Milli Görüş’ün 28 Şubat Davası’na İlgisizliği
Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki 28 Şubat darbe davasının görülmeye başlanmasının üzerinden 2 ay geçti. Mahkeme heyetinin anlaşılmaz tavrı ile sanıkların ciddiyetsizliğine ilişkin çok sayıda yazı ve haber kaleme aldık. Müştekilerin davaya olan ilgisizliği de eleştirildi. Ancak özellikle darbenin bir numaralı mağduru konumundaki Milli Görüş camiasının tutumunu ele almakta fayda var. Asker kökenli sanıklar, merhum Necmettin Erbakan’ın başkanlık ettiği Refahyol hükümetini devirmekle suçlanıyor. Fakat gelip de ‘duruşmalarda ne olup bittiğini bir göreyim’ diyen eski Refah Partili milletvekili yok. Sadece Şeref Malkoç birkaç saatliğine de olsa salonda hazır bulundu. Zaman zaman da dönemin Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız’ın geldiği görülüyor.
KAZAN’IN O KİTABI DİLLERİNDEN DÜŞMÜYOR
Savunmalarını yapan sanıklar, mahkeme heyetini hükümete baskı yapmadıkları tezine inandırmak için Milli Görüş mensuplarının 28 Şubat sürecine ilişkin açıklamalarını delil olarak gösteriyor. Savunma için kürsüye çıkıp dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan’ın 4 ciltlik ‘Refah Gerçeği’ adlı kitabına atıfta bulunmayan sanık ve sanık avukatı neredeyse yok. Kazan’ın kitabından pasajlar aktaran sanıklar, bu şekilde ‘postmodern sürecin’ bir darbe olmadığını ispatlamaya çalışıyorlar. Davanın kilit sanıklarından emekli Albay Hüsnü Dağ, Kazan’ın kitabına değinerek, “Dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan’ın Refah Gerçeği kitabındaki beyanları huzurunuza sunulmuştur. Ortada düşürülen değil, kendi özgür iradesiyle istifa eden bir hükümet vardır” ifadelerini kullandı.
Sanıkların ifadelerine bakılacak olursa Erbakan Hoca’ya yakınlığıyla bilinen Kazan’ın Refah Gerçeği isimli kitabında bir kendilerine teşekkür etmediği kalmış.
MİLLİ GÖRÜŞ’ÇÜLERİN İLGİSİZLİĞİ MEYDANI ONLARA BIRAKTI
Oysa gerçek öyle değil. Sanıklar, kitabın sadece işlerine gelen kısımlarına savunmalarında yer veriyorlar. Onu da cımbızlayarak… Yoksa kitaba bir bütün olarak bakıldığında sanıkların lehine değil, aleyhine bir sonuç çıkıyor. İddia ettikleri gibi Kazan, cunta ve sivil işbirlikçilerinin hükümeti düşürmek için yasadışı faaliyetlerde bulunmadığını söylemiyor. Ama meydanı boş bulan sanıklar istedikleri gibi duruşma salonunda at koşturuyor.
Nasıl olsa kimse çıkıp da onlara “Yalan söylüyorsunuz! Kazan’ın kitabından böyle bir sonuç çıkarılamaz” demiyor.
Sanıklar cambazlık yaparak Kazan’ın kitabının içeriğini çarpıtıyorlar. Kitapta darbecileri ele veren çok sayıda delil var. Nitekim tutuklu sanık emekli Koramiral Aydan Erol’un çapraz sorgusu sırasında duruşma savcısı Kemal Çetin, Kazan’ın kitabından bir bölüm okuyarak, o süreçte basının yönlendirildiğinin ortaya çıktığını kaydetti.
Sayın Şevket Kazan, kitabında Batı Çalışma Grubu’nun kendilerinden gizli olarak kurulduğunu, yasal olmayan, hükümet aleyhine kurulan bir örgüt olduğunun altını çiziyor. Kazan, soruşturma safhasında mağdur sıfatıyla ifade vermek üzere adliyeye geldiğinde kitabını incelenmek üzere savcılığa sundu. Kazan’ın kitabını inceleyen soruşturma savcıları, hazırladıkları iddianamede Refah Gerçeği kitabına da yer verdiler. Fakat sanıklar bundan hiç bahsetmiyorlar.
