raporda şahsın ameliyat ve hastalığıyla ilgili yer alması gereken önemli nokta ve ayrıntılara yer verilmediğini belirten Alper, raporun üzerine düşülen “heyet dolaşması gerekmez” ibaresinin normalde uygulanmadığını da ifade etmişti. Çürüğe konu olan rapordaki eksikliklerin en iyimser ihtimalle doktorların hasta yoğunluğundan ötürü aceleyle kaleme almış olmasından kaynaklanmış olabileceğini, böyle olmuş olsa dahi çürük raporu veren heyetin hastalık seyriyle ilgili ek bilgi ve belge istemeleri gerektiğini dile getirmişti.
Cevap bekleyen sorular
Gelişmeyi Vakit'e değerlendiren Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Alper, “1998 yılında Eminağaoğlu için verilen çürük raporundaki eksik ve yetersiz bilgilerden kaynaklanan raporun sağlamlığıyla ilgili şüpheler, GATA'nın verdiği yeni raporun muhtevası açıklanmadan giderilemez” dedi ve şu soruları gündeme getirdi:
GATA, ilgili şahıstan çürük raporu aldığı 1988'den yeni raporu aldığı 2008'e kadar geçen 20 yıllık süreçte ne gibi tedavilerden geçtiğini, hangi hastanede ne kadar yatarak tedavi gördüğünü, bu süre içerisinde operasyon geçirip geçirmediğini sordu mu, bunlarla ilgili film ve diğer belgeleri talep etti mi?
Çürük raporunda 1984 yılında gerçekleştirildiği iddia edilen ameliyatın diren yani sonda izlerinden bahis yok. Halbuki bu tür ameliyatlarda mutlaka diren izleri olur. Göbek altı göbek üstü ve yan taraflarda diren izlerinin tespit edilmesi lazım. O raporda bu izlerden bahis yok. Yeni raporda bunlar yer alıyor mu?
İlgili, ameliyat olduğunun iddia edildiği 1984 ile 2008 arasındaki süreyi nasıl geçirmiştir? Rapordaki Jeneralize Peritonit (Karın zarı iltihabı) sürekli gaza, aşırı gürültüye, kabızlığa, tıkanmaya ve hatta bağırsak düğümlenmesine sebep olur. Bütün bunlar son derece özenli ve kesintisiz tedavi süreçlerini gerektirir. Çoğu zamanda yeni operasyonlar söz konusu olur. İlgili, kamuoyuna yansıdığı kadarıyla uzun yıllar hakimlik ve savcılık gibi hassas, yorucu ve stresli meslekleri icra etmiştir. Askerlik yapamayacak kadar sıkıntıda olan ilgilinin bu durumu mesleğinin icrasını ne derece etkilemiştir? Bu yıllar içerisinde uzun süreli raporlar almak mecburiyetinde kalmış mıdır?
UĞUR BAYER / ANKARA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.