"Yahudiler İçin Güvenli Liman Türkiye" mi?

"Yahudiler İçin Güvenli Liman Türkiye" mi?
Galatasaray Üniversitesi’nde gerçekleştirilen “Holokost eğitimi semineri”nin ardından Boğaziçi Üniversitesi de “Yahudi Akademisyenlerin Mirasını Yeniden Değerlendirmek” konulu bir konferans düzenleniyor.

İstanbul’da Galatasaray Üniversitesi’nde geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen “Holokost eğitimi semineri”nin ardından Boğaziçi Üniversitesi de garip bir etkinliğe imza atıyor. 23-24 Ekim tarihleri arasında Galatasaray Üniversitesi’nde gerçekleştirilen seminerde “ırkçılığın ve nefret söyleminin  hızla yayıldığı günümüz dünyasında Holokost’u (Yahudi karşıtlığı) her zaman hatırlamanın ve eğitimin önemine” dikkat çekildi.

YAHUDİ AKADEMİSYENLERİN HİKAYESİ ELE ALINIYOR

Şimdi de Bozağaziçi Üniversitesi’nde “Üniversite Reformu ve Yahudi Akademisyenlerin Mirasını Yeniden Değerlendirmek” konulu bir konferans düzenleniyor. Dün başlayan ve bugün de devam edecek olan konferansta, 1930'lu yıllarda yapılan üniversite reformu ve bu esnada Nazi Almanya’sı, Avusturya ve Macaristan’dan ayrılmak zorunda kalıp Türkiye’ye kabul edilen Yahudi ve sosyalist akademisyenlerin hikâyesi ele alınırken, bu bilim adamlarının ilk fırsatta neden başka ülkelere gittikleri sorgulanıyor.

"YAHUDİLER İÇİN GÜVENLİ LİMAN TÜRKİYE" Mİ?

Konferansta, çoğunluğu Yahudi olan bu akademisyenlerin Türkiye’ye kabul edilmelerinin, bugüne kadar daha çok genç Türkiye Cumhuriyeti’nin Türkiye’de modern bilim dallarının yerleşmesi için gösterdiği çabaları öne çıkaran resmi bir diskur içinde ele alındığı; bu bağlamda ayrıca, Türk devletinin politikasının insani yönlerinin vurgulandığı kaydedildi.

Bugüne kadar, sürgündeki akademisyenlerin Türk üniversitelerinde istihdamı yoluyla gerçekleştirilen Türk üniversite reformu ile ilgili araştırmaların, öncelikle reformun sonuçlarına, yani yeni disiplinlerin, yeni müfredat ve yeni akademik geleneklerin oluşturulmasına odaklandığı belirtilen konferansta, şu hususlar masaya yatırıldı:

“Bunun yanı sıra popüler tarihsel romanlar ve belgeseller Türkiye’yi Avrupa’dan sürülen Yahudiler için güvenli bir liman olarak resmederek dönem iktidarının politikalarının insani yönünü vurguluyordu. Bugün artık Cumhuriyet tarihinin bu resmi versiyonu tartışmalı hale gelmiş durumda. Türk üniversite reformu ile ilgili yapılmış ve bugüne kadar üstü kapatılmış bazı araştırmalar yeniden gün ışığına çıkıyor ve "Yahudiler için güvenli liman Türkiye" klişesinin sorgulanmasına yol açıyor.

O DÖNEMKİ ÇALIŞMALARDAN NE KALDI?

Konferansta şu sorular ele alınıyor: 1930’lu yılların Türk üniversite reformu ile yeni bir ulusal kimlik ve yeni bir tarihsel anlatı oluşturulması arasında nasıl bir ilişki vardı? Sürgün edilmiş olan Yahudi akademisyenlerin Türkiye’ye kabul edilmesi politikası, devletin Yahudi sığınmacılara ve Türkiye’deki Yahudi cemaatine yönelik politikalarına ne ölçüde yansıyordu? Çoğu net bir politik duruş sahibi olan akademisyenlerin, Türkiye’de o sıralarda hakim olan siyasi atmosferle ilgili suskunluklarının nedenleri nelerdi? Sürgündeki profesörlerin büyük çoğunluğu neden ilk buldukları fırsatta başka ülkelere gittiler? O dönem ortaya konan akademik çalışmalardan bugüne ne kaldı ve o zaman kurulan bazı bilim dalları gelişmeye devam ederken bazılarının yok olma noktasına gelmesinin nedenleri nelerdir?”

Akit / Habervaktim.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum