Darbe Sanığından ‘Kırmızı Kitap’a Ağır Eleştiri
Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki 28 Şubat darbe davası, verilen 18 günlük aradan sonra kaldığı yerden devam ediyor. 53. duruşma dün tamamlandı. 19 Aralık’ta tahliye edilen kilit sanıklardan emekli Orgeneral Çevik Bir, erkenden adliyeye gelmişti. Deyim yerindeyse ‘özgürlüğün’ tadını çıkarıyor! Diğer sanık ve sanık yakınları, duruşma öncesi koridorda bir banka ilişen ve etrafa gülücükler dağıtan Çevik Bir’i tebrik etmek için adeta birbiriyle yarıştı. Öpülen ve eli sıkılan Bir, etrafına toplananlara plastik bardaktan çay ikram etmeyi de ihmal etmedi.
Bir’in ardından koridora ‘teşrif eden’ emekli Tümgeneral Erol Özkasnak da eski çalışma arkadaşları tarafından tahliyesi nedeniyle tebrik edildi. Daha önce savunmasından dolayı Org. Bir’le tartışan Özkasnak’ın, bu sefer tokalaştığı eski amiriyle bankta yan yana oturup, sohbet etmesi dikkatlerden kaçmadı. Böylece “kendini kurtarma derdiyle” birbirine düşen Bir ile Özkasnak, serbest bırakılmanın verdiği sevinçle barışmış oldu!
SANIK ALBAYDAN DİKKAT ÇEKİCİ SAVUNMA
Yoklamanın ve gelen evrakların Mahkeme Başkanı Tayyar Köksal tarafından okunmasının ardından sanık savunmalarına kaldığı yerden devam edildi. Özellikle sanık emekli Albay Osman Atilla Kurtay’ın savunması hayli dikkat çekiciydi. 28 Şubat sürecinde yüzbaşı rütbesiyle Genelkurmay İç Güvenlik Harekat Dairesi'ne bağlı Veri Toplama ve Analiz Şubesi’nde görev yaptığını belirten Kurtay’ın ifadelerinden, kendilerinin sanık sandalyesine oturtulmasına sebebiyet veren dönemin komuta kademesine tepkili olduğu anlaşılıyordu. Şahsi olarak merhum Erbakan’ın Başbakanlığındaki Refahyol hükümetine karşı olmadığını dile getiren Kurtay, “Dertlerimin arasında 54. Hükümet yoktu. Dertlerimin arasında BÇG de yoktu” dedi.
BÇG’nin varlığını ilk kez basından öğrendiğini savunan sanık Kurtay, “Her nedense bizim bilmediğimizden basının haberi oluyordu” ifadelerini kullandı. Müşteki avukatı Hüsnü Tuna’nın sorusu üzerine bu ifadesini biraz daha açan Kurtay, “Sabah gazeteleri açtığımızda bunlarla karşılaşıyorduk. Bir TSK mensubu olarak bundan muzdarip olmamak mümkün değil. Haberimiz olmadan birtakım şeyler böyle ortaya çıkıyor” diye konuştu.
“DERME ÇATMA BİR EMRİN…”
Sanık Osman Atilla Kurtay, çapraz sorguda müşteki avukatlarından gelen sorulara ilginç cevaplar verdi. Müşteki avukatı İsmail Aydos, “BÇG konusundaki emirlerin kimi subaylar tarafından yerine getirilmek istenmediğini, toplantılara gelinmediğini” aktaran Kurtay’a “Diğer sanıklar ‘bir subay verilen emri yerine getirmek zorundadır’ şeklinde savunma yapıyorlardı. Burada bir çelişki doğuyor. BÇG çalışmalarına isteyen katılır isteyen katılmaz diye bir şey var mıydı?” sorusunu yöneltti. “Derme çatma bir emrin uygulaması da ancak bu kadar olabiliyor” diyen Kurtay, Avukat Aydos’la olan diyaloğunun devamında şu bilgileri verdi: “Alt rütbeli birine katıl denmişse o kişi katılır. Ama o kişiye katıl diyecek iradenin ciddiyetine bakmak lazım. Kurucu irade (Çevik Bir ve Çetin Doğan gibi üst rütbeliler), amirlerden (daire başkanları ve şube müdürleri) bazı isimler istemiş ama amirler bunları göndermemiş, başka birilerini göndermiş ya da hiç göndermemiş. İşte oradaki adamları hiç ilgileri olmadan BÇG’ye yazıyorlar.”
“ÇEVİK BİR’İN HÜKÜMETE ÖNYARGISI VARDI”
Müşteki avukatı Emrullah Beytar ise savcılık ifadesinde “27 Mayıs tarihli Batı Harekat Konsepti belgesinin sanık Çevik Bir’in hükümete karşı önyargısından kaynaklı olabileceğini” söyleyen emekli Albay Kurtay’a “Sizin bu tahmini yapmanıza sebep olan neydi?” diye sordu. Savcılık ifadesinin arkasında olduğunu kaydeden Kurtay, “1997 yılında kendi yakın çevremizde bunları bu şekilde konuştuk. O günün atmosferi içinde flaş yapan isimler aklımıza gelmiştir” cevabını verdi.
MİLLİ GÜVENLİK SİYASET BELGESİ’Nİ BÖYLE ELEŞTİRDİ
Bir diğer müşteki avukatı Namık Kemal Burhan da sanık emekli Albay’a “Size göre irtica Ağustos ayından itibaren mi tehdit olmaya başladı?” sorusunu yöneltti. Osman Atilla Kurtay, “Milli Güvenlik Siyaset Belgesi diye bir belge var. Türkiye’de maalesef böyle içi boş belgeler çok var. Bu belgede irtica tehditti” dedi.
28 Şubat davası kapsamında yargılanan sanık emekli Albay Osman Atilla Kurtay’ın, “İrtica öcüsüne” resmi dayanak oluşturan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ni eleştirmesi gerçekten anlamlı. Kamuoyunda “Gizli Anayasa” ve “Kırmızı Kitap” olarak da bilinen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi halen tartışılmaya devam ediliyor. Rejime yönelik en ufak bir eleştiri, iç tehdit olarak Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nde yerini alıyor. Tabii AK Parti iktidarında Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nde birtakım olumlu değişiklikler yapıldı.
Bu arada davanın bir numaralı sanığı Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İ. Hakkı Karadayı ile diğer bazı sanık ve avukatlarının suçlamaları reddederken Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ni kendilerine dayanak yaptıklarına da dikkat çekelim.
Erol Metin /Habervaktim
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.