KAZAN ŞARK KURNAZLIĞINI İFŞA ETMELİ
Eğer Erbakan’ın mirasçıları, davaya gerekli ilgi ve alakayı gösterselerdi cunta mensupları bu kadar kolay yalan söyleyip mahkemeyi yanlış yönlendirmeye çalışmayacaklardı. Özellikle Şevket Kazan’ın sanıkların savunmalarına ilişkin etraflıca bir açıklama yapması zorunluluk arz ediyor. Müşteki konumundaki Kazan, mahkemeye gelip kitabı üzerinden yapılan şark kurnazlığını ifşa etmelidir.
SAADET VE FATİH ERBAKAN NEREDE?
Saadet Partisi kanadından da duruşmayı takip eden bir tek Allah’ın kulu yok.
Sanıklar resmen merhum Erbakan’a iftira atıyorlar. Ama Hoca’nın oğlu Fatih Erbakan gelip de müdahillik talebinde bulunmuyor. Cuntanın acı çektirdiği rahmetli babasının hakkını aramayı düşünmüyor. En azından duruşmaya bir avukat gönderilebilirdi. Ne yazık ki o da yok. Ne Saadet Partisi ne de Erbakan’ın çocukları avukatla da olsa temsil edilmiyorlar. Oysa duruşmalardaki müşteki avukatları sayısı bir elin parmağını geçmiyor. Bu eksiklik her yönüyle kendini hissettiriyor. Mesela çapraz sorgularda nitelikli sorularla sanıklar çözülebiliyor. Asker kökenli sanıklar, ilk günlerde irticayla mücadele etme emrini Başbakanlık’tan aldıklarını savunuyorlardı. Üye Hakim Hakan Oruç, iki numaralı sanık emekli Orgeneral Çevik Bir’e dönemin Başbakanı Erbakan veya Başbakanlığın irticayla ilgili kendilerine doğrudan bir emir verip vermediğini sordu. Bir, “Hayır Erbakan’dan emir almadık” demek zorunda kalarak temel dayanaklarını çökertmiş oldu.
MİLLİ GAZETE’NİN EKSİKLİĞİ
Milli Gazete’nin de davaya gerekli hassasiyeti göstermediğini söyleyebiliriz. Yargılamanın gidişatı konusunda derleme haberlerle yetiniliyor. Onlar da bazen maddi hatalarla dolu olabiliyor. Örneğin ertesi gün görülecek 23. duruşma için manşetten “duruşma bugün” denildi. Milli Gazete’nin bu manşeti yüzünden kafası karışanlar arayıp, “Duruşma bugün müydü?” sorusunu yönelttiler. Onlara cevaben “Merak etmeyin Milli Gazete’nin haberinde yanlışlık var. Davaya ilgi göstermiyorlar ki doğrusunu yazsınlar” dedim. Ama tümden de gazeteye haksızlık etmemek lazım. Ortada bir art niyet ya da vurdumduymazlık yok. Daha önce defaatle gündeme getirdiğimiz hususları toparlayıp haberleştirdiği için mahkeme heyetinin, Milli Gazete hakkında da dün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu not edelim.
YARIN KEŞKE DEMEMEK İÇİN…
Sonuç olarak ve üzülerek belirtmek gerekir ki, Milli Görüş camiası kendi davasını sahipsiz bırakmıştır. “Dava örtbas ediliyor” kolaycılığıyla iş çözülemez. Madem ki ortada böyle bir durum var davayı yakın markaja almak gerekmez mi? Duruşmalara hiç katılmayarak yapılan değerlendirmelerin yerini bulması mümkün gözükmüyor. Ancak geç kalınmış değil. Özeleştiriye ihtiyaç var. Milli Görüş yeniden ayağa kalkmalıdır ve kendisini mağdur eden cunta mensuplarından hesap sormak için davayı yakından izlemelidir. Darbecilerin yalanları bir bir ortaya konmalıdır. Duruşmalarda vefat eden Erbakan Hoca’ya atılan iftiraların önüne geçilmelidir. Yoksa asrın davası karşısında kötü bir sınav verilmiş olur. Yarın telafisi olmaz…
Erol Metin / Habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.