Paşa Eşinden Tehdit Dolu Sözler!
Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin baktığı 28 Şubat darbe davasında 57. duruşmayı geride bıraktık. Sanıkların savunmalarının alınmasında artık sona yaklaşılıyor. Kamuoyunun ve medyanın davaya olan ilgisi iyice azaldı. “Asrın davası” dediler ancak duruşmaları sadece Akit gazetesi takip ediyor. Bu tablo basın tarihine utanç olarak geçecektir. Devletin resmi kurumu AA’yı saymadım. Çünkü onların zaten davayı takip etme ‘zorunluluğu’ var.
PAŞA EŞİNİN BAŞÖRTÜLÜ MAĞDURLARLA DİYALOĞU
Bursa’dan kalkıp gelen 2 başörtülü darbe mağduru da duruşma salonundaki yerlerini aldı. Sanık sandalyesinde oturan ve kamuoyunun yakından tanıdığı eski bir kuvvet komutanının eşinin, hemen arkasındaki başörtülü mağdurlarla sohbeti dikkatimi çekti. Duruşma bitiminde sohbetin konusunu öğrendim. Meğer paşamızın kendisini hiç yalnız bırakmayan biricik eşi, davaya katılma talebinde bulunan başörtülü mağdurlara yani müştekilere gözdağı vermiş.
Paşa eşi, kendinden emin bir şekilde 28 Şubat sürecinde zulme uğrayan başörtülü mağdurlara “Bu dava bittikten sonra sanıkların hepsi müştekiler hakkında iftira davası açacak. 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası var” demiş.
İnsan sormadan edemiyor; haklarını arayan müştekilere bu tehditleri savuran paşa eşinin bir bildiği mi var? Davanın kilit isimlerinden emekli Orgeneral Çevik Bir’in, ilk duruşmalarda sanık arkadaşlarına “Çok güzel şeyler olacak” dediği iddia edilmişti. Bir’in bu sözleri anlamlı hale mi geliyor?
İngiltere’de psikolojik harekat eğitimi alan ve geçtiğimiz hafta mahkemede en dikkat çekici savunmayı yapan sanık emekli Albay Alican Türk, “Cezaevi’ne girerken çevreme ‘Asıl kaçanlar bu davayı açanlar olacaktır’ dedim. Bu davanın bir şerrin hayra dönüşeceği bir dava olacağını düşünüyorum. Nitekim bunun bazı somut verileri görülmeye başlandı” ifadelerini kullanmıştı. Sanki sanıklar beraat etmiş ya da edecek gibi değerlendirmeler yapılıyor. Daha dava sonuçlanmadan mağdurlara tehditler savruluyor.
SAVCILARIN BÜYÜK YANLIŞI
Buradan savcıların içine düştüğü bir yanlışı da vurgulamak gerekiyor. Şahısların yaşadığı onca mağduriyeti, imza atılan hukuksuzlukları “hükümeti cebren devirme” suçuyla sınırlamak büyük bir hataydı. Zaten her fırsatta müştekileri hedef alan sanık ve sanık avukatları, “hükümeti devirmekle suçlandıklarını, bu yüzden meslekten atılanların, YAŞ kararlarıyla TSK’yla ilişiği kesilenlerin, bireysel mağduriyet yaşayanların bu davaya müdahil olamayacağını” savunuyor.
Erol Metin /Habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.