Bulunç: Kıbrıs'ın Varlığı Tehlikede
ESAM Çarşamba Konferansları’nın bu haftaki konusu “Erbakan ve Kıbrıs Davası” oldu.
KKTC’in eski Ankara Büyükelçisi Dr. A. Zeki Bulunç’un konuşmacı olarak katıldığı konferansta, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan sonra kazanılmış haklarının AKP döneminde tehlikeye girdiğine vurgu yapıldı. Konferansa ESAM Genle Başkanı Recai Kutan, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Temel Karamollaoğlu, Saadet Partisi Genel Sekreteri Taçettin Çetin Kaya’nın yanısıra akademisyenler ve birçok dinleyici katıldı.
Kıbrıs’ın Varlığı Tehlikede
Konferansta konuşan KKTC Eski Büyükelçisi Dr.A. Zeki Bulunç, medyada Kıbrıs’ın yok sayıldığını ve gerçeklerin saklandığını ifade etti. Son dönemde yaşanan Kıbrıs görüşmelerine de değinen Bulunç, hükümetin Kıbrıs politikalarının yanlış olduğunu kaydetti. Son dönemlerde tartışılan Kıbrıs görüşmelerinde ulusal ve devlet çıkarlarının dikkate alınmadığını söyleyen Bulunç, ileriki dönemlerde Kıbrıs’ın varlığının sarsılabileceği uyarısında bulundu. Kıbrıs Harekâtı’ndan sora pekiştirilen garantörlük haklarının son görüşmelerle tehlikeye girdiğine vurgu yapan Bulunç, “garantörlük hakkı olmasaydı Bosna’da yaşanan olaylardan farkımız kalmazdı” dedi. 2002 yılından sonra AKP döneminde Kıbrıs Politikası’nın 180 derece değiştiğini belirten Bulunç, bu politikanın Avrupa Birliği temelli bir yaklaşımı öngördüğüne vurgu yaptı.
Annan Planının İzleri Silinmedi
Geçmişte rafa kaldırılan Annan Planı’nın içeriğinin hala silinmediği belirten Bulunç, şöyle konuştu: “Annan Planı KKTC halkına çeşitli yöntemler kullandırmak sureti ile kabul ettirilmiş. Güney Kıbrıs’ın reddetmesi ile birlikte Annan Planı ortadan kalkmıştır. Ama buradaki önemli konu ise Annan Planı’nda düşülen geri nokta kapatılamamıştır. Daha sonra 2006 yılında Ganbali antlaşması ile ortaya koyulan plan çerçevesindeki mutabakat imzalanmış. Ondan sonra imzalanan 2008 ve 2014’deki mutabakatlar benzer nitelikte olup bu anlaşmalarla Kıbrıs Politikası ciddi anlamda mevzi kaybetmiş durumda. Dolayısı ile Kıbrıs politikasının değiştirilmesi ile birlikte ulusal çıkarlarımız kaygan bir zemine girmiştir. Biz Annan planını kabul etmekle en büyük tavizi ortaya koyduk.”
Türkiye İlk Kez Rum Kesimini Muhatap Aldı
Son dönemdeki Kıbrıs çevresindeki petrol ve doğal gaz aramalarına da değinen Bulunç, bulunan madenlerin Avrupa’ya gitmesinin tek yolunun Türkiye olduğunu söyleyerek, “Afrodit Bölgesi diye adlandırılan bölgede Rum kesiminin Norveç şirketi aracılığı ile bulduğu doğal gaz yatakları var. Yine aynı bölgede Nobel Şirketi ile İsrail’in bulduğu doğal gaz yatakları var. Bu gazın da Türkiye üzerinden geçecek olması nedeniyle ‘biran önce uzlaşma olsun, çözüm olsun’ baskıları sonucunda Denktaş’ın kabul ettiği bir takım unsurlar yok sayılarak Rumların tezlerine yakın bir zemin hazırlanmış durumda. Son görüşmelerde 2008 mutabakatının benzeri ortaya konulmuştur. Şimdi o zemin üzerinden görüşmeler sürdürülüyor. Bu süreç ABD’nin devreye girmesi ile başlamış ve ilk kez Türkiye, Rum kesimini muhatap almıştır. Bu bizim açımızdan son derece tehlikelidir. Çünkü biz halk kimliğimizi kullanmak zorundayız. Geleceğimiz tehlikeyi girer. Ve bu durumda Kıbrıs’ı kaybetmemiz demektir. Çünkü verilen her taviz yeni tavizleri getirir” dedi.
Erbakan Hoca, Yunan Cuntası’na Dur Dedi
Bulunç, 1974 barış harekâtında 15 Temmuz’da Yunan Cuntası’nı durduran o günün koalisyon hükümetindeki Erbakan Hoca’nın ve diğer devlet adamlarının devletin çıkarlarını her şeyin üstünde tutarak, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın gerçekleştirildiğini ifade etti. Yapılan harekâtın ‘yeniden doğuş’ demek olduğunu söyleyen Bulunç, “Eğer bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Kıbrıs halkı egemen olarak yaşıyorsa, Türkiye Güneyden gelecek tehlikelere karşı korunuyorsa bunu Kıbrıs Barış Harekâtı’na borçludur. Harekâttın emrini veren devlet adamlarına borçludur. Bu harekât ulusal çıkarları dikkat alan politikaların eseridir” dedi.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.