5 yılın ardından ilk kez Brüksel'e giden Başbakan Erdoğan ile AB Komisyonu Başkanı Barosso'nun ortak basın toplantısından açıklamaları paylaşıyoruz.
BAROSSO:
Suriye'deki trajedi konusunda acil bir çalışma yapılması gerektiğini konuştuk. Erdoğan, gelecek konusunda çok ortak görüşler dile getirdik. Sayın Başbakan bu müzakerelerin devamı konusunda kararlılığını dile getirdi.
ERDOĞAN:
Türkiye'nin AB ile ilişkileri konusunda her zaman samimi olduk, olmaya devam ediyoruz. Bütün gayretlerimize, iyi niyetli çabalarımıza rağmen AB ile müzakerede 3.5 yıllık durgunluk meydana geldi. Geçen kasım ayında yeni bir fasıl müzakereye açıldı. Aralık ayında vize muafiyeti çalışmaları başladı.
Bu önemli gelişmeler Türkiye-AB ilişkilerindeki canlanmayı işaret etmektedir. Brüksel'e uzun süreden sonra yaptığım bu ziyaretin bu dönemde gerçekleşmesi ve karşılıklı beklentilerin dile getirilmesi bakımından çok yararlı olmuştur.
Burada altını çizmem gereken bir konu var. Tam 51 yıldır devam eden bu ilişkinin, tam üyelik hedefinde süratle ilerlemesni bekliyoruz.
AB, Son birkaç yıldan bu yana yaşanan ekonomik krizden olumsuz etkilenmiştir. Yaşanan ekonomik kriz Türkiye-AB işbirliğinin ne kadar önemli oldunu gözler önüne sermiştir.
SURİYE'DEKİ GÖRÜNTÜLER
Dün televizyonlara düşen 55 bin karenin özetlendiği o görüntüler soykırımın ne denli ağır bir noktada olduğunu göstermiştir. Cenevre 2 'yi çok önemsediğimi ifade etmek isterim. İnsanlığın harekete geçmesi, Suriye için atılması gereken adımların atılması gerektiğini Brüksel'den bir kez daha dile getiriyorum
Türkiye'ye gelen sığınmacılra her türlü desteği veriyorum. 2 milyar dolarlık harcama yapmış durumdayız ve bundan vazgeçmeyeceğiz.
Bize uluslararası camiadan gelen yardım 130 milyon dolardır. Bu da duyarlılığın ne boyutta olduğunun göstergesidir.
BM'nin özellikle de BMGK daha kararlı olmasını bekliyoruz.
KIBRIS SORUNU
Bizler Türkiye olarak her türlü olumlu adımın atılması konusunda kararlıyız. Garantör ülke olarak yapmamız gerekenleri şuana kadar yaptık ve yapacağız. KKTC cumhurbaşkanıyla 4 gün önce konuştuk ve olumlu tavırın devamı konusunda telkinlerimizi yaptık.
Bu konuda olumlu adımlar atılacak olursa Kıbrıs'ta her iki halkın kendi menfaatleri çıkarına bir kazanımı hep birlikte görebilirizb
Müstakbel tam üye olarak, AB'nin her alandaki rekabet gücüne katkı sağlayacağımızı biliyoruz. AB'nin yük olmak için değil , yük almak için girmek istediğimizi defaatle ilettik.
Vatandaşlarımıza vize muafiyeti konusunda çalışmalara verdiğimiz önemi yeniden ilettik.
KUVVETLER AYRILIĞI
Demokratik ülkelerinin hiçbirinin kuvvetler ayrılığı konusunda sorunu yoktur, demokratik ülkeler hukukun üstünlüğü konusunda bir problemi yoktur. Yargının bağımsızlığı derken, yargı bağımsızlığını tarafsızlık ilkesinden saparak kullanırsa orada sıkıntılar doğar.
Bu tarafsızlığı ve bağımsızlığı bir kurala bağlamak yasamanınn görevidir. Biz demokratik bir hukuk devletinden yanayız. Halkın iradesinden daha üstün bir güc kabul etmiyoruz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